Gözyaşı Servis Edilmez
Soğan Doğranır, Karakter İnşa Edilir
Mutfakta ağlamak serbesttir ama göstermek yasaktır.
Bu yazılı bir kural değildir; yıllarla öğrenilir.
Bir usta aşçı soğan doğrarken gözyaşı döker.
Ama o gözyaşı yalnızca soğanın değil;
yorgunluğun, baskının, sorumluluğun, kimseye belli etmeden taşınan yüklerin sonucudur.
Biz gözyaşımızı gizli dökeriz.
Çünkü bu meslek, duyguların servis edilmediği bir meslektir.
Tabak çıkar, lezzet çıkar, emek çıkar…
Ama yaş mutfakta kalır.
Bir ustanın gözyaşını kimseye emanet edemezsiniz.
Nasıl ki emeğini, bilgisini, reçetesini kolay kolay teslim etmez;
o gözyaşı da onun karakteridir.
Mesleğin onurudur.
Dışarıdan bakıldığında aşçılık;
alkış, övgü, tabak fotoğrafları ve parlak mutfaklar gibi görünür.
Oysa içeride ayakta geçen saatler vardır.
Hata yapma lüksü olmayan servisler, susarak yutulan cümleler, devam etmek zorunda olunan günler…
Soğan doğrarken akan yaş, bu mesleğin insan yanıdır.
Ama usta o yanını mutfağın içinde bırakır.
Önlüğünü düzeltir, bıçağını siler, servise çıkar.
Çünkü bu meslek ağlayarak değil, dayanarak öğrenilir.
Şikâyetle değil, sabırla yürütülür.
Aşçının gözyaşı zayıflık değildir.
O, ustalığın bedelidir.
Ve bazı bedeller alkışla değil, sessizlikle ödenir.









