Uluslararası Yüksek Din Öğretimi Kongresi' - Haberler
Haberi Paylaş

Uluslararası Yüksek Din Öğretimi Kongresi"

AA - Haberler | Güncel
Uluslararası Yüksek Din Öğretimi Kongresi

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem, yüksek din öğretimine ait öğretim programlarının, mezunların istihdam alanlarını göz önünde bulunduran ve edindikleri akademik bilgiyi günlük hayatta kullanma becerisi kazandırmayı amaçlayan bir yaklaşımla geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem, yüksek din öğretimine ait öğretim programlarının, mezunların istihdam alanlarını göz önünde bulunduran ve edindikleri akademik bilgiyi günlük hayatta kullanma becerisi kazandırmayı amaçlayan bir yaklaşımla geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

Erdem, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile Ensar Vakfı iş birliğinde Grand Cevahir Otel'de düzenlenen "Uluslararası Yüksek Din Öğretimi Kongresi"nin açılışındaki konuşmasında, ilahiyat fakültelerinin kurulduğu tarihten bu yana gerek geliştirdiği ilmi paradigma gerekse buna göre oluşan ilim anlayışı gerekse yetiştirdiği insan modeli açısından önemli bir işlev gördüğünü dile getirdi.

Yüksek din öğretiminde yapılacak bilimsel araştırmaların yeni neslin ve toplumun beklentilerini karşılayacak şekilde yapılması, yeni neslin diline, ihtiyaçlarına uygun din dilini kazandıracak eğitim muhtevasını içermesinin önemine işaret eden Erdem, "Yüksek din öğretimi değer öncelikli bir ilmi sistemi oluşturan, Allah, alem ve insan ilişkisini değerler hiyerarşisinde doğru yere konumlandırabilen şahsiyetler yetiştirilmesine gayret etmelidir. Yüksek din öğretimi, kendi medeniyet birikimi ve değerlerinin farkında olan, bu birikimi çağın idrakine sunmayı amaç edinen, ufuk sahibi, ahlaki değerlere bağlı, özgür ve özgün düşünebilen nesiller yetişmeyi hedeflemelidir." diye konuştu.

Erdem, yüksek din eğitiminin kadim kültür, adalet, merhamet ve estetik anlayışını, değer öncelikli bakış açısını modern eğitim anlayışının metodlarıyla aktarmayı, insanlığın küresel sorunlarına ilmi yaklaşımlarla çözümler önermeyi hedeflemesi gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

"Bunları yaparken de din dilini güncelleyerek, toplumun her ferdine ulaşmayı amaçlamalı, meselelere yapıcı bir dil ve üslupla yaklaşmalıdır. Yüksek din öğretimi bu hedefleri gerçekleştirirken, paydaşlarıyla da işbirliği geliştirmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretime katılan yaklaşık 18 milyon öğrenci var. 936 bin de Suriyeli çocuklarımız var. 19 milyonluk eğitim vermek üzere muhatabımız var. Bunu 40 bin civarında din kültürü ve ahlak bilgisi ve meslek dersleri öğretmeniyle vermeye çalışıyoruz. Bu veriler bile iş birliğinin ne kadar önem arz ettiğini gösteriyor. Buradan hareketle yüksek din öğretimine ait öğretim programları, mezunların istihdam alanlarını göz önünde bulunduran ve edindikleri akademik bilgiyi günlük hayatta kullanma becerisi kazandırmayı amaçlayan bir yaklaşımla geliştirilmelidir. Din kültürü ve ahlak bilgisi ve Anadolu imam hatip lisesi meslek dersleri öğretmen adaylarının yetiştirilmesinde, bakanlığımızın öğretmen yeterlilikleriyle ilgili belirlenmiş standartlar dikkate alınmalıdır."

"YÖK, ilahiyat fakültelerinin ihtiyaçlarını karşılamakta son derece titiz"

YÖK Üyesi Prof. Dr. Mustafa Çiçekler de Türkiye'de üniversitelerde ilahiyat, İslami ilimler ile uluslararası İslam ve din bilimleri fakülteleri olmak üzere 92 fakültede 2 bin 3 öğretim üyesi, bin 614 öğretim elemanı görev yaptığını, öğrenci sayısının da 2016-2017 eğitim-öğretim yılı itibarıyla yaklaşık 92 bin olduğunu kaydetti.

Büyükşehirlerdeki ilahiyat fakültelerinde hoca yığılması görülürken, Anadolu'da açılmış birçok ilahiyat fakültesinde hoca sıkıntısı yaşandığını anlatan Çiçekler, "Bu planlamanın Anadolu'ya hoca göçünün sağlanmasının üniversite ve fakülte içinde yapılmasının vakti geldiği YÖK tarafından düşünülmektedir. İlahiyat fakültelerimizde hoca sayısının olması gerekenden çok olması hasebiyle ders planlarının gerçekçi ve verimli olmadığı, adeta her hocanın çalışma alanına özgü dersler ihdas edilmesi sebebiyle öğrencilerin seçmeli derslerle boğuşmak durumunda kaldığı da gözlemlenmektedir." dedi.

Çiçekler, öğrencilerin lisans eğitimini alırken, seçmeli olmak üzere 25 saatlik pedagojik formasyon programına başvurabildiğini belirterek, "Bugün itibarıyla öğrencilerimiz lisans eğitimi görürken formasyon dersleri de alabilecektir. Program ilgililere alan yetkinliği kazandırmak için sunulan bir sertifika programı olarak değerlendirilmektedir. Öğrenci sayılarının belirlenmesi yetkisi, YÖK tarafından üniversitelere, fakültelere devredilmiştir. Bu uygulama da ilahiyat fakültelerinden gelen talep çerçevesinde alınmış bir karardır. YÖK, ilahiyat fakültelerimizin talepleri çerçevesinde ihtiyaçlarını karşılamakta son derece titiz davranmaktadır. Ancak bu karşılanan talepler eğitime katkı mı sağlıyor? Bu konuda endişeler vardır. YÖK olarak beklentimiz genelde din eğitimi veren kurumların, özellikle ilahiyat fakültelerinin ehliyetli, liyakatlı ve donanımlı mezunlar yetiştirmesidir." diye konuştu.

"Yüksek din öğretiminin akademik çalışmalara konu edilmesi önemli"

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mürteza Bedir de Türkiye'de din eğitiminin Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren inişli çıkışlı bir serüveni olduğunu, zaman zaman son derece sıkıntılı dönemlerden geçtiğini dile getirerek, "Ancak bugün geldiğimiz noktada din öğretiminin oldukça önemli bir ivme kazandığını, artık bütün dünyadaki din öğretimi ve İslam dünyasındaki din eğitimi, öğretimi söz konusu olduğunda iyi bir konuma geldiğini söyleyebiliriz." dedi.

Yüksek din öğretimi kendine has birtakım problem alanları ve sorunlarla karşılaştığını anlatan Bedir, İslam dünyasının bütününde son 200 yıldır önemli bir kırılmayla yeni bir medeniyet ve yeni bir dünya görüşü, düşünce kurma yolunda denemeler yapıldığını, bu süreçte din ve dinin öğretilmesi meselesinin, özellikle yüksek öğretim düzeyinde ciddi problemlerle karşı karşıya kaldığını söyledi.

Bedir, İslam medeniyetinin ve kültürünün medrese temelli bilgi anlayışından modern, Batıdan gelen yeni üniversite ve bilgi anlayışına dönüşümü sırasında problemlerin ortaya çıktığını kaydederek, "Bu problemleri ve sorunları ciddi anlamda teorik tartışmalarıyla henüz ele alamadık. Bu sebeple yüksek din öğretiminin akademik, bilimsel çalışmalara konu edilmesi önem arz ediyor. Artık din öğretme değil, bunu nasıl öğreteceğiniz ve hangi standartlarda öğreteceğiniz sorusu da ciddi anlamda önümüzde bir problem olarak duruyor." diye konuştu.

Ensar Vakfı Başkanı İsmail Cenk Dilberoğlu ise vakfın kurulduğu 1979'dan bu yana din eğitimini kendine ulvi bir amaç edinip, çeşitli çalışmalar yürüttüğünü belirterek, şunları söyledi:

"İnsanımızın milli ve manevi değerlerinin zenginleştirilmesi, dindar bir nesil yetiştirilmesiyle ilgili A'dan Z'ye tüm müktesabatıyla ilköğretimden yükseköğretime kadar çeşitli projeler, seminerler, konferanslar yapıyor. Bu amaçla kurulmuş Değerler Eğitim Merkezimiz bünyesinde din eğitiminin 7'den 70'e akademik ve pratik anlamda insanımıza en doğru şekilde nasıl verilebileceğine dair hocalarımızın gözetiminde ilmi çalışmalar tertip ediliyor yaklaşık 10 yıldır."

Kongre, 18 Kasım'da sona erecek.

AA - Son Dakika Haberleri