Ayyüce Hilal Akyol Ünek Yazıları

Ayyüce Hilal Akyol Ünek

39. Yokluğunda Cemil Meriç

13.06.2026 21:36
Haber Detay Image

Solun sağı ya da sağın solu, Doğunun Batısı ve de Batının Doğusu. Onu okuyanlarınız bilir ki Cemil Meriç’ten Bahsediyorum.

Vefatının 39. Yılında unutulmamış olması, devletin en tepesinden en altına rahmetle anılması bana umut kaynağı oldu.

"Müellifi olduğu eserlerle, edebiyatımıza kazandırdığı tercümelerle, ilim ve düşünce dünyamıza yaptığı eşsiz katkılarla gönüllerde müstesna bir yere sahip olan kıymetli mütefekkir Cemil Meriç'i vefatının 39'uncu yılında rahmetle yad ediyorum" diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’a, Bakanlardan Milletvekillerine, Milletvekillerinden Daire Başkanlarına, eli kitap tutan, onun cümleleriyle tanışıp aydınlığından ateş alan her bir isim onu rahmet ve minnetle andı.

Her birinin cümlesinde ortak payda büyük mütefekkir vurgusuydu ki bu sıfatı ondan çok hak eden yoktur kanaatimce.

Edebiyat, tarih, sosyoloji ve felsefe alanında yazdığı 12 eserin tümüyle ve çok sayıdaki çevirisiyle; bu kadim coğrafyada düşünce ufkumuzu genişleten yaşadığı dönemde hak ettiği değeri bulamamış, kimsenin tanımına sığmamış, kalıpları kırmış, ezberi bozmuş naif bir düşünce ehli.

Naif diyorum, çünkü ilk okuduğumda bundan öte ne denebilir, nasıl ifade edilebilir ki sevgi diye bilincimin altına üstüne işleyen o sözleri unutmak mümkün değil:

Meriç’in, Lamia Hanıma yazdığı bir mektubunda: "Sen kalbi bir gözyaşı kadar temiz ve bir çocuk bakışı kadar aydınlık bir insansın. Çöldeki çakallar su içmiş. Kaynağa ne? Kaynak daima serin, daima temiz." Kelimeleriyle ifadesini bulan o sevgi başka hangi kalpte bu denli güzel işlenebilir ve demlenip vücuda gelebilir.

Meriç’in Coğrafya Öğretmeni eşi Fevziye Menteşoğlu’na değil İngilizce Öğretmeni Lamia Hanıma yazdığı mektuplarla anılıyor olması sizi şaşırtmasın. Şaşırtmasın çünkü gözlerini kaybedip kör olduğu dönem Lamia Hanıma yazılan mektupları kaleme alana ve Lamia Hanım’a gönderen bizzat eşi Fevziye Hanımdır.

Hatta Meriç’in bunun için, yukarıda bir örneğini paylaştığım o naif sözleri bir başka kadın için eşinin eliyle yazdırıp gönderttiği için ara ara durup eşine; haksız mıyım ya da seni yaralıyor muyum diye kaygıyla sorduğu anlatılır ki eşi Fevziye Hanım her defasında hayır cevabıyla karşılık verir ona.

Eşi Fevziye Hanım kıskanmaz mı kıskanıyordur elbette ama bilir ki sevdiği adam gözlerini kaybetmiş ve yaşadığı tüm diğer güçlükler ve bunalımlarla hayata tutunacak bir liman olmuştur Lamia Hanım.

Sineye çeker. Cemil Meriç söyler, o yazar. Lamia Hanım yazar, Cemil Meriç’e o okur.

Bugün bunu anlamak, buna katlanmak, bunu yaşamak mümkün mü? Zor. Ne o sine var kimse de ne de o sevgi.

Yazarın Tüm Yazıları