İnternetin sözlüğü her gün biraz daha büyüyor. Dün hayatımıza giren bir kelime bugün unutuluyor; başka bir kelime birkaç hafta içinde milyonlarca insanın diline yerleşiyor. “Mogging” ise kalıcı olmaya aday ifadelerden biri. Çünkü yalnızca yeni bir internet şakası değil, modern insanın giderek daha fazla maruz kaldığı bir duyguyu tanımlıyor: Başkasının yanında sönük kalmak.
Kelimenin kendisi yeni olabilir, fakat anlattığı durum değil.
Bir odaya girersiniz ve yanınızdaki kişinin bütün dikkatleri üzerine çektiğini fark edersiniz. Bir fotoğrafta başka biri sizden daha uzun, daha atletik ya da daha karizmatik görünür. Bir toplantıda aynı pozisyondaki başka birinin özgüveni daha fazla dikkat çeker. İnternet bütün bu anları tek bir kelimeyle açıklamaya hazır: Mogging.
En basit anlamıyla mogging, bir kişinin fiziksel görünüm, karizma, statü veya başka bir özellik bakımından diğer kişiyi belirgin biçimde gölgede bırakması anlamında kullanılıyor. Terim özellikle erkeklerin fiziksel görünüşlerini karşılaştırdığı bazı internet topluluklarında yaygınlaştı; daha sonra Reddit, TikTok, X ve YouTube gibi platformların etkisiyle daha geniş bir internet jargonuna taşındı.
Bugün ise kelimenin kullanım alanı fiziksel görünümün çok ötesine geçmiş durumda. “Para mogging”, “başarı mogging” veya “zeka mogging” gibi ifadeler aynı mantığın farklı versiyonlarını anlatıyor: İki insan karşılaştırılıyor ve biri, belirli bir ölçüte göre diğerinden daha üstün kabul ediliyor. Asıl ilginç olan da burada başlıyor.
Bir fotoğraf karesine sığdırılan hiyerarşi
İnsanlar tarih boyunca birbirleriyle kıyaslandı. Kim daha güzel, kim daha güçlü, kim daha zengin, kim daha başarılı? Bu sorular yeni değil. Yeni olan, karşılaştırmanın artık sürekli görünür olması.
Sosyal medya, hayatı devasa bir vitrine dönüştürdü. Instagram'da en iyi fotoğrafımızı, TikTok'ta en eğlenceli anımızı, LinkedIn'de en başarılı tarafımızı gösteriyoruz. Başkasının hayatına baktığımızda ise onun bütün yaşamını değil, seçilmiş anlarını görüyoruz.
Buna rağmen zihnimiz bu görüntülerden sonuç çıkarmaya devam ediyor.
Kim daha iyi görünüyor?
Kim daha başarılı?
Kim daha çok kazanıyor?
Kim daha fazla ilgi görüyor?
Mogging, işte bu karşılaştırma mekanizmasına kısa ve mizahi bir isim veriyor.
Ancak mizahın altında ciddi bir psikolojik dinamik bulunuyor. İnsan, kendisini başkaları üzerinden değerlendirmeye başladığında kendi değerini de dışarıdaki ölçülere bağlamaya başlıyor. Bir başkasının daha iyi görünmesi, zamanla kişinin kendisini kötü hissetmesine dönüşebiliyor.
“Ben yeterince iyi değilim” düşüncesi, böylece “O beni mogladı” cümlesine tercüme ediliyor.
İlk bakışta daha hafif görünüyor. Ama mekanizma değişmiyor.
Görünüş ne zaman statüye dönüşüyor?
Mogging'in yükselişi, görünüşün sosyal hayattaki rolü üzerine de düşündürüyor.
Boy, yüz hatları, vücut yapısı, kıyafetler, saç, beden dili ve fiziksel kondisyon gibi özellikler elbette insanların birbirlerini algılama biçiminde rol oynayabilir. Fakat sorun, bu özelliklerin yalnızca estetik unsurlar olmaktan çıkıp insanın sosyal değerini belirleyen ölçütlere dönüşmesiyle başlıyor.
Bir insanın daha yakışıklı olması, daha değerli olduğu anlamına gelmez. Daha uzun olması, daha başarılı olacağı anlamına gelmez. Daha atletik görünmesi, daha zeki veya daha iyi bir insan olduğu sonucunu doğurmaz. Mogging kültürü ise bazen bütün bu karmaşık özellikleri tek bir hiyerarşiye indirgemeye eğilimli.
İşte bu nedenle kavram, masum bir internet şakasından daha fazlasını anlatıyor.
Zuckerberg'in fotoğraflarındaki ironi Mark Zuckerberg'in internet kültüründe sık sık “mogging” üzerinden yorumlanması bu açıdan oldukça ironik.
Teknoloji dünyasının en tanınmış girişimcilerinden biri olan Zuckerberg, ekonomik gücü ve toplumsal etkisi son derece yüksek olmasına rağmen fiziksel görünümün öne çıktığı fotoğraflarda başka insanlarla karşılaştırılabiliyor. Yanındaki kişi daha uzun, daha atletik veya daha dikkat çekici göründüğünde, internet birkaç saniyelik görüntü üzerinden bir “kazanan” ve “kaybeden” yaratabiliyor.
Oysa fotoğrafın göstermediği şeyler çok daha fazla.
Kimin daha iyi bir yönetici olduğu, kimin daha yaratıcı olduğu, kimin daha başarılı olduğu veya kimin hayatında ne kadar emek harcadığı tek bir kareden anlaşılamaz.
Kamera yalnızca görüntüyü kaydeder.
İnternet ise o görüntüye bir hiyerarşi ekler.
Mogging'in temel paradokslarından biri tam olarak budur: İnsan hayatının karmaşıklığı, birkaç saniyelik görsel karşılaştırmaya indirgenir.
İncel kültüründen ana akım jargona
Mogging'in kökeni, incel kültürü ve looksmaxxing gibi internet topluluklarıyla yakından bağlantılı. Bu çevrelerde fiziksel görünüm, erkeklik ve romantik başarı arasında güçlü ilişkiler kuran söylemler bulunuyor.
Looksmaxxing ise genel olarak kişinin fiziksel görünümünü mümkün olduğunca geliştirmeye çalışmasını ifade ediyor. Bakım, spor, giyim ve benzeri alanlarda kendini geliştirmek elbette başlı başına sorunlu bir davranış değil.
Sorun, kişisel gelişimin bir noktadan sonra sürekli bir sıralama yarışına dönüşmesi.
“Kendimi nasıl daha iyi hissederim?” sorusu yerini “Kimden daha üstünüm?” sorusuna bıraktığında, gelişim fikri de değişiyor.
Artık amaç kendimizi geliştirmek değil, başkasını geride bırakmak oluyor.
Bu mantık yalnızca erkekleri de etkilemiyor. Kadınların ve erkeklerin fiziksel özellikler üzerinden sınıflandırıldığı bir kültür, sonunda herkesi aynı yarışın içine sokuyor.
Mogging'in karanlık tarafı
İnternet kültürünün güçlü yanı, karmaşık duygulara isim verebilmesi. Zayıf yanı ise bazen bu duyguları normalleştirmesi. “Moglandım” demek, “kendimi yetersiz hissettim” demekten daha eğlenceli olabilir.
Ama sürekli olarak insanların kim tarafından gölgede bırakıldığını konuştuğumuzda, farkında olmadan görünüşü bir sosyal değer ölçüsüne dönüştürüyoruz.
Üstelik bu mantığın sınırı da yok. Bugün görünüş, yarın para, ertesi gün kariyer, sonra takipçi sayısı, sosyal çevre, otomobil, ev veya yaşam tarzı...
Her alanda bir başkasının bizden daha ileride olduğunu bulabiliriz.
Böyle bir yarışın doğal sonucu ise tatminsizlik.
Çünkü karşılaştırma sisteminin sonu yoktur.
Her zaman daha uzun biri vardır. Daha zengin biri. Daha başarılı biri. Daha genç biri. Daha güzel biri. Daha popüler biri. Dolayısıyla mesele, bu yarışta birinci olmak değil; yarışın hiç bitmeyeceğini fark etmektir.
Bir başkasının gölgesinde kalmak değersiz olmak değildir
Mogging bize belki de en basit ama en önemli gerçeği hatırlatıyor: İnsanların birbirinden farklı olması, birinin diğerinden daha değerli olduğu anlamına gelmez. Bir arkadaşımız bizden daha çekici görünebilir. Bir meslektaşımız daha başarılı olabilir. Bir başka insan daha özgüvenli, daha zengin veya daha sosyal olabilir. Bütün bunlar mümkündür.
Ama bunların hiçbiri bizim değerimizi otomatik olarak azaltmaz. Aynı şekilde bizim bir ortamda daha dikkat çekici olmamız da yanımızdaki insanı daha değersiz yapmaz. Belki de mogging'e verilebilecek en sağlıklı cevap budur: Karşılaştırmayı inkâr etmek değil, ona gereğinden fazla anlam yüklememek. İnternet jargonu eğlenceli olabilir. Memeler komik olabilir. İnsanların fotoğraflar üzerinden birbirleriyle şakalaşması da internet kültürünün bir parçasıdır.
Fakat bir şaka, hayat felsefesine dönüştüğünde sorun başlar. Çünkü insanın değeri, yanında kimin durduğuna göre değişmez.
Bir fotoğrafta gölgede kalabilirsiniz. Bir toplantıda daha az dikkat çekebilirsiniz. Başka biri sizden daha başarılı olabilir. Bütün bunlar hayatın olağan parçalarıdır. Asıl mesele, bunları kendimize dair nihai bir hükme dönüştürmemektir. “Mogging” çağın yeni kelimelerinden biri olabilir. Fakat arkasındaki duygu eski: başkalarıyla kıyaslanma ve yetersiz kalma korkusu. Belki de yapılması gereken, bu duyguyu yok etmeye çalışmak değil, onun hayatımızı yönetmesine izin vermemek. Çünkü hayat, kimin kimi gölgede bıraktığının kaydını tutan bir fotoğraf albümü değil. Ve hiç kimse, bir başkasının yanında sönük kaldığı için değersiz değil.










