12. Yargı Paketi artık yürürlükte. Kamuoyunda bu adla bilinen "7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun", 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Kanun değişikliğinin büyük bölümü aynı gün yani yayımı tarihinde yürürlüğe girdi. Yalnızca üç madde için 31 Ekim 2026’ya kadar geçiş süresi öngörüldü.
Dolayısıyla çok fazla bekleyeninin olduğu o sorunun, “12. Yargı Paketi yürürlüğe girdi mi?” sorusunun, doğru cevabı evet paket büyük ölçüde 31 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükte. Artık tartışılması gereken mesele paketin çıkıp çıkmayacağı değil; yeni hükümlerin devam eden, kesinleşmiş veya infaz aşamasındaki dosyalara nasıl uygulanacağıdır.
Bu değerlendirme, paketin bütün maddelerini baştan tekrar etmek yerine, Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından ortaya çıkan yeni hukuki duruma ve bundan sonra atılması gereken adımlara odaklanıyor. zira önceki yazılarımda işbu pakete dair uzun uzun değerlendirmelerde bulunmuş idik. Bu yazıda ise yürürlük ve sonrası için önemli hususlara değiniyor olacağım.
12. Yargı Paketi Resmî Gazete’de yayımlandı mı?
Evet. 12. Yargı Paketi, 31 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlandı. Kanunun resmî adı “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, kanun numarası ise 7589’dur.
Teklif, 22 Haziran 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu. TBMM Genel Kurulu, düzenlemeyi 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul etti. Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanmasının ardından kanunlaşma süreci 31 Temmuz 2026 tarihinde tamamlandı.
Bu ayrım hukuken önemlidir. TBMM’de kabul edilen bir metin kanun numarası alsa bile Resmî Gazete’de yayımlanmadan uygulanmaya başlamaz. Bu nedenle 31 Temmuz 2026’dan önce yayımlanan ve “paket henüz yürürlüğe girmedi” diyen haberler o tarihte doğruydu; fakat artık güncelliğini kaybetti.
12. Yargı Paketi yürürlüğe girdi mi?
Kanunun 11, 12 ve 22’nci maddeleri dışındaki hükümleri 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. Üç maddelik istisna ise yayımdan üç ay sonra, 31 Ekim 2026 tarihinde uygulanmaya başlayacak.
Kanunun 3’üncü maddesi de 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdi; ancak hüküm 23 Temmuz 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde düzenlendi. Kanunun yürürlük takvimi tek bir tarihten oluşmadığı için her dosyada ilgili maddenin ayrıca kontrol edilmesi gerekir.
| Düzenleme | Yürürlük tarihi | Uygulamadaki sonucu |
|---|---|---|
| Kanunun genel hükümleri | 31 Temmuz 2026 | TCK, CMK, HMK, faiz ve idari yargı değişikliklerinin büyük bölümü uygulanmaya başladı |
| Danıştayın daire yapısına ilişkin 3’üncü madde | 23 Temmuz 2026’dan geçerli olmak üzere 31 Temmuz 2026 | Danıştaydaki geçiş süresi 23 Temmuz 2030’a kadar uzatıldı |
| Vesayet mallarının elektronik satışı | 31 Ekim 2026 | Satışlar UYAP’a entegre elektronik satış portalından yapılacak |
| Uzaktan duruşmada imza kolaylığı | 31 Ekim 2026 | Kanunda sayılan istisnalar dışında elle imza aranmayacak |
31 Temmuz 2026 tarihinde hangi değişiklikler uygulanmaya başladı?
Yargı Paketi’nin ceza hukukundan hukuk yargılamasına kadar uzanan temel hükümleri 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. Başlıca değişiklikler şunlardır:
Hesap ve ödeme araçlarını kullandırarak dolandırıcılığa iştirak edenler için TCK m.158/4 kapsamında yarı oranında ceza indirimi getirildi.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri yeniden düzenlendi.
Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107 yürürlükten kaldırıldı.
Kısmi davada talebi bir defaya mahsus artırma imkânı getirildi.
Duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı geçemeyeceği düzenlendi.
Kanuni faizin belirlenme yöntemi değiştirildi.
İdari yargıda tek hâkimle görülecek davaların kapsamı genişletildi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz süresi bir aydan üç aya çıkarıldı.
Ceza dosyalarındaki genetik verilerin saklanması ve silinmesi yeniden düzenlendi.
Bununla birlikte yürürlüğe girmiş bir hüküm, herkesin dosyasında kendiliğinden aynı sonucu doğurmaz. Suç tarihi, davanın açılma tarihi, karar tarihi, kesinleşme durumu ve dosyanın hangi mercide bulunduğu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
IBAN mağdurları düzenlemesi uygulanmaya başladı mı?
Evet. TCK m.158’e eklenen dördüncü fıkra 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. Düzenleme yalnızca banka hesaplarını değil; aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ve kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesapları da kapsıyor.
Yeni hükme göre dolandırıcılık suçuna katılımı, haksız menfaat elde etmek amacıyla hesabın veya ödeme aracının kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçları başkasına vermekle sınırlı kalan kişinin cezası yarı oranında indirilecek.
Ancak bu hüküm her hesap sahibine otomatik ceza indirimi sağlamaz. Mahkemenin kişinin suça katkısının gerçekten hesap, kart, parola veya erişim aracını vermekle sınırlı olup olmadığını belirlemesi gerekir.
Dolandırıcılığı planlayan, mağdurla görüşen, para hareketlerini yöneten, hesaptaki parayı çeken veya suç gelirinin paylaşımına katılan kişinin durumu farklı değerlendirilebilir. “Para benim hesabıma geldi” veya “kartımı başkasına verdim” şeklindeki tek bir açıklama, hükmün uygulanması için yeterli değildir.
Ceza dosyaları üzerinde çalışan bir avukat açısından kritik ayrım, TCK m.158/4’teki “iştirakin bilgi veya araç vermekle sınırlı olması” şartıdır. Mahkeme, sanığın iletişim kayıtlarını, para çekme işlemlerini, hesap hareketlerini, cihaz bağlantılarını ve diğer şüphelilerle ilişkisini birlikte incelemelidir.
İstinafta bulunan IBAN dosyaları ne olacak?
Kanun yürürlüğe girmeden önce TCK m.157 veya m.158 kapsamında hüküm verilmiş ve bölge adliye mahkemesinde incelenmekte olan dosyalarda, TCK m.158/4’ün uygulanabileceği sanıklar bakımından bozma kararı verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi öngörülüyor.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar da geliş usulüne göre ilk derece mahkemesine iade edilecek. İlk derece mahkemesi, kişinin suça katılım biçimini ve yeni indirim koşullarının oluşup oluşmadığını yeniden değerlendirecek.
Yargıtay ceza dairelerinde inceleme aşamasında bulunan dosyalar için geçici maddede ayrıca ve açıkça bir yöntem gösterilmedi. Buna rağmen TCK m.7/2’deki lehe kanunun geçmişe uygulanması ilkesi gereğince yeni hükmün bu dosyalarda da değerlendirilmesi gerekir. Uygulamanın ilk kararlarla şekillenmesi bekleniyor.
Kesinleşmiş veya infaz aşamasındaki dosyalarda ne yapılmalı?
Kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün bulunması, TCK m.158/4’ten yararlanılmasına tek başına engel değildir. Yeni hüküm daha lehe bir sonuç doğuruyorsa, hükmü veren mahkemeden uyarlama değerlendirmesi istenebilir.
Mahkeme, hükümlünün suça katılımının hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı olduğuna karar verirse cezayı yeni hükme göre yeniden belirler. Bu indirim için mağdurun zararının önceden ödenmiş olması şart değildir.
Kanunun geçici maddesi, daha önce TCK m.168 kapsamındaki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmamış infaz aşamasındaki hükümlüler için ayrıca altı aylık bir imkân tanıyor. Hükümlü, mahkeme tarafından yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde mağdurun zararını tamamen giderirse TCK m.168/2’deki etkin pişmanlık indiriminden de yararlanabilir.
Burada iki ayrı indirim birbirine karıştırılmamalıdır:
TCK m.158/4 indirimi: Suça katılım biçimine bağlıdır ve cezanın yarı oranında indirilmesini sağlar. Zararın ödenmesi şart değildir.
TCK m.168 etkin pişmanlık indirimi: Mağdurun zararının tamamen giderilmesine bağlıdır.
Kanun, altı aylık süre içinde zarar tamamen giderilinceye kadar bu geçici hükme dayanılarak infazın ertelenmesine veya durdurulmasına izin vermiyor. Bu nedenle yalnızca uyarlama başvurusu yapılması infazı kendiliğinden durdurmaz.
TCK m.158/4 indirimi otomatik uygulanacak mı?
Hayır. Mahkemelerin dosyadaki rol dağılımını incelemesi gerekir. Hesabını kullandıran kişinin suçtan haberdar olup olmadığı, menfaat elde edip etmediği ve dolandırıcılık sürecine başka bir katkısının bulunup bulunmadığı dosya kapsamındaki delillerle belirlenir.
Sanığın yalnızca hesap sahibi olması, her durumda suçlu olduğu anlamına gelmediği gibi her hesap sahibinin yeni indirimden yararlanacağı anlamına da gelmez. Önce suçun manevi unsuru ve iştirak iradesi, ardından katkının TCK m.158/4’teki sınırlar içinde kalıp kalmadığı değerlendirilir.
Bu nedenle savunmanın yalnızca “hesabımı kullandırdım” cümlesine dayandırılması yeterli olmaz. Para hareketleri, ATM kayıtları, IP bilgileri, cihaz eşleşmeleri, mesajlaşmalar ve suç gelirinin kim tarafından kullanıldığı ortaya konulmalıdır.
Belirsiz alacak davası kaldırıldı mı?
Evet. HMK m.107, 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlükten kaldırıldı. Bu tarihten sonra açılacak davalarda belirsiz alacak davası yerine kısmi dava hükümleri kullanılacak.
Yeni HMK m.109/4’e göre alacağın yalnızca bir kısmı için dava açan taraf, talebini tahkikat sona erene kadar aynı dava içinde bir defaya mahsus artırabilecek. Talep artırımı iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmayacak ve ıslah yapılması gerekmeyecek. Zamanaşımı da artırılan kısım yönünden dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacak.
Hukuk yargılaması pratiğinde çalışan bir avukat açısından HMK m.109/4’teki “bir defaya mahsus” ibaresi özellikle dikkate alınmalıdır. Talebin erken ve eksik artırılması, daha sonra ortaya çıkacak yüksek bilirkişi hesabı karşısında yeni bir usul sorunu doğurabilir.
Bu nedenle yeni açılacak işçilik alacağı, tazminat ve diğer para alacağı davalarında başlangıç talebi ile artırım zamanı birlikte planlanmalıdır.
Devam eden belirsiz alacak davaları ne olacak?
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davaları eski HMK m.107’ye göre görülmeye devam edecek. Kanunun geçici maddesi bu konuda açık bir koruma sağlıyor.
Dolayısıyla önceden açılmış bir belirsiz alacak davası sırf HMK m.107 kaldırıldığı için reddedilmez veya kendiliğinden kısmi davaya dönüşmez. Belirleyici tarih, davanın açıldığı tarihtir.
Yeni dava açacak kişiler ise eski dilekçe örneklerini kullanmamalıdır. 31 Temmuz 2026’dan sonra HMK m.107’ye dayanılarak hazırlanan bir dava dilekçesi, dava türünün ve talep sonucunun tartışılmasına yol açabilir.
Duruşmalar artık en fazla üç ay arayla mı yapılacak?
Evet. HMK m.147’ye eklenen yeni fıkraya göre duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan uzun olamayacak.
Bilirkişi incelemesinin uzaması, başka bir mahkemeden işlem yapılmasının beklenmesi veya istinabe yoluyla delil toplanması gibi zorunlu durumlarda hâkim daha uzun bir süre belirleyebilir. Ancak mahkemenin bu kararın gerekçesini göstermesi gerekir.
Düzenleme, her davanın üç ay içinde biteceği anlamına gelmez. Üç aylık sınır, iki duruşma arasındaki süreye ilişkindir. Bilirkişi raporu, tanıkların dinlenmesi, tebligat ve kanun yolu süreçleri davanın toplam süresini etkilemeye devam edecektir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kaldırıldı mı?
Hayır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, yani HAGB kaldırılmadı. 7589 sayılı Kanun, CMK m.231’in beş ila on dördüncü fıkralarını yeniden düzenledi.
İki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat ve zararın giderilmesi gibi temel koşullar korunuyor. Denetim süresi de beş yıl olarak devam ediyor.
Yeni düzenlemeyle işkence ve eziyet suçlarında HAGB uygulanamayacak. Kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa m.17 kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar da HAGB kapsamı dışında bırakıldı.
HAGB kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulması ise 12. Yargı Paketi ile ilk kez getirilen bir yenilik değildir. Bu kanun mevcut kanun yolu sistemini koruyor.
12. Yargı Paketi ile af veya infaz indirimi çıktı mı?
Hayır. 7589 sayılı Kanun genel af, toplu tahliye, koşullu salıverilme indirimi veya denetimli serbestlik sürelerinin genişletilmesine ilişkin genel bir düzenleme içermiyor.
TCK m.158/4’teki yarı oranında ceza indirimi, yalnızca belirli dolandırıcılık dosyalarında ve kanunda gösterilen şartlar altında uygulanabilecek özel bir indirimdir. Bu hüküm genel infaz düzenlemesi olarak değerlendirilmemelidir.
Cezaevinde bulunan herkesin bu paket nedeniyle yeniden hesaplama veya tahliye hakkı kazandığı yönündeki paylaşımların hukuki karşılığı yoktur. Somut dosyanın TCK m.157 veya m.158 kapsamında olması dahi tek başına yeterli değildir; hükümlünün suça katılım biçiminin TCK m.158/4’e uyması gerekir.
Kanuni faiz nasıl değişti?
Sözleşmede uygulanacak faiz oranı belirlenmemişse kanuni faiz artık sabit bir oran üzerinden değil, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının reeskont oranına bağlı olarak hesaplanacak.
3095 sayılı Kanun’un değiştirilen 1’inci maddesine göre oran, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık tarihinde kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80’i olacak. 30 Haziran tarihindeki oran önceki 31 Aralık oranından en az beş puan farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihli oranın yüzde 80’i uygulanacak.
Bu değişiklik özellikle ticari alacaklar, sözleşmeden doğan para borçları ve uzun süren davalarda hükmedilecek faiz miktarı bakımından sonuç doğurabilir. Ancak hangi döneme hangi oranın uygulanacağı, alacağın doğum tarihi ve faiz başlangıcı somut dosya üzerinden hesaplanmalıdır.
31 Ekim 2026 tarihinde hangi hükümler yürürlüğe girecek?
Kanunun 11, 12 ve 22’nci maddeleri 31 Ekim 2026 tarihinde uygulanmaya başlayacak.
Türk Medeni Kanunu kapsamındaki vesayet mallarının satışları, UYAP’a entegre elektronik satış portalında açık artırma yoluyla yapılacak. İhalenin tamamlanması için vesayet makamının onayı gerekecek ve onama kararının ihale tarihinden itibaren on gün içinde verilmesi gerekecek.
Uzaktan duruşmaya katılan kişiler bakımından ise elle imza şartı büyük ölçüde kaldırılacak. İkrar, yemin, davanın geri alınmasına muvafakat, feragat, kabul ve sulh gibi kanunda açıkça sayılan işlemlerde özel kurallar devam edecek.
Bu üç düzenleme bakımından 31 Temmuz 2026 değil, 31 Ekim 2026 tarihi esas alınmalıdır.
12. Yargı Paketi yürürlüğe girdikten sonra ne yapılmalı?
Atılacak adım, dosyanın türüne ve bulunduğu aşamaya göre değişir:
Hesap kullandırma nedeniyle devam eden ceza dosyalarında, sanığın katkısının TCK m.158/4 kapsamında kalıp kalmadığına ilişkin açık bir değerlendirme talep edilmelidir.
İstinafta bulunan dosyalarda, geçici madde kapsamında bozma ve ilk derece mahkemesine gönderme süreci takip edilmelidir.
Kesinleşmiş mahkûmiyetlerde, hükmü veren mahkemeden lehe kanun ve uyarlama değerlendirmesi istenmelidir.
İnfaz aşamasındaki dosyalarda, mahkemenin ihtarıyla başlayacak altı aylık zarar giderme süresi kaçırılmamalıdır.
Yeni açılacak alacak davalarında, kaldırılan HMK m.107 yerine HMK m.109/4’e uygun dava stratejisi kurulmalıdır.
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davalarında, eski hükmün uygulanmaya devam ettiği dikkate alınmalıdır.
Elektronik vesayet satışları ve uzaktan duruşma imzası bakımından, 31 Ekim 2026 yürürlük tarihi esas alınmalıdır.
12. Yargı Paketi hakkında sık sorulan sorular
12. Yargı Paketi ne zaman Resmî Gazete’de yayımlandı?
Yargı Paketi, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
12. Yargı Paketi yürürlüğe girdi mi?
Evet. Kanunun büyük bölümü 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.
Bütün maddeler aynı gün mü yürürlüğe girdi?
Hayır. Kanunun 11, 12 ve 22’nci maddeleri 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
IBAN mağdurlarına ceza indirimi yürürlüğe girdi mi?
Evet. TCK m.158/4 kapsamında öngörülen yarı oranındaki ceza indirimi 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.
Hesabını kullandıran herkes yarı oranında indirim alır mı?
Hayır. Kişinin dolandırıcılığa katılımının hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı olması gerekir. Dosyadaki diğer eylemler ayrıca incelenir.
Kesinleşmiş dosyalar yeni düzenlemeden yararlanabilir mi?
Koşullar oluşuyorsa yararlanabilir. Hükmü veren mahkeme tarafından lehe kanun ve uyarlama değerlendirmesi yapılması gerekir.
Zararı ödemeden TCK m.158/4 indirimi alınabilir mi?
Evet. TCK m.158/4 indirimi ödeme şartına bağlı değildir. Zararın ödenmesi, TCK m.168 kapsamındaki ek etkin pişmanlık indirimi için gereklidir.
Belirsiz alacak davası tamamen sona erdi mi?
31 Temmuz 2026’dan sonra yeni belirsiz alacak davası açılamaz. Bu tarihten önce açılan davalar ise eski HMK m.107’ye göre devam eder.
12. Yargı Paketi ile af çıktı mı?
Hayır. Kanunda genel af, toplu tahliye veya genel bir infaz indirimi bulunmuyor.
HAGB kaldırıldı mı?
Hayır. HAGB hükümleri yeniden düzenlendi ve bazı suçlar kapsam dışında bırakıldı.
Resmî Gazete’den sonra asıl süreç şimdi başladı
Yargı Paketi’nin Resmî Gazete’de yayımlanması, beklenti dönemini sona erdirdi. Bundan sonra sonuç, kanunun başlığından değil; ilgili maddenin yürürlük tarihinden, geçiş hükmünden ve dosyadaki somut delillerden çıkacak.
Özellikle TCK m.158/4 kapsamındaki dosyalarda kişinin suça katkısının ayrıştırılması, kesinleşmiş hükümler bakımından uyarlama başvurusunun hazırlanması ve mahkeme ihtarıyla başlayacak altı aylık sürenin takip edilmesi gerekir. Hukuk davalarında ise kaldırılan belirsiz alacak davası yerine kısmi davanın ve bir defalık talep artırımının doğru kullanılması gerekecek.
Yanlış değerlendirilen bir dosyada yarı oranındaki ceza indirimi kaybedilebilir, altı aylık etkin pişmanlık süresi kaçırılabilir veya yeni açılacak alacak davasında talep hakkı usul hatasıyla sınırlandırılabilir. Kanunun yürürlüğe girmesi tek başına sonuç yaratmaz; sonucu, doğru dosyada zamanında yapılan doğru başvuru belirler.
Yazar: Av. Ahmet Karaca
Av. Ahmet Karaca , İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olup çalışmalarını bilişim hukuku, ceza hukuku, kripto varlık hukuku, yapay zekâ hukuku, siber suçlar ve dijital dolandırıcılık dosyaları üzerinde yoğunlaştırmaktadır.










