Bir kripto para dolandırıcılığı dosyasını çözmek, birkaç cüzdan adresini bir blokzincir gezginine yazıp ekrandaki transferleri sıralamak değildir. Sağlıklı bir kripto para bilirkişiliği ve blokzincir adli bilişim incelemesi ; işlemin kaynağını, varlığın hangi ağda hareket ettiğini, cüzdanlar arasındaki fon akışını, adres kümelerini, merkezi ve merkeziyetsiz servisleri, zincirler arası geçişleri ve nihayet paranın gerçek dünyadaki karşılığını birlikte inceler.
Çünkü blokzincir bize çoğu zaman paranın nereye gittiğini gösterir; fakat ekranda görülen bir adresin arkasındaki gerçek kişinin adını kendiliğinden söylemez. İşin adli bilişim tarafı tam burada başlar.
Kripto para bilirkişiliği tam olarak nedir?
Kripto para bilirkişiliği; Bitcoin, Ethereum, TRON ve benzeri blokzincirlerde gerçekleşen işlemlerin teknik olarak incelenmesi, fon akışlarının takip edilmesi, cüzdan ve servis ilişkilerinin analiz edilmesi ve ulaşılan bulguların denetlenebilir bir rapora dönüştürülmesidir. Amaç yalnızca işlem geçmişini çıkarmak değil, teknik veriden hangi sonucun güvenle çıkarılabileceğini de belirlemektir.
Bu ayrım önemlidir. Örneğin bir USDT transferinin belirli bir adrese ulaştığını tespit etmek başka şeydir; o adresin belirli bir kişi tarafından kontrol edildiğini söylemek başka şeydir. Daha da önemlisi, o kişinin suç işlediği sonucuna varmak bambaşka bir değerlendirmedir.
Blokzincir incelemesinde bu üç katmanın birbirine karıştırılmaması gerekir:
İşlem tespiti › cüzdan veya servis ilişkilendirmesi › gerçek kişiyle ilişkilendirme.
Özellikle son aşama çoğu dosyada yalnızca on-chain, yani zincir üzerindeki verilerle tamamlanamaz. Borsa KYC kayıtları, hesap hareketleri, IP ve cihaz kayıtları, banka transferleri, yazışmalar ve açık kaynak araştırması gibi zincir dışı veriler gerekir. Blockchain istihbaratında cüzdan atfı da esasen on-chain analiz ile off-chain delilin birlikte kullanılmasına dayanır.
Blokzincir adli bilişiminde bir para transferi nasıl takip edilir?
İyi bir incelemede hareket noktası “şüpheli cüzdan” değil, doğrulanabilir ilk işlem olmalıdır. Mağdurun gönderdiği kripto varlığın transaction hash’i, kullanılan ağ, token sözleşmesi, miktar ve zaman bilgisi belirlendikten sonra fon akışı ileri ve gerektiğinde geriye doğru takip edilir.
Pratikte izlediğimiz çalışma mantığı kabaca şöyledir:
İlk transferin transaction hash’i ve blok numarası doğrulanır.
Transferin hangi ağda ve hangi varlıkla gerçekleştiği belirlenir.
Gönderen ve alıcı adreslerin işlem yönü kontrol edilir.
Fonun bölünüp bölünmediği veya başka adreslerde birleştirilip birleştirilmediği incelenir.
İlişkili adresler bakımından clustering, yani cüzdan kümelendirme analizi yapılır.
DEX takasları, bridge geçişleri ve farklı blokzincirlere yapılan transferler takip edilir.
Fonun merkezi bir borsa, saklama hizmeti veya başka bir tanımlanabilir servise ulaşıp ulaşmadığı araştırılır.
Cüzdan atıfları mümkünse birden fazla veri kaynağıyla doğrulanır.
Sonuçlar ham blokzincir verisi, analiz yöntemi ve güven düzeyi birbirinden ayrılarak raporlanır.
Buradaki küçük bir hata bütün analizi başka yöne götürebilir. Özellikle Ethereum ve TRON gibi ağlarda yalnızca cüzdanın genel işlem geçmişine bakmak yeterli değildir; token transferinin hangi akıllı sözleşme üzerinden gerçekleştiği de kontrol edilmelidir.
USDT buna iyi bir örnektir. “USDT gönderilmiş” cümlesi teknik inceleme bakımından tek başına yeterli bilgi değildir. Hangi ağdaki USDT? Hangi sözleşme? Hangi transaction hash? Hangi alıcı? İşlem gerçekten transfer mi, yoksa bir DEX etkileşiminin parçası mı?
Adli bilişim raporunun sağlamlığı bu ayrıntılarda belli olur.
Bir kripto cüzdanının kime ait olduğu nasıl tespit edilir?
Bir cüzdan adresinin işlem geçmişini görmek kolaydır; cüzdanın arkasındaki kişiyi tespit etmek ise ayrı bir problemdir. Blokzincir adresleri kural olarak gerçek kişi adı taşımaz. Bu nedenle clustering ile attribution, yani kümelendirme ile gerçek dünya varlığına atıf, birbirinden ayrılmalıdır.
Bitcoin'de örneğin aynı işlemde birlikte harcanan girdiler belirli koşullarda ortak kontrol ihtimalini gösterebilir. Buna common-input veya co-spend heuristic denir. Ancak CoinJoin gibi birden fazla kişinin girdilerini aynı işlemde birleştiren yapılar bu çıkarımı bozabilir. Ethereum gibi hesap tabanlı ağlarda ise Bitcoin'deki yöntem doğrudan uygulanamaz; akıllı sözleşme ilişkileri, idari anahtarlar ve operasyonel davranışlar gibi farklı sinyaller incelenir.
Dolayısıyla “aynı cluster içinde görünüyor, aynı kişiye aittir” şeklinde otomatik bir sonuç kurulamaz.
Daha kritik bir örnek borsa yatırma adresleridir.
Bir kişinin Binance, OKX, Bybit veya başka bir merkezi platformdaki hesabına tahsis edilmiş bir yatırma adresi teknik olarak platformun cüzdan altyapısının parçası olabilir. Kullanıcı bu adresin faydalanıcısıdır; özel anahtarların fiilî kontrolü ise borsada olabilir. Bu ayrım yapılmadan hazırlanan bir analiz, borsanın yüzlerce veya binlerce adresini yanlışlıkla tek bir kullanıcıya mal edebilir. Chainalysis de bu noktada “operator” ile “beneficiary” ayrımının özellikle gözetilmesi gerektiğini açıkça vurguluyor.
İşte kripto adli bilişiminde araç kullanmakla, çıkan veriyi doğru yorumlamak arasındaki fark burada ortaya çıkar.
TRM, Chainalysis, Crystal, CipherTrace ve QLUE gibi araçlar ne sağlar?
Profesyonel blockchain istihbarat platformları, blokzincir gezginlerinin sunduğu ham işlem verisinin üzerine entity attribution, adres kümelendirme, risk sınıflandırması, grafik analizi, cross-chain takip ve soruşturma yönetimi gibi katmanlar ekler.
TRM Forensics; zincirler arası otomatik iz sürme, çoklu rota analizi, zincir dışı unsurların aynı soruşturma grafiğine eklenmesi ve bazı durumlarda sınırlı işlem bilgilerinden Bitcoin işlemi aramaya yarayan transaction fingerprinting gibi fonksiyonlar sunuyor.
Chainalysis Reactor ise adres ve servis atıflarını fon akışı grafikleriyle birleştirerek farklı blokzincirler, swap işlemleri, köprüler, DEX'ler ve belirli karıştırma servisleri üzerinden soruşturma yürütmeye imkân veriyor.
Crystal Intelligence tarafında otomatik clustering ile insan tarafından doğrulanmış attribution verisinin birlikte kullanılması dikkat çekiyor. Platform aynı zamanda cross-chain fon hareketlerini tek grafik üzerinde takip etme ve teknik bulguyu rapora dönüştürme üzerine kurulmuş durumda.
Blockchain Intelligence Group'un QLUE platformu da özellikle cüzdan ilişkilerinin grafik üzerinde incelenmesi, adreslerin bilinen servislerle ilişkilendirilmesi ve çoklu blokzincir soruşturmaları için kullanılan araçlardan biri.
Mastercard bünyesine katılan CipherTrace ise uzun süredir kripto istihbaratı, blockchain analytics ve finansal soruşturma alanlarında kullanılan çözümler arasında yer alıyor.
Ancak burada asıl mesele hangi logonun kullanıldığı değildir.
Aynı cüzdan farklı veri sağlayıcılarında farklı etiket veya risk değerlendirmesiyle karşılaşabilir. Bunun sebebi platformların attribution kaynakları, clustering yöntemleri ve risk modellerinin aynı olmamasıdır. Bu yüzden raporda “araç böyle söyledi” yaklaşımı yerine etiketin hangi delile dayandığı, güven seviyesinin ne olduğu ve ham blokzincir verisinin sonucu destekleyip desteklemediği sorgulanmalıdır. TRM'nin attribution bakımından kaynak ve güven seviyesini görünür kılmaya yönelik yaklaşımı da esasen aynı probleme cevap vermektedir.
Hazırladığımız teknik raporlarda özellikle tek bir risk skorunu veya tek bir platform etiketini sonuç cümlesine dönüştürmemeye dikkat ediyoruz. Bir aracın “exchange”, “scam”, “mixer” veya “high risk” etiketi araştırmanın başlangıcı olabilir; tek başına kişinin suçla bağlantısını ispatlayan son nokta değildir.
Cross-chain transferler, bridge ve DEX kullanımı izi kaybettirir mi?
Hayır. Bir varlığın başka blokzincire geçirilmesi çoğu durumda araştırmanın bittiği anlamına gelmez; yalnızca takip yönteminin değişmesini gerektirir. Güncel blockchain analiz platformları bridge ve swap hareketlerini zincirler arasında ilişkilendirebilecek araçlar sunuyor.
Tipik bir senaryoda mağdurdan alınan USDT önce Ethereum üzerinde hareket eder. Ardından merkeziyetsiz borsada başka bir varlığa çevrilir, bir köprü protokolü üzerinden farklı ağa geçirilir ve sonunda TRON üzerinde yeniden USDT'ye dönüştürülerek merkezi borsaya gönderilir.
Dışarıdan bakıldığında dört ayrı işlem grubu vardır. Ekonomik açıdan ise aynı değerin farklı teknik biçimlerde hareket etmesi söz konusudur.
Böyle bir dosyada yalnızca “gönderilen coin artık bu cüzdanda değil” diye bakılmaz. Swap işleminin girdisi ve çıktısı, bridge kontratı, hedef zincirdeki mint veya release işlemi, zaman ilişkisi, tutarlar, gas ücretleri ve olası slippage birlikte değerlendirilir.
Bu bağlantı kurulurken de kesinlik derecesi korunmalıdır. Özellikle yoğun likidite havuzları, agregatörler veya karıştırma mekanizmalarında sırf tutarlar birbirine benziyor diye iki işlemi aynı fonun devamı kabul etmek doğru değildir.
Para bir kripto borsasına ulaştığında takip neden değişir?
Kripto dolandırıcılığı soruşturmalarında en değerli anlardan biri, takip edilen fonların merkezi bir kripto varlık platformunun altyapısına ulaşmasıdır. Fakat tam da bu noktada klasik “bir sonraki adrese geç ve devam et” yöntemi bırakılmalıdır.
Merkezi borsalar kullanıcı fonlarını kendi operasyonel cüzdanlarında birleştirebilir. Kullanıcının yatırdığı varlık borsanın consolidation veya hot wallet'ına taşındıktan sonra blockchain üzerinde görülen sonraki çıkışı otomatik olarak aynı kullanıcının çekimi kabul etmek hatalıdır.
Chainalysis'in bu konuda verdiği teknik uyarı nettir: fon bir servis yatırma adresine ulaştıktan sonra, servisin iç muhasebesi bilinmeden o fonu doğrudan çıkan belirli bir işlemle eşleştirmek güvenilir değildir. Hangi yatırmanın hangi müşteri hesabına işlendiğini ve hangi çekimle ilişkilendirildiğini esasen ilgili platformun kendi kayıtları gösterebilir.
Dolayısıyla borsaya ulaşmak iz sürmenin sonu değil, on-chain incelemeden off-chain delil toplamaya geçiş noktasıdır.
Buradan sonra kritik veriler genellikle şunlardır: hesap sahibi KYC bilgileri, yatırma adresinin hangi kullanıcıya tahsis edildiği, hesap açılış bilgileri, IP kayıtları, cihaz verileri, yatırma ve çekme kayıtları, dahili transferler ve mümkünse fonun devamındaki hesap hareketleri.
Kripto varlık dosyalarında çalışan bir hukukçu bakımından teknik bulgunun hukuki değere dönüştüğü eşik de burasıdır: CMK m.67/6, Cumhuriyet savcısı ile yargılamanın ilgili taraflarına ve müdafi veya vekillerine, yargılama konusu olay ya da bilirkişi raporu hakkında uzmanından bilimsel mütalaa alma imkânı tanır. Teknik raporun savcılığa hangi platformdan hangi kayıtların istenmesi gerektiğini açıkça gösterebilmesi bu nedenle doğrudan soruşturmanın yönünü etkileyebilir.
Kripto dolandırıcılığı dosyalarında en sık hangi tablolarla karşılaşıyoruz?
Dosyaların hikâyeleri birbirinden farklı görünse de fon hareketlerinde belirli kalıplar tekrar eder.
Yatırım dolandırıcılığında mağdur çoğu zaman USDT satın alır ve kendisine verilen adrese gönderir. İlk toplama adresinden sonra fonlar başka mağdurların paralarıyla birleşebilir, birkaç ara cüzdana bölünebilir, DEX üzerinden farklı varlığa çevrilebilir ve sonunda merkezi bir borsaya ulaşabilir.
Sahte kripto platformlarında ise mağdur ekranda gerçekte blockchain üzerinde bulunmayan “bakiye” görür. Para çekmek istediğinde vergi, komisyon, sigorta veya doğrulama adı altında yeni ödeme talep edilir. Böyle dosyalarda sahte panelde gösterilen rakamlarla gerçek on-chain transferleri birbirinden ayırmak gerekir.
Başka bir grupta phishing veya cüzdan ele geçirilmesi vardır. Burada mağdur doğrudan transfer yapmamış olabilir; ele geçirilen private key, seed phrase veya kötü niyetli bir akıllı sözleşme izni üzerinden varlıklar başka adrese aktarılmıştır.
Bir diğer yöntem address poisoning olarak bilinen adres zehirlemedir. Saldırgan, mağdurun daha önce işlem yaptığı adrese görsel olarak benzeyen bir adresi işlem geçmişine sokar. Kullanıcı daha sonra adresin yalnızca ilk ve son karakterlerini kontrol ederek yanlış adrese transfer yapabilir. Blockchain Intelligence Group da bu yöntemde işlem geçmişinin benzer adreslerle manipüle edilmesinin temel mekanizmalardan biri olduğunu aktarıyor.
Bazı dosyalarda ise asıl sorun doğrudan hacker cüzdanını bulmak değildir. Kripto varlıklar onlarca cüzdandan geçtikten sonra bir borsa hesabına yatırılmıştır; dosyanın çözülmesini sağlayacak delil, zincirin sonundaki KYC hesabıdır.
Bu nedenle soru her zaman “para şu anda hangi cüzdanda?” değildir.
Bazen doğru soru şudur:
“Bu para ilk kez nerede gerçek bir kimlikle temas etti?”
Bir blockchain analizindeki bulgu neyi ispatlar, neyi ispatlamaz?
Kripto para bilirkişiliğinde en tehlikeli hata, teknik bir sinyali olduğundan güçlü göstermektir.
| Teknik bulgu | Güvenle söylenebilecek şey | Tek başına söylenemeyecek şey |
|---|---|---|
| Fon belirli adrese ulaştı | İlgili işlem blockchain üzerinde gerçekleşmiştir | Adresin sahibinin kim olduğu |
| Adres bir borsa cluster'ında | Adres borsa altyapısıyla ilişkilidir | Adresin borsanın belirli müşterisine ait olduğu |
| Cüzdan “high risk” etiketli | Belirlenen metodolojiye göre risk ilişkisi vardır | Cüzdan sahibinin suçlu olduğu |
| İki adres aynı cluster içinde | Ortak kontrolü destekleyen teknik sinyal vardır | Her durumda aynı gerçek kişinin kontrol ettiği |
| Fon bridge üzerinden başka ağa geçti | Zincirler arası ekonomik hareket tespit edilmiştir | Sırf benzer tutar nedeniyle her iki işlemin aynı kişiye ait olduğu |
| Para merkezi borsaya yatırıldı | İlgili servis soruşturma bakımından önemli temas noktasıdır | Borsadan sonraki her transferin yatıran kullanıcıya ait olduğu |
Bu tablo aslında iyi bir teknik raporun omurgasını özetliyor: bulgu ile yorum arasındaki mesafe kaybolmamalıdır.
Kripto adli bilişim raporu nasıl hazırlanmalıdır?
Sağlam bir kripto adli bilişim raporunun en büyük özelliği tekrar üretilebilir olmasıdır. Raporu okuyan başka bir analist, mümkün olduğunca aynı transaction hash'lerden başlayıp aynı blokzincir kayıtlarına ulaşabilmeli ve analistin hangi noktada veri, hangi noktada yorum kullandığını anlayabilmelidir.
Bu nedenle sadece renkli fon akış şemaları yeterli değildir.
İşlem hash'leri, ağ bilgileri, cüzdan adresleri, blok numaraları, token sözleşmeleri ve kullanılan veri kaynakları açıkça belirtilmelidir. Kritik ekran çıktılarının hangi tarihte alındığı kaydedilmeli; gerekiyorsa dosya bütünlüğü checksum veya kriptografik hash gibi yöntemlerle korunmalıdır.
TRM'nin blockchain soruşturmalarında chain of custody, yani delil zinciri için önerdiği yaklaşım da transaction hash, blok numarası ve veri kaynağının kaydedilmesini; verinin doğrulanabilir şekilde saklanmasını; KYC, cihaz ve finansal kayıt gibi zincir dışı delillerin ayrıca belgelenmesini ve analiz adımlarının kayıt altına alınmasını içeriyor.
Raporun sonunda yalnızca “para X borsasına gitti” denmesi de yeterli değildir.
Hangi transaction ile gitti? Hangi adres nedeniyle o borsa ile ilişkilendirildi? Bu attribution hangi güven düzeyinde? Adres doğrudan servis etiketi mi taşıyor, yoksa cluster ilişkisiyle mi ulaşıldı? Birden fazla analiz kaynağı sonucu destekliyor mu? Platformdan hangi verilerin istenmesi gerekir?
Savcının veya mahkemenin yapacağı iş teknik grafiği çözmeye çalışmak olmamalıdır. Rapor bu karmaşıklığı hukuki karar verecek kişinin anlayabileceği bir dile çevirmelidir.
Bilirkişi raporu ile uzman mütalaası aynı şey midir?
Hayır. Mahkeme veya Cumhuriyet savcılığı tarafından görevlendirilen bilirkişinin hazırladığı rapor ile tarafın kendi uzmanından aldığı bilimsel mütalaa usulen aynı kavram değildir.
Ceza yargılamasında çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesine başvurulabilir. CMK m.67/6 ise Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii ve kanunî temsilcinin yargılama konusu olay veya bilirkişi raporu hakkında uzmanından bilimsel mütalaa alabilmesini ayrıca düzenler. Hukuk yargılamasında benzer imkan HMK m.293'te “uzman görüşü” başlığı altında yer alır.
Bu nedenle uygulamada “kripto bilirkişi raporu” diye anılan her özel teknik çalışma, usul hukuku bakımından mahkemece atanmış bilirkişi raporu değildir.
Ayrıca 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.3/2 uyarınca bilirkişi, çözümü uzmanlık veya teknik bilgi gerektiren alanın dışına çıkarak hukuki nitelendirme yapamaz. Adalet Bakanlığı Bilirkişilik Daire Başkanlığı da bilirkişi raporları bakımından standart ve rehber ilkeler belirlemektedir.
Bu sınır blockchain dosyalarında özellikle korunmalıdır.
Bir teknik rapor, “0x... adresinden çıkan 52.000 USDT şu işlem üzerinden belirtilen borsa cluster'ına ulaşmıştır” diyebilir.
Fakat “bu nedenle X kişisi nitelikli dolandırıcılık suçunu işlemiştir” sonucu teknik bilirkişinin değil, soruşturma ve yargılama makamının değerlendirme alanındadır.
Kripto para bilirkişi raporlarında en sık hangi hatalar yapılır?
En sık karşılaştığım problem teknik verinin eksik olması değil, doğru veriden yanlış sonuç çıkarılmasıdır.
Bir borsa hot wallet'ının şahsi cüzdan kabul edilmesi buna örnektir. Bir platformun yüz binlerce müşterisinin fonlarını yönettiği adres, sırf şüpheliyle bağlantılı bir transfer aldığı için o şüpheliye ait kabul edilemez.
İkinci hata işlem yönünün yanlış okunmasıdır. Bir kişinin belirli varlığı satın aldığı işlem ile aynı varlığı sattığı işlem ekonomik olarak birbirinin tersidir. Yalnızca adres veya tutar benzerliği üzerinden ilişki kurmak yanıltıcı olabilir.
Üçüncü hata risk skorunu suç delili gibi kullanmaktır. Risk skoru araştırmayı yönlendiren bir istihbarat katmanıdır. Özellikle dolaylı maruziyet hesaplamalarında hangi hop mesafesinin ve hangi risk kategorisinin kullanıldığı bilinmeden skorun tek başına anlamı sınırlıdır.
Dördüncü hata ise bütün zinciri incelemek yerine yalnızca birkaç işlemin ekran görüntüsünü rapora koymaktır. Bir transferin anlamı bazen kendisinden önceki 20 işlem ve kendisinden sonraki 30 işlem incelendikten sonra ortaya çıkar.
İyi blockchain analizi sadece “takip etmek” değildir. Gerektiğinde yanlış bağlantıyı da dışlayabilmektir.
Kripto para dolandırıcılığında çalınan para bulunabilir mi?
Bazı dosyalarda evet; fakat “blockchain üzerinde parayı bulmak” ile “parayı hukuken geri almak” aynı süreç değildir.
Teknik inceleme fonun halen bağımsız bir cüzdanda olduğunu, başka ağlara taşındığını veya merkezi bir borsaya yatırıldığını gösterebilir. Bundan sonraki aşamada platform kayıtlarının zamanında istenmesi, hesap sahibinin belirlenmesi ve gerekli adli tedbirlerin değerlendirilmesi gerekir.
Zaman burada ciddi bir etkendir. Kripto varlık birkaç dakika içinde çok sayıda adrese bölünebilir, DEX üzerinden takas edilebilir veya farklı blokzincirlere geçirilebilir. Güncel blockchain soruşturma araçlarının adres izleme ve hareket gerçekleştiğinde uyarı üretme özelliklerine yönelmesinin nedeni de budur.
Buna karşılık fonun hareket etmiş olması otomatik olarak kaybolduğu anlamına gelmez. Özellikle merkezi bir kripto varlık platformuna ulaşan transfer, doğru analiz edildiğinde soruşturma için yeni bir kapı açabilir.
Asıl mesele transaction hash'i bulmak değil; transaction hash'ten hangi hukuken kullanılabilir delile ulaşılabileceğini bilmektir.
Kripto para bilirkişiliği hakkında sık sorulan sorular
Kripto para transferleri gerçekten takip edilebilir mi?
Bitcoin, Ethereum, TRON gibi açık blokzincirlerde işlemler zincir üzerinde kayıtlıdır ve fon hareketleri teknik olarak incelenebilir. Ancak adreslerin gerçek kişilerle ilişkilendirilmesi çoğu zaman borsa kayıtları, KYC bilgileri, cihaz verileri veya başka zincir dışı deliller gerektirir.
USDT transferi takip edilebilir mi?
Evet. USDT'nin hangi blokzincirde transfer edildiği belirlendikten sonra transaction hash ve cüzdan adresleri üzerinden fon hareketi takip edilebilir. Ethereum, TRON veya başka ağdaki USDT transferleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Dolandırıcı parayı başka cüzdanlara gönderirse iz kaybolur mu?
Hayır. Çok sayıda cüzdan kullanılması analizi zorlaştırır fakat açık blokzincirlerde ara transferler kayıtlı kalır. Asıl güçlük DEX, bridge, mixer ve merkezi servislerin devreye girmesiyle ortaya çıkar.
Kripto para borsasındaki cüzdanın sahibi bulunabilir mi?
Blockchain analizi çoğu zaman fonun hangi borsaya ulaştığını belirlemeye yardımcı olabilir. Ancak belirli yatırma adresinin hangi kullanıcı hesabına tahsis edildiğinin kesinleştirilmesi için ilgili platformun kendi KYC ve hesap kayıtları gerekebilir.
Chainalysis veya TRM sonucu tek başına delil midir?
Bir blockchain analiz platformunun etiketi veya risk skoru tek başına nihai sonuca dönüştürülmemelidir. Ham blockchain verisi, kullanılan attribution metodolojisi, diğer veri kaynakları ve varsa platform kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.
Kripto adli bilişim raporunda ne bulunmalıdır?
En azından incelenen ağlar, transaction hash'ler, adresler, fon akışı, kullanılan analiz yöntemi, önemli servis veya cluster atıfları, belirsizlikler, görsel işlem grafikleri ve ulaşılan teknik sonuçlar açık şekilde gösterilmelidir. Rapordan hareketle hangi ek kayıtların temin edilmesinin soruşturmaya katkı sağlayacağı da teknik gerekçesiyle ortaya konabilir.
Sonuç
Kripto varlıkların adli bilişim açısından ilginç tarafı şu: fail karmaşıklığı artırabilir ama geçmiş işlemleri blokzincirden silemez. Yüzlerce cüzdan, birden fazla ağ, DEX işlemleri veya zincirler arası köprüler incelemeyi zorlaştırır; buna karşılık doğru transaction'dan başlanmış bir fon akışı geride incelenebilir bir iz bırakmaya devam eder.
Bu yüzden kripto para bilirkişiliğini yalnızca “cüzdan takip etme” işi olarak görmek eksik kalır. Sağlam bir inceleme blokzincir mimarisini, borsaların cüzdan altyapısını, attribution ve clustering yöntemlerinin sınırlarını, cross-chain hareketleri, finansal soruşturmayı ve delil hukukunu aynı dosyada buluşturur.
Dolandırıcılık dosyasında bazen belirleyici gelişme yüzlerce sayfalık evrakın arasından değil, 66 karakterlik bir transaction hash'in doğru okunmasından çıkar. Fakat o hash'in gerçekten işe yarayabilmesi için hangi adresin fail cüzdanı, hangisinin servis altyapısı, hangi ilişkinin doğrulanmış veri, hangisinin yalnızca analitik ihtimal olduğunu ayırmak gerekir.
Çünkü yanlış yorumlanan bir blockchain izi soruşturmayı kilometrelerce yanlış yöne götürebilir; doğru yorumlanan tek bir borsa yatırma işlemi ise kimlik tespiti, hesap kayıtlarının temini ve varlıklara yönelik adli işlemler için soruşturmanın en somut başlangıç noktalarından birine dönüşebilir.
Yazar: Av. Ahmet Karaca
Av. Ahmet Karaca , İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olup çalışmalarını bilişim hukuku, yapay zekâ hukuku, kripto varlık hukuku, siber suçlar ve dijital dolandırıcılık dosyaları üzerinde yoğunlaştırmaktadır.










