Organ Bağışı Haftası

Organ Bağışı Haftası

Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ ve Doku Nakil Koordinatörü Hanife Yavuz, ülkemizde kalp, karaciğer, böbrek ve akciğer nakli bekleyen 80 bin kişi olduğunu belirterek, "Bunların yüzde 50'si 40 yaş altı hastalar.

Organ Bağışı Haftası

Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ ve Doku Nakil Koordinatörü Hanife Yavuz, ülkemizde kalp, karaciğer, böbrek ve akciğer nakli bekleyen 80 bin kişi olduğunu belirterek, "Bunların yüzde 50'si 40 yaş altı hastalar. Nakiller yüzde 80 canlıdan, yüzde 20 kadavradan yapılıyor. İdeal olan vefat eden kişinin organlarıyla bir canlının yaşam bulması. Vefat eden yakınlarımızın organlarını bağışlasak canlıdan nakle gerek kalmayacak." dedi.

Organ Bağışı Haftası nedeniyle Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenlenen konferansta "Organ nakli ve bağışı" başlıklı sunum yapan Yavuz, organ nakli hastalık grubuna dahil olmayan ya da ailesinde ve çevresinde organ nakli bekleyen bir hastası bulunmayanların bu konuda bilinçli olmadıklarını söyledi.

Organ naklinin görevini yerine getiremeyen organın yerine yenisinin konulmasıyla gerçekleştiğini ve canlıdan ya da kadavradan yapılabileceğini belirten Yavuz, "Kalp, karaciğer, böbrek, akciğer gibi çeşitli organ nakli bekleyen yaklaşık 80 bin kişi var. Böbrek hastalarımız 60 bine yakın. Bunların yüzde 50'si 40 yaş altı hastalar. Nakiller yüzde 80 canlıdan, yüzde 20 kadavradan yapılıyor. İdeal olan vefat eden kişinin organlarıyla bir canlının yaşam bulması. Vefat eden yakınlarımızın organlarını bağışlasak canlıdan nakle gerek kalmayacak. Kadavradan organ bağışları az olduğu için canlıdan nakil daha fazla." diye konuştu.

"Organ bağışı kartı alan kişi sayısı 350 bin civarında"

Her ölen kişiden organ nakli yapılamayacağının altını çizen Yavuz, yoğun bakımda solunum cihazına bağlı olarak vefat eden ve beyin ölümü gerçekleşmiş hastalardan organ naklinin mümkün olduğunu vurguladı.

Beyin ölümü gerçekleşmeden ölümün gerçekleşmeyeceğini ve beyin ölümünün bitkisel hayatla karıştırıldığını aktaran Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ailelerin kafasında 'ya ölmediyse' diye soru işareti ve endişe oluyor. Hasta eğer bitkisel hayattaysa solunumu devam eder. Aylarca yıllarca yaşar ve hayata dönme şansı vardır. Fakat beyin ölümü gerçekleşen hastanın solunumu durur. Beyin bütün fonksiyonlarını geri dönüşümsüz olarak yitirmiştir. Beyin ölümü gerçekleşen hasta tıbben ve hukuken ölü sayılır. Bu hastaların hayata dönmesi mümkün değildir. Sadece kalbi kendi elektriksel ritmiyle bir süre çalışmaya devam eder. Yakınlarının organlarını bağışlamak isteyenlerde de vücutta nasıl bir görüntü olacağıyla ilgili endişeler oluyor. Organ nakli ameliyatı teknik olarak diğer ameliyatlarla aynı. Bir ameliyat izi dışında kötü bir görüntü yok. O bedenin saygınlığı bizim için çok önemli. Çünkü onun sayesinde bir sürü insan hayat bulmuş. Nakil cerrahlarımız bu konuda çok titiz davranıyorlar."

18 yaşını aşmış herkesin organ bağışında bulunabileceğini söyleyen Yavuz, her organın herkese uygunluğunun söz konusu olmadığını, doku uyumu ve kan testlerinin yapıldığını dile getirdi.

Nakilde tıbbi aciliyetin önemine işaret eden Yavuz, "Daha sonra doku ve kan grubu uyumuna göre Ulusal Organ Nakli Koordinasyon Sistemi tarafından bu organlar uygun alıcılara naklediliyor. Beyin ölümü gerçekleşen kişilerin ailelerinin yaklaşık yüzde 30'u organ bağışında bulunuyor. Ülkemizde organ bağışı kartı alan kişi sayısı 350 bin civarında. Başarılı bir nakille insanların yaşam süresi uzar ve yaşam kalitesi artar, sosyal hayatlarına dönerler. Sağlığınızda organ nakliyle ilgili fikirlerinizi ailenizle paylaşın." dedi.

Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Vekili Uz. Dr. İsmail Koyutürk konuşmasında, hastanede böbrek nakli yapıldığını ve yakında karaciğer nakli de yapılacağını belirterek, organ nakil ünitesinin çalışmaları için ana kaynak olan canlı organ ve vericinin bulunmasının önemine işaret etti.

"Bu yıl 4 bin 132 hastaya organ nakledildi"

İstanbul Organ Nakli Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. İhsan Özdemir de Sağlık Bakanlığı'nın organ nakliyle ilgili bilinçlendirme çalışması yaptığını, halka ve öğrencilere yönelik çeşitli etkinlikler düzenlediklerini dile getirdi.

Türkiye'de ilk başarılı böbrek naklinin Prof. Dr. Mehmet Haberal tarafından gerçekleştirildiğini belirten Özdemir, "1990'da dünyada ilk canlıdan canlıya karaciğer nakli de yine Mehmet Haberal tarafından yapıldı ve bu ülkemiz için gurur kaynağı. Türkiye'de kayıtlı olarak 21 bin 574 hasta böbrek, 2 bin 104 hasta karaciğer, 922 kişi kalp, 65 kişi de akciğer nakli bekliyor. Bunların içinde bir kısmına acil nakil yapılması gerekiyor. Ülkemizde diyaliz bekleyen hasta sayısı 61 bin 974. Bu insanlar normal hayatını yaşayamıyorlar. Haftada 2-3 defa diyalize giriyorlar. İstediklerini yeyip içemiyorlar, koşup oynayamıyor, işe gidemiyor, denize giremiyorlar, sosyal hayata katılım sağlayamıyorlar. Bunların tek çaresi organ nakli. 2008'de 206 organ nakli yapılırken, bu yıl 4 bin 132 hastaya organ nakli yapıldı. Bu nakillerin yüzde 85'i canlıdan canlıya nakil. Kalp ve akciğer nakli kadavradan yapıldığı için sürekli bir artış görülmüyor. Kadavradan bağışta ülke olarak çok gerideyiz." ifadelerini kullandı.

Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Böbrek Nakli Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu ise organ bekleme havuzunda 20 ila 25 bin arasında hastanın nakil beklediğini ve her yıl organ nakli bekleyen 4 bin hastanın hayatını kaybettiğini ifade ederek, kadavradan nakil gerektiren akciğer hastalarının aldığı nefes yetmediği için boğularak hayatını kaybettiklerini anlattı.

Organ naklinin canlıdan değil kadavradan yapılması için hastalarını kaybedenlerin yakınlarında farkındalık oluşturmak için çaba sarf ettiklerini belirten Dokucu, şöyle konuştu:

"Ülkemiz dünyada canlıdan nakil yapmada çok başarılı. Bu çok güzel ama olması gereken kadavradan nakil. Maksadımız hiçbir hastalığı olmayan insanlardan büyük ameliyatlarla o organların alınmaması. Çok nadir olarak 10 binde 3'lere varan bir ölüm oranı var. Beyin ölümü gerçekleşmiş fakat bütün organları sağlıklı olan kadavradan nakil yapıyoruz. Kişinin yaş ve sağlık durumuna bağlı olarak bağışlanabilecek organ sayısı 5 ila 8'dir. 8 ayrı cana can katma ihtimali var. 8-10 saat organın kadavradan alınıp nakledilmesi için çalışıyoruz."

Şişli Müftüsü Mustafa Bilgiç de konferansta yaptığı konuşmada, eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'in "Dini, tıbbi, hukuki şartlar yerine getirildikten sonra candan cana yapılan organ bağışı en büyük sadakadır." sözünü hatırlatarak, organ bağışının önemli bir salih amel olduğunu vurguladı.

TV Net Sağlık Raporu Programı Sunucusu ve Sağlık Eğitimcisi Ayşenur Asuman Uğur'un "Medyanın organ bağışına etkisi" başlıklı sunum yaptığı konferansta, Şişli Hamidiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi Sudenur Kasap, kendi kaleme aldığı "Bir Organ Bir Nefes" adlı şiirini okudu.

Konuşmalardan sonra organ nakli bekleyen ve nakil olan hastalar yaşadıkları süreci anlatarak, organ bağışı için çağrı yaptılar.

Kadavradan böbrek nakli olan 24 yaşındaki Zeynep Demirkoç, 2.5 yaşından beri hastalıkla uğraştığını ve nakil olmak için 9 sene beklediğini belirterek, 1.5 sene önce böbrek nakli olduğunu söyledi. 9 sene boyunca diyaliz aldığını ve günde 11 saat makineye bağlı olarak yaşadığını anlatan Demirkoç, "Kül kedisi gibiydi. İstediğim hiçbir şeyi yapamıyordum. Suyumu kalkıp alamıyordum, tuvalete gidemiyordum. Nakilden sonra özgürlüğüme kavuştum. Toprakta çürüyeceğine insanlara umut olmak çok güzel bir şey. Yaşamak da yaşatmak da çok güzel. Nakil olan kişi yaşadığı müddetçe bağışçıyı hep hatırlar, 'Mekanı cennet olsun.' der." ifadelerini kullandı.