Hümeze suresinin anlamı nedir? Hümeze suresinin Arapça okunuşu, Hümeze suresinin fazileti nedir? Hümeze suresini dinle ve ezberle
Haber Videosunu İzle 
Hümeze suresinin meaili ile dedikodu yapanların nasıl büyük azap göreceklerini anladığı suredir. Hümeze suresinin Arapça ve Türkçe okunuşu, Hümeze suresinin fazileti ve tefsiri, hümeze suresinin anlamı Diyanet gibi konular araştırılıyor. Hümeze suresini dinlemek ve ezberlemek için haberimizin devamına bakabilirsiniz.
Hümeze Suresi dedikodunun ve iftiranın en yaygın döneminde inmiş ve bunun cezalandırılması gereken kötülük olduğunu bildirir. Hümeze Suresinin anlamı ve faziletini öğrenmek için haberin devamına bakabilirsiniz. Hümeze Suresi hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz.
HÜMEZE SURESİ HAKKINDA
Mekke döneminde inmiştir. Kuran-ı Kerimin 104. Suresidir. 9 ayetten oluşmaktadır. Hümeze Suresi'nde, insan ilişkilerinde temel olan ahlak ilkelerinin bir kuralına dikkat çekmektedir. İnsanların arkalarından çekiştirip kötülemek ve karalamak (dedikodu), yüzlerine karşı hakaret edip, küçük düşürmeye çalışmak, sözlü olarak veya el kol, kaş göz işaretleri yaparak onların şeref ve haysiyeti ile oynamanın çok kötü davranışlar olduğu ve bu kötü huy sahiplerinin nasıl cezalandırılacakları bu surede belirtilmiştir.
HÜMEZE SURESİNİN NÜZULU NASIL ODU?
Mushaftaki sıralamada yüz dördüncü, iniş sırasına göre otuz ikinci sûredir. Kıyâmet sûresinden sonra, Mürselât sûresinden önce Mekke'de inmiştir.
HÜMEZE SURESİNİN FAZİLETLERİ NELERDİR?
Hz.Muhammed (s.a.v.) buyurdu ki: "Her kim Hümeze Suresini okursa, Allah'u Teala, Muhammed (s.a.v.) ve ashabı ile alay edenlerin sayısınca kendisine on hasene verir." buyurmuştur.
Hümeze Suresi ile nazar değmiş kişiye 7 defa okunursa nazardan kurtulur.
İftiraya uğrayan kişi de 21 defa okursa o iftiradan kurtulur.
HÜMEZE SURESİ ARAPÇA OKUNUŞU VE TÜRKÇE MEALİ
Hümeze Suresinin Arapça okunuşu bu şekildedir.

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
1-2 Arkadan çekiştiren, ayıp kusur arayan, servet toplamış ve onu sayıp durmuş olan herkesin vay haline!
3 O, malının kendisini sonsuzca yaşatacağını zanneder.
4 Hayır! Andolsun ki o, hutameye atılacaktır.
5 Nedir o hutame bilir misin?
6 Allah'ın tutuşturulmuş ateşi!
7-9 Uzatılmış direklere bağlı olarak içine hapsedildikleri, yükselip yürekleri saran ateş!
HÜMEZE SURESİNİN TÜRKÇE OKUNUŞU
Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm.
- Veylun li kulli humezetin lumezeh.
- Ellezî cemea mâlen ve addedeh
- Yahsebu enne mâlehû ahledeh
- Kellâ le yunbezenne fîl hutameh
- Ve mâ edrâke mel hutameh
- Nârullâhil mûkadeh
- Elletî tettaliu alel ef'ideh
- İnnehâ aleyhim mu'sadeh
- Fî amedin mumeddedeh
HÜMEZE SURESİNİN TEFSİRİ
"Vay haline!" diye çevirdiğimiz veyl kelimesi "çetin azap, helâk, yok olma, rezil rüsvâ olma, cehennemde bir vadi, beddua" anlamlarına gelmektedir. Meâlde bunların tamamına işaret eden "vay haline" lafzı kullanılmıştır. "Arkadan çekiştiren" diye çevirdiğimiz hümeze kelimesi ise "birini arkasından çekiştirmek, kaş göz, el kol işaretleriyle onunla alay etmek, aşağılamak" mânalarına gelen hemz kökünden türemiş bir sıfat olup "insanları arkadan çekiştirmeyi, şeref ve haysiyetlerini yaralamayı alışkanlık haline getiren, bundan zevk alan kimse" demektir.
"Ayıp kusur arayan" diye çevirdiğimiz lümeze kelimesi de benzer davranışları arkadan değil, kişinin yüzüne karşı gösteren kimseyi ifade eder. Bu âyetlerin, mal ve servetinin çokluğuyla gururlanıp insanlarla alay ederek onların şahsiyetlerini zedeleyen Ahnes b. Şüreyk isimli putperest Arap hakkında indiği rivayet edilmiştir (bk. Kurtubî, XX, 183). Ancak sûrenin iniş sebebinin özel olması hükmünün genel olmasına engel değildir.
İslâm dini, insan şahsiyetinin ve onurunun korunmasına son derece önem verdiği için Kur'an bu tür davranışları kınamakta ve böyle davranışlar sergileyenlerin âhirette ateşle cezalandırılacağını haber vermektedir. 2-3. âyetler servetinin çokluğuna gururlanıp insanlarla alay eden kimselerin aynı zamanda helâl haram demeden mal toplayan, onu saklayan, fakirlik korkusuyla cimrilik ederek onu hayır yolunda harcamaktan kaçınan, fakirin hakkını vermeyen ve servetinin kendisini ebedîleştireceğini sanan kimseler olduklarını da ifade etmektedir.
Hutame, "kıran, parçalayan" anlamında bir sıfat olup içine atılan her şeyi yakarak kırıp geçiren cehennemi veya onun özel bir bölümünü ifade eder. "Hayır" anlamına gelen 4. âyetin başındaki kellâ kelimesi, asıl gerçeğin yukarıda nitelikleri anlatılan o bedbaht inkârcının düşündüğü gibi olmadığını gösteren bir uyarı amacı taşır.
Nitekim devamında onun mutlaka cehenneme atılacağı bildirilmektedir. 5. âyetteki soruyla cehennemin son derece korkunç bir yer olduğuna vurgu yapılmıştır. Burada dünyadayken gönül incitip yürek yakan suçluların, günahkârların –zindandaki mahpuslar, esirler gibi– uzun direklere, sütunlara bağlandıkları, ateşten kaçıp kurtulmanın mümkün olmadığı bir cehennem tasviri yapılmaktadır.
Öyle ki, her şeyi yakıp kavuran ateş, ta yüreklere kadar bütün vücudu sarıp kuşatıyor! Çünkü o günahkâr da dünyada zayıf, çaresiz mâsumların yüreklerini yakmıştı. Her kötülük önce kalptedir, oradan başlar ve inkâr, hakaret, küfür, alay, aşağılama, çekiştirme, saldırı vb. eylemler olarak dışa taşar. Onun için âyette azabın da kalpleri saracağı belirtilmiştir.














