29 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Tebliğ değişikliği, fiziki karşılığı bulunan kıymetli madenlerin dijital varlığa dönüştürülmesine ilişkin yeni bir hukuki çerçeve getirdi. Düzenleme, yayımlandığı gün yürürlüğe girdi.
İlk bakışta bu değişikliği “Türkiye’de altın tokenizasyonu başlıyor” şeklinde okumak mümkün. Ancak metin dikkatle incelendiğinde, düzenlemenin doğrudan serbest bir tokenizasyon alanı oluşturmadığı görülüyor. Asıl yaklaşım; kıymetli madenlerin kontrollü, izlenebilir ve kayıtlı bir sistem içinde dijitalleştirilmesi.
Üstelik Tebliğ yalnızca altına özgü bir düzenleme de değil. Metin, daha genel bir ifadeyle “işlenmemiş kıymetli madenlerin” dijital kıymetli madene dönüştürülmesini ele alıyor.
Tebliğ tam olarak ne getiriyor?
Yeni düzenlemeye göre, belirli bir saflık ve ağırlıktaki işlenmemiş kıymetli madenin öncelikle birebir fiziki karşılığının bulunması gerekiyor. Bu fiziki karşılık Darphane veya Borsa nezdinde saklanacak.
Ardından söz konusu kıymetli maden, Borsa üyeleri arasında transferine imkân sağlayan ve dağıtık defter teknolojisi altyapısına sahip bir sistem üzerinden dijital kıymetli madene dönüştürülebilecek.
Burada küçük fakat önemli bir ayrım var: Tebliğ doğrudan “blockchain” ifadesini değil, daha geniş bir kavram olan “dağıtık defter teknolojisi” ifadesini kullanıyor. Dolayısıyla düzenleme belirli bir blokzincir ağına veya teknik mimariye bağlı değil.
Dönüşüm işlemi de herhangi bir özel şirket, rafineri veya teknoloji girişimi tarafından serbestçe gerçekleştirilemeyecek. Bu yetki, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında faaliyet gösteren merkezi takas kuruluşlarına bırakılmış durumda.
Ayrıca hem kıymetli madenin dijital kıymetli madene dönüştürülmesi hem de oluşturulan dijital varlığın Borsada işlem görmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü aranacak.
Bu yapı, farklı düzenleyici kurumların görev alanlarının kesiştiği konularda ilgili kurumun görüşünün alınmasına dayanan kurumlar arası yetki paylaşımını da açık biçimde ortaya koyuyor.
Serbestçe çıkarılabilecek bir “altın token” söz konusu değil
Tebliğ, herkesin fiziki altına dayalı bir token çıkarabileceği veya bu tokenı kripto varlık platformlarında listeleyebileceği bir sistem kurmuyor.
Aksine oldukça kapalı ve kontrollü bir model öngörülüyor:
Fiziki karşılık Darphane veya Borsa nezdinde saklanacak, dönüşüm merkezi takas kuruluşunca yapılacak, transferler Borsa üyeleri arasında gerçekleşecek ve hem dönüşüm hem de Borsada işlem görme bakımından Bakanlığın uygun görüşü alınacak.
Bu nedenle düzenlemeyi, serbest bir altın tokenizasyonu pazarının önünü açan genel bir izin olarak değerlendirmek doğru olmaz.
Bununla birlikte Tebliğ, fiziki kıymetli madenlerin dağıtık defter teknolojisi kullanılarak dijital varlığa dönüştürülebileceğini açıkça kabul ediyor. Bu yönüyle, kontrollü bir tokenizasyon modelinin hukuki zeminini oluşturduğu da söylenebilir.
Dijital kıymetli maden, kripto varlıktan ayrı tutuluyor
Düzenlemenin en dikkat çekici bölümlerinden biri, oluşturulacak dijital kıymetli madenin hukuki niteliğine ilişkin.
Tebliğ, söz konusu dijital varlığın;
sermaye piyasası aracı, sermaye piyasası araçlarına özgü hak sağlayan kripto varlık veya kripto varlık platformlarında işlem gören kripto varlık olarak nitelendirilmeyeceğini açıkça belirtiyor.
Bu nedenle ortaya çıkan varlık, en azından bu düzenleme bakımından ayrı bir kategori altında ele alınıyor:
Gayri maddi varlık niteliğindeki dijital kıymetli maden.
Bu ayrım önemli. Çünkü metin, dağıtık defter teknolojisi kullanılan her dijital varlığın kendiliğinden “kripto varlık” olarak kabul edilmeyeceğini gösteriyor. Teknolojik altyapı ile varlığın hukuki niteliği aynı şey değil.
Bir varlığın dağıtık defter teknolojisi üzerinde oluşturulması, tek başına onun kripto varlık platformlarında işlem gören bir kripto varlık olduğu anlamına gelmiyor.
Ayrıntılar henüz belli değil
Tebliğ, sistemin temel sınırlarını çiziyor ancak uygulamanın bütün ayrıntılarını belirlemiyor.
Dijital kıymetli madenin nasıl oluşturulacağı, kayıtların nasıl tutulacağı, dönüşüm ve işlem süreçlerinin nasıl yürütüleceği gibi konular daha sonra yapılacak düzenlemelere bırakılmış durumda.
Bu usul ve esaslar, Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Borsa tarafından belirlenecek.
Dolayısıyla bugünkü düzenlemeden hareketle bireysel yatırımcıların sisteme nasıl erişeceği, dijital varlığın fiziki kıymetli madene nasıl dönüştürüleceği, fiziki teslim imkânı bulunup bulunmayacağı veya ikincil piyasa işlemlerinin nasıl yürütüleceği konusunda kesin bir sonuca varmak henüz mümkün değil.
Bunların cevabı, Borsa tarafından hazırlanacak uygulama düzenlemelerinde ortaya çıkacak.
Buradaki “Borsa” ifadesinin kripto varlık alım satım platformlarını değil, Borsa İstanbul A.Ş.’yi ifade ettiğini de özellikle belirtmek gerekiyor.
Daha önce dijitalleştirilen varlıklar ne olacak?
Tebliğ, yürürlüğe girdiği tarihten önce dijital kıymetli madene dönüştürülmüş varlıklar bakımından da bir geçiş hükmü getiriyor.
Bu varlıkların Borsada işlem görebilmesi için de Bakanlığın uygun görüşü aranacak.
Ancak bu hüküm, daha önce dijitalleştirilen bütün varlıkların geçersiz hâle geldiği anlamına gelmiyor. Düzenleme yalnızca bunların Borsada işlem görmesini Bakanlığın uygun görüşüne bağlıyor.
Düzenlemenin diğer ayağı: KMTS
Tebliğ değişikliği yalnızca dijital kıymetli madenlerle ilgili değil.
Düzenlemenin diğer bölümünde, Bakanlığa daha önce başvurmuş ve başvuru değerlendirme süreci devam eden Türkiye’de yerleşik belirli tüzel kişilere Kıymetli Maden Takip Sistemi kapsamında üretim yapma zorunluluğu getiriliyor.
Bu kapsamdaki rafinerilerin, Tebliğin yürürlüğe girmesinden itibaren bir ay içinde KMTS kayıt işlemleri için Darphaneye başvurması gerekiyor.
Darphane tarafından kayıt işlemleri onaylandıktan sonra ise daha önce üretilmiş ancak henüz satılmamış standart işlenmemiş ve basılı kıymetli madenlerin bir ay içinde KMTS’ye kaydedilmesi zorunlu tutuluyor.
Bu hükümler de değişikliğin genel yaklaşımını gösteriyor: Dijitalleşme ile birlikte kıymetli madenlerin üretim, kayıt ve takip süreçlerinin daha kontrollü hâle getirilmesi.
Dijital Kıymetli Madenin Hukuki Konumu
Tebliğ, “dijital kıymetli madeni” sermaye piyasası araçlarından ve kripto varlık platformlarında işlem gören kripto varlıklardan ayırarak gayri maddi varlık niteliğinde ayrı bir kategori olarak konumlandırıyor.
Dünyadaki Benzer Modeller: PAXG ve XAUT
Dünyadaki yakın örneklerden PAX Gold (PAXG) ve Tether Gold (XAUT), profesyonel kasalarda saklanan fiziki altını dijital ortamda temsil ediyor. Her iki üründe de bir token, esas olarak bir ince troy ons fiziki altına karşılık geliyor. Tokenlar açık blokzincirlerde transfer edilebiliyor ve belirli şartlarla nakde veya fiziki altına dönüştürülebiliyor.
Bununla birlikte Türkiye’de öngörülen model bu ürünlerden önemli ölçüde ayrılıyor. PAXG ve XAUT, özel kuruluşlarca ihraç edilen ve geniş kullanıcı kitlesine açık tokenlar. Tebliğ’deki sistemde ise fiziki karşılığın Darphane veya Borsa nezdinde saklanması, dönüşümün merkezi takas kuruluşlarınca yapılması ve Bakanlığın uygun görüşünün alınması gerekiyor.
Türkiye Modelinin Farkı
Dolayısıyla Tebliğ, serbestçe dolaşan klasik bir “altın token” modeli kurmuyor. Varlığın dijital temsili; aracı kurumlar, ticari bankalar, yatırım ve kalkınma bankaları, katılım bankaları, kıymetli madenler aracı kurumları, yetkili müesseseler ile kıymetli maden üretimi veya ticaretiyle uğraşan anonim şirketler gibi Borsa üyeleri arasında transfer edilebilecek.
Sonuç: Bu Tokenizasyon bildiğimiz tokenizasyon değil
29 Temmuz 2026 tarihli değişiklik, fiziki karşılığı bulunan kıymetli madenlerin dağıtık defter teknolojisi üzerinden dijitalleştirilmesine açık bir hukuki dayanak getiriyor.
Bu nedenle düzenlemenin, Türkiye’de altın ve diğer kıymetli madenlerin tokenizasyonu bakımından önemli bir adım olduğu söylenebilir.
Ancak bu adım, özel şirketlerin serbestçe altın tokenı çıkarabileceği veya bu varlıkların kripto platformlarında işlem görebileceği bir piyasa modeli anlamına gelmiyor.
Karşımızda; birebir fiziki karşılığa, merkezi takas kuruluşuna, Bakanlık uygun görüşüne, Borsa üyeleri arasındaki transfere ve Borsa tarafından belirlenecek kayıt düzenine dayanan kontrollü bir yapı bulunuyor.
Bu nedenle Tebliğin en doğru okuması şu olabilir:
Türkiye, kıymetli maden tokenizasyonunu serbest bırakmıyor; fiziki karşılığı bulunan dijital kıymetli madenleri kamu gözetimi altında işleyebilecek kurumsal bir sisteme bağlayarak ilk adımı atıyor diyebiliriz.
Aşağıda getirilen değişikliklerin Resmî Gazete'de yayımlandığı haliyle tam hali yer almaktadır:
29 Temmuz 2026 ÇARŞAMBA | Resmî Gazete | Sayı : 33324 |
TEBLİĞ | ||
Hazine ve Maliye Bakanlığından: | ||










