CHP'nin 'Dava Sürecinde Anayasa Değişikliği Yapılamaz' İddiası

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, Dava Sürecinde Yasal Düzenleme Yapılamaz İddiasının Yersiz Olduğunu Belirterek, "Ayrıca Böyle Bir Yorum Yasama Organını İşlevsiz Kılar. Tamamen Anayasa'nın Anlamına Aykırı Bir Değerlendirmedir" Dedi.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, dava sürecinde yasal düzenleme yapılamaz iddiasının yersiz olduğunu belirterek, "Ayrıca böyle bir yorum yasama organını işlevsiz kılar. Tamamen Anayasa'nın anlamına aykırı bir değerlendirmedir" dedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tarafından AK Parti hakkında Anayasa Mahkemesi'ne açılan kapatma davasının ardından gündeme gelen siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılmasına yönelik Anayasa değişikliği ile ilgili tartışmalar sürüyor. CHP, Anayasa'nın 138. maddesine göre dava devam ederken yasal düzenleme yapılamayacağını öne sürerken, AK Parti bu görüşe karşı çıkıyor. TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili İyimaya, TBMM'nin en temel yetkilerinden birisinin Anayasa yapmak, Anayasa değiştirmek olduğunu ifade etti. Buna kurucu iktidar yetkisi dendiğini belirten İyimaya, TBMM'nin, kurucu iktidar yetkisi kullanırken mevcut Anayasa'nın 2 hükmü dışında hiçbir hükmü ile bağlı olmadığını belirtti. İyimaya şunları söyledi:

"Bunlardan biri Anayasa'nın değiştirilmesi teklif edilemeyen maddeleri, diğeri teklifin oylanmasında aranan oylama nisaplarına uygun olup olmaması. Bunun dışında Anayasa'nın hiçbir hükmü, kurucu iktidar yetkisini sınırlamaz. İleri sürüldüğünün aksine Anayasa'nın 138. maddesinde öngörülen, varolan bir dava sürecinde Parlamento'da müzakere yapılamayacağı yönündeki hüküm Anayasa değişikliği ile ilgili değildir. O, 1961 Anayasası'na bir Milli Birlik Kurulu üyesinin teklifi ile girmiştir, orada yargı yetkisinin kullanılması vardır. Yoksa somut yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili olmaksızın benzeri davalarda geçerli olacak usul hükümlerini veya kriterleri düzenleyen hükümler o yasağın içine girmez. Kaldı ki parlamento hukukumuz bakımından bunun somut örnekleri var." 1999 yılında bölücü terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın davası sona ermemişken, dava görüşülürken, yasama organının kurucu iktidar yetkisini kullanarak Anayasa'nın 143. maddesini değiştirdiğini ve orada mahkemelerin teşekkülüne ilişkin en temel normu başkalaştırdığını kaydeden İyimaya, parti kapatma davaları sebebiyle Türk Parlamento hukukunun veya kurucu iktidar yetkilerini kullanma tarihinin emsalleri bulunduğunu belirtti. 2001 yılında Uzlaşma Komisyonu'nun geliştirdiği yönteme dikkat çeken İyimaya, "Orada parti kapatmanın kriterleri değiştirildi. Ayrıca Anayasa Mahkemesi'nin parti kapatma davalarında hangi karar nisabıyla karar oluşturmalıdır sorusuna yürürlükteki Anayasa hukukunu değiştirerek farklı bir cevap verdi. 2001 yılında muhtemeldir ki Anayasa Mahkemesi'nde bir kaç tane kapatma davası olmalıdır. Somut olarak onu bilmiyorum. O kadar parti kapatma davası açıldı ki hiçbir dünya demokrasisinde benzerine rastlanmıyor. Ayrıca böyle bir yorum yasama organını işlevsiz kılar. Hiçbir temel kanun yoktur ki o kanunların görüşülmesi sırasında o kanunlarda varolan maddelerin ilgili bulunduğu en az 50-60 dava olmasın. Bir Medeni kanun değişiyor, binlerce boşanma davası, binlerce mal rejimi davası var. Bir ceza kanunu değişiyor, binlerce dava var. Tamamen Anayasa'nın anlamına aykırı bir değerlendirmedir. Ayrıca kurucu iktidar yetkisi, Anayasa'nın 2 maddesi dışında hiçbir maddesiyle bağlı değildir. Adı üstünde kurucu iktidar, kurulmuş iktidarı değiştiren, dönüştüren, demokrasiyi derinleştirme amacına yönelik millet iradesinin bir başka adıdır" şeklinde konuştu.

Uzun ömürlü Anayasaların, millet tarafından yapılmış Anayasalar olduğunu vurgulayan İyimaya, ara rejimlerde veya bürokratik egemenlik gölgesinde yaşanan Anayasaların er veya geç sorun çıkardığını vurguladı. Türkiye'nin, ilk Anayasa deneyiminden bu yana Anayasaları sorunlu olan bir ülke olduğunu kaydeden İyimaya, "Türkiye, demokratik ve özgürlük tabanı geniş, bütün güçleri rahat ettirecek, güçleri kendi görev sınırları içinde verimli kılacak bir Anayasa reformu ihtiyacıyla karşı karşıyadır. Türkiye o günleri de görecektir" dedi.

(ZÇ-NÇ-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı