"Fenerbahçe'yi Ailem İstemedi" - Haberler
Haberi Paylaş

"Fenerbahçe'yi Ailem İstemedi"

Sporx.com - Spor
'Fenerbahçe'yi Ailem İstemedi'

Futbol kültürünü Avusturya'da aldı, Kayserispor'da "staj" gördü, Bursaspor'da takımı tarihi şampiyonluğa taşıyan oyunculardan biri olarak bir yıldıza dönüştü.1.90'ın üzerindeki boyuyla hem iyi bir santrfor hem de her teknik adamın isteyeceği bir joker.

Futbol kültürünü Avusturya'da aldı, Kayseri spor'da "staj" gördü, Bursa spor'da takımı tarihi şampiyonluğa taşıyan oyunculardan biri olarak bir yıldıza dönüştü. 1.90'ın üzerindeki boyuyla hem iyi bir santrfor hem de her teknik adamın isteyeceği bir joker. Sezon başında Trabzon spor'a transferi gündeme gelen, geçmişte ise Fenerbahçe'ye transferi ailesi tarafından geri çevrilen Turgay Bahadır, futbolu Bursa spor'da bırakmaya kararlı görünüyor.

İşte Turgay Bahadır'ın Futbol Extra Dergisinde yer alan röportajından bazı satırbaşları…

"Avusturya'da oynarken daha profesyonel olmadan önce Fenerbahçe'den çağrıldım. Cemil Turan abi beni istedi ve İstanbul'a getirdi. F.Bahçe ile idmanlara çıktım. O sıra Abdullah (Ercan) ve Ogün (Temizkanoğlu) kadro dışı kalıp PAF takımıyla bizimle idmanlara çıkıyorlardı. Birkaç hafta Dereağzı'nda kaldım. O dönem birkaç farklı teknik adam beni izledi ve beğendi. Bana sözleşme teklif ettiler. Ama olmadı. Nasip değilmiş. Ailem böyle bir kontrat için daha erken olduğunu düşündü. Bu nedenle anlaşamadık ve geri döndüm. Zaten geri dönmemle birlikte orada profesyonel oldum.

Profesyonel olmadan önce Fenerbahçe ile anlaşacaktım, PAF takımda oynamak için. Ailem böyle bir kontrat için daha erken olduğunu düşündü. Bu nedenle anlaşamadık ve geri döndüm. Zaten geri dönmemle birlikte Rapid'de profesyonel oldum.

Rapid'de 18-19 yaşında profesyonel oldum fakat direkt olarak Lustenau'ya kiralandım. İki-üç bin seyirci önünde futbol oynamak tatmin etmiyor. Üç-dört sene sonra Türkiye'ye geldiğimde futbolcu olmanın ne demek olduğunu anladım.

Benim için santrfor oynamak daha keyifli tabii ki ama görev adamıyım. Her zaman bunu söylerim, ben takım için oynuyorum. O yüzden sahada olmak her şeyden daha önemli. Sonuçta profesyonel futbolcuyum.

Tolunay Hoca benim gibi tecrübesiz bir oyuncuyu çok önemli maçlarda sahaya sürdü, üzerimde çok emeği var fakat Ertuğrul Hocadan çok şey öğrendim. Çünkü kendisi de çok üst düzey bir forvetti.

Biraz garip olacak ama sosyal hayatımda futbola pek yer yok. Derbi maçlarını ve Şampiyonlar Ligi karşılaşmaları dışındakileri pek takip etmiyorum. Haliyle spor basınının da sıkı bir takipçisi değilim.

Zamanında çok fazla PES oynuyordum ama bir gün kaybettikten sonra PlayStation'la alakamı kestim. Kaybetmeyi gerçekten kabullenemiyorum. O günden sonra bir daha ellemedim.

Dizilerden sadece Kuzey ve Güney'i takip ediyorum, onun dışında Alman kanallarını izliyorum daha çok.

Sıkı bir Dan Brown okuruyum. "Da Vinci Şifresi", "Dijital Kale", "Melekler ve Şeytanlar" en çok sevdiğim romanları. Onun kalemini çok seviyorum. Kendimi sürekli geliştirmek isteyen biriyim, bu nedenle roman okumak çok önemli.

Trabzonspor'dan teklif geldi fakat yönetim bunu uygun görmedi. Ben de mutlu oldum Bursaspor'da kaldığım için. Ertuğrul Hocadan ayrılmayı da hiç istemiyorum. Zaten hayallerimden biri de Bursaspor'da futbolu bırakmak.

Altyapıdaki genç oyunculara da söylüyorum; futbolda hiçbir zaman yılmayacaksınız. Bakın ben 24-25 yaşımda kendimi bulabildim. Burak Yılmaz da öyle. O nedenle çalışmaya devam etmek, vazgeçmemek çok önemli.

Futbola 9 yaşında mahalle takımında başladım. Futbolcu olmasaydım iç mimar olurdum. Normal bir aileyiz. Annem emekli bir bankacı. Babam ise 25 yıldan beri restoran işletmeciliği yapıyor. Kuzenlerim Cem ve Cemil Tosun ise profesyonel futbolcu. Cemil SK Wiener'de, Cem ise FAK Wien'de futbol oynuyor.

Biraz daha çalışsam Henry gibi olabilirdim herhalde. Kanoute'yi de kendime benzetiyorum, gerçi o bana göre tam bir pivot santrafor. Aslında en doğrusu ben kendimi kendime benzetiyorum.

Benim için 4-4-2 her zaman daha basit. Çünkü iki stoperin kucağına düşmüyorsunuz. Ayrıca hava toplarındaki avantajımı da daha iyi kullanıyorum çift forvet oynadığımızda. Fakat hocanın seçimi.

Schwanenstadt takımında oynarken 22 yaşımda, 22 numaralı formayı almıştım, o günden beri sırtımdan düşmedi. 22 numaranın çok büyük anlamı var benim için anlayacağınız.

Elbette maçtan önce dinlediğim şarkılar var. Her futbolcunun dinlediği gibi Rocky filminin müziği Eye of the Tiger favorim."

Bu röportajın tamamını Futbol Extra'nın Aralık 2011 sayısında okuyabilirsiniz.

Sporx.com / Spor

Spor, Haberler

title