Siyasette sözler kadar görüntüler de önemlidir. Hatta bazen bir fotoğraf karesi, günlerce yapılan konuşmalardan çok daha fazla şey anlatır. Hele ki siyasi geçmişinizle bugünkü tutumunuz arasında belirgin bir fark varsa, o görüntünün kamuoyunda sorgulanması kaçınılmazdır.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında Anıtkabir ziyaretinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile kol kola merdivenlerden inmesi de tam olarak böyle bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Elbette Cumhuriyet Bayramı gibi millî bir günde siyasi liderlerin bir araya gelmesi, yan yana durması ve ortak değerler etrafında buluşması başlı başına eleştirilecek bir durum değildir. Aksine, millî meselelerde birlik ve beraberlik görüntüsü verilmesi son derece kıymetlidir. Ancak mesele, aynı siyasi aktörlerin dün söyledikleriyle bugün sergiledikleri tutum arasındaki mesafenin ne kadar açıldığıdır.
İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın söz konusu görüntüye tepki göstererek X hesabından rahatsızlığını dile getirmesi, tartışmanın yalnızca partiler arasındaki bir mesele olmadığını ortaya koydu. Demek ki bu görüntü, İYİ Parti içerisinde de sorgulanması gereken bir siyasi karşılık bulmuş durumda.
Şimdi asıl soru şu: Müsavat Dervişoğlu, kendi milletvekilinin bu çıkışına nasıl karşılık verecek?
Bu sorunun cevabını henüz bilmiyoruz. Ancak geçmişte yaşananlar, kamuoyunun bu soruyu sormasını son derece anlaşılır kılıyor.
Hatırlayalım…
Geçmişte Şanlıurfa’da belediye başkanlığı ve milletvekilliği yapan, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı görevinde bulunan Ahmet Eşref Fakıbaba, AK Parti’den ayrıldıktan sonra İYİ Parti’ye katılmış ve Ankara milletvekili seçilmişti. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevini de üstlenen Fakıbaba, özellikle terörle mücadele ve Terörsüz Türkiye tartışmalarında benimsediği görüşlerle gündeme gelmişti.
Fakıbaba’nın siyasi tutumu nedeniyle parti yönetimiyle yaşadığı görüş ayrılıkları, istifa tartışmalarını beraberinde getirdi. Sürecin sonunda Fakıbaba hem İYİ Parti’den hem de milletvekilliğinden istifa etti.
Burada asıl üzerinde durulması gereken konu, bir siyasetçinin hangi görüşü savunduğundan çok, farklı görüşlere karşı nasıl bir siyasi yaklaşım sergilendiğidir.
Bir siyasi partide genel başkanın görüşleri elbette önemlidir. Ancak demokrasi, yalnızca aynı düşünceleri paylaşan insanların bir arada bulunması değildir. Asıl demokrasi, farklı görüşlerin konuşulabildiği, eleştirilerin ifade edilebildiği ve siyasi anlaşmazlıkların baskı yerine diyalogla çözülebildiği bir anlayışı gerektirir.
Fakıbaba’nın görüşleri nedeniyle yaşanan süreçte gösterilen yaklaşım ile bugün Erhan Usta’nın açıklaması karşısında sergilenecek tutum, bu açıdan önemli bir sınav olacaktır.
Peki, mesele gerçekten ilke mi, yoksa kişiye ve koşullara göre değişen bir siyasi tutum mu?
Dervişoğlu’nun geçmişte Devlet Bahçeli’ye yönelik sert eleştirileri hafızalarda. Özellikle Terörsüz Türkiye tartışmaları üzerinden Bahçeli’nin siyasi yaklaşımını ağır ifadelerle eleştiren, Meclis kürsüsünden ip atma eylemiyle gündeme gelen Dervişoğlu’nun bugün aynı Bahçeli ile kol kola görüntü vermesi, doğal olarak geçmişteki söylemlerinin yeniden hatırlanmasına yol açtı.
Burada yanlış anlaşılmaması gereken bir nokta var: Siyasette dün karşı çıktığınız bir isimle bugün yan yana gelmeniz tek başına tutarsızlık anlamına gelmez. Şartlar değişebilir, siyasi değerlendirmeler yeniden yapılabilir ve dün eleştirilen bir konuda bugün farklı bir tutum benimsenebilir.
Ancak böyle bir değişim söz konusuysa bunun kamuoyuna açıklanması, nedenlerinin ortaya konulması ve siyasi söylemle davranış arasındaki ilişkinin anlaşılır hâle getirilmesi gerekir.
Aksi hâlde dün ağır sözlerle eleştirilen bir siyasi liderle bugün verilen samimi görüntü, kaçınılmaz olarak soru işaretleri doğurur.
Dervişoğlu’nun Bahçeli ile kol kola merdivenlerden inmesi, millî bayramın birleştirici ruhu açısından olumlu bir görüntü olarak da değerlendirilebilir. Fakat aynı Dervişoğlu’nun geçmişte Bahçeli’ye yönelik sert çıkışları ve Fakıbaba ile yaşanan siyasi ayrılık düşünüldüğünde, kamuoyunun bu değişimin nedenlerini sorgulaması da son derece doğaldır.
Üstelik tartışma yalnızca Dervişoğlu’nun Bahçeli ile verdiği görüntüden ibaret değil. Asıl mesele, İYİ Parti yönetiminin farklı siyasi değerlendirmeler karşısında nasıl bir tavır alacağıdır.
Fakıbaba’nın görüşleri nedeniyle yaşanan süreçte gösterilen yaklaşım ile Erhan Usta’nın bugünkü itirazı karşısında gösterilecek yaklaşım arasında bir fark olup olmayacağını zaman gösterecek.
Eğer bir siyasetçi, terörün sona ermesi, bölge insanının huzura kavuşması ve ekonomik refahın artması gibi hedefler üzerinden farklı bir değerlendirme yaptığında eleştirilip istifaya kadar uzanan bir süreçle karşılaşıyorsa, başka bir siyasetçinin de genel başkanının tutumuna itiraz ettiğinde aynı demokratik hoşgörüyle karşılanıp karşılanmayacağı önem kazanır.
Çünkü siyasi tutarlılık, yalnızca başkalarından hesap sorarken değil, kendi siyasi geçmişinizle yüzleşirken de kendini gösterir.
Siyasette ilke, kişiye göre değişmemelidir.
Bir gün sert sözlerle eleştirdiğiniz bir siyasi yaklaşımın karşısında dururken, başka bir gün hangi gerekçeyle farklı bir görüntü verdiğinizi açıklayabilmelisiniz. Aynı şekilde, bir milletvekilinin görüşünü beğenmediğinizde sergilediğiniz tavırla kendi siyasi tutumunuza itiraz edildiğinde sergileyeceğiniz tavır arasında da demokratik bir tutarlılık bulunmalıdır.
Müsavat Dervişoğlu’nun önünde şimdi önemli bir sınav var. Erhan Usta’nın çıkışına nasıl karşılık verecek? Kendi milletvekilinin eleştirisini demokratik siyasetin doğal bir parçası olarak mı görecek, yoksa parti disiplini üzerinden yeni bir tartışmanın kapısını mı aralayacak?
Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Ancak şurası açık: Siyasette tutarlılık, yalnızca söylenen sözlerle değil, o sözlerin arkasında durabilmekle ölçülür. Dün savunduğunuz ilkeler bugün de geçerliyse bunu davranışlarınızla göstermek zorundasınız. Görüşleriniz değişmişse de bunu kamuoyuna anlatabilmelisiniz.
Aksi takdirde siyaset, ilkelerin değil, şartlara göre değişen tutumların alanına dönüşür.
Ve unutulmamalıdır ki siyasetçiler bazen kürsüde söyledikleri sözlerle değil, verdikleri bir fotoğraf karesiyle de sınanırlar.
Şimdi gözler Müsavat Dervişoğlu’nda. Bakalım bu siyasi tutarlılık sınavından nasıl bir sonuç çıkacak?
Kalın sağlıcakla…










