Fatma Ece Gödeoğlu Yazıları

Fatma Ece Gödeoğlu
Fatma Ece Gödeoğlu
Yazarın Profili
01.08.2026 11:13

Yaralı Bir Kalp, Keskin Bir Bıçak Olabilir mi?

Haber Detay Image

Geçtiğimiz günlerde bir sergide gördüğüm tabloyu hiç unutamıyorum: Kırık bir cam parçasından yapılmış mükemmel bir ayna. Uzaktan bakıldığında büyüleyici bir ışık kırılması sunuyordu. Ancak ona dokunmaya kalkıştığınızda, elinizi kanatması kaçınılmazdı. Tablonun adı ise manidardı: “Benim Yaralarım.”

İlişkilerimizde sıkça düştüğümüz en büyük yanılgı, bu kanatan aynalara hayranlıkla bakıp, elimizden akan kanı görmezden gelmektir.

Mazeret Üretme Fabrikası: Çocukluk Travmaları

Psikoloji dünyası bize çocukluk yaralarının insan ruhundaki derin izlerini öğretirken, harika bir kapı araladı. Ancak biz o kapıdan içeri girerken yanlış bir şeyi de beraberimizde taşıdık: Sorumsuzluğun meşrulaştırılması.

Bir insanın çocukluğunda sevgisiz büyümesi, bir çiçeğin sussuz kalması gibidir; trajiktir, üzücüdür ve şefkat gerektirir. Fakat susuz kalmış bir çiçeğin, sırf kendi kurudu diye yanındaki bitkinin toprağını zehirleme hakkı var mıdır?

Bir trafik kazasında bacağını kaybeden birine derin bir empati duyarız.

Ancak aynı kişinin, sırf bacağı protez diye direksiyon başına geçip yayaları ezmesini “Ama geçmişte kaza geçirmişti” diyerek bağışlamayız.

İşte tam bu noktada, “gerekçe” ile “mazeret” arasına aşılmaz bir duvar örmek zorundayız. Bir insanın neden empati yoksunu veya kırıcı olduğu geçmişiyle açıklanabilir, ama bu durum o kişinin bugünkü yıkıcı eylemlerini asla haklı çıkaramaz.

Seçici Kontrol: Kulis ve Sahne

Narsisistik yapılar veya duygusal manipülatörler için en sık söylenen yalan, onların bu öfke ve kırıcılığı “engelleyemedikleridir”. Oysa bu durum bilinçsiz bir kriz değil, son derece profesyonel bir sahne yönetimidir.

Düşünün ki, işte patronuna veya arkadaşına karşı dünyanın en kibar, en anlayışlı insanı olan biri; eve gelip kapıyı kapattığında partnerine zihinsel bir işkence çektiriyor. Eğer bir insan patronunun yanında “öfkesini kontrol edebiliyor”, ama evdeki yalnız insana karşı o kontrolü “kaybediyorsa”; bu bir yetersizlik değil, açık bir tercihtir. Nerede duracağını ve kime ne kadar zarar verebileceğini gayet iyi biliyordur.

Yanan Evden Çıkan Yangın Söndürücü Olmalıdır

Geçmişiniz karanlık olabilir. Belki de siz büyürken ruhunuzun odalarında hiç ışık yanmadı. Bu sizin suçunuz değildi. Ancak bir yetişkin olduğunuzda, o karanlık odaların ışıklarını yakmak tamamen sizin sorumluluğunuzdadır.

“Hiç kimse bir başkasının ruhsal pansumanı, rehabilitasyon merkezi veya travma süngeri olmak zorunda değildir.”

Kendi evi yandı diye komşusunun evine kibrit çakamaz kimse. Başkalarının ışığını söndürerek kendi içinizdeki karanlığı aydınlatamazsınız. Yaralı bir çocuk olmak sizin elinizde değildi; ama yaralı bir bıçak olup başkalarını kesmek tamamen sizin yetişkinlik seçiminizdir.

Günün sonunda, çocukluğunuzdan sorumlu olmayabilirsiniz; fakat bir yetişkin olarak başkalarının hayatında bıraktığınız enkazın faturası yalnızca size aittir. İyileşmek bir lüks değil, bir insani sorumluluktur.

Yazarın Yazıları