Malazgirt Savaşı'nı hissettirecek müze planlandı

Prof. Dr. Adnan Çevik, 1071 Malazgirt Savaşı'nın alan tespiti çalışmalarını anlattı. Savaşın gerçek zaman ve mekanda deneyimlenmesi için VR, hologram ve duyusal ögelerle donatılmış bir müze planlandığını, ayrıca bölgede ok uçları, sikkeler ve balista silahı gibi önemli buluntular elde edildiğini açıkladı.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinden (MSKÜ) Prof. Dr. Adnan Çevik, 1071 Malazgirt Savaşı'nın alan tespiti konusunda yürütülen çalışmalarla ilgili değerlendirmesinde savaşı gerçek zaman ve mekana uygun olarak yerinde göstermek istediklerini belirterek, "Savaşı tablolarla değil, bizzat içindeymişçesine, hatta askerlerin ter kokusundan iniltisine, rüzgarın yüzünüzü sanki yalıyormuş hissine kadar yaşatacak bir müze planlandı" dedi.
Van'ın Edremit ilçesindeki Uygulama Oteli'nde düzenlenen "Yeni Bulgular Işığında Malazgirt Savaş Alanı" konferansına katılan Prof. Dr. Adnan Çevik, Muş'un Malazgirt ilçesinde gerçekleşen 1071 Malazgirt Savaşı'nın alan tespiti konusunda yürütülen çalışmalarla ilgili bilgiler verdi. 2020 yılında projeye başladıklarını söyleyen Çevik, 955 yıl öncenin 1 gününün izini araştırdıklarını ifade ederek, "Biz 955 yıl önceki bir günün izini arıyoruz. Nerede arıyoruz? Nasıl arıyoruz? Sonuç alıyor muyuz? İşte bunları sizlerle paylaşacağım. Çünkü bu zaferin sadece bilimsel olarak yerini tespit etmek değil, asıl amacımız projenin ikinci aşaması ki bu sene ona da başladık. Nasıl ki Çanakkale'ye gittiğimizde okuduğumuz, duyduğumuz şeylerle yaşadığımız arasındaki fark tarif edilemez ise aynı duyguyu Malazgirt'te de yaşamak istiyor, yaşatmak istiyoruz" dedi.
Bu coğrafyada olup bitenlerin Türk tarihi, Selçuklu tarihi ve Anadolu'nun Türkleşme sürecinin kritik mekanlarını taşıdığını belirten Adnan Çevik, "Malazgirt Muharebesi bir meydan savaşı değil. Bu birinci yanlış. İki, Malazgirt'te bir ova yok. Bu da ikinci yanlış. Dolayısıyla Malazgirt, Süphan volkanik dağının yüz binlerce yıldır akıntılarının oluşturduğu bir plato. Yer yer düzlükler, yer yer engebeler, hatta ayakta bile duramayacağınız volkanik süpürgelerle dolu bir plato" ifadelerini kullandı.
Savaşı gerçek zaman ve mekana uygun olarak yerinde göstermek istediklerini de vurgulayan Çevik, "İster VR gözlüklerle, ister bir gök kubbenin altında hologramlarla. Nitekim ihalesi yapılan müze böyle bir müze olacak. Yani savaşın içine girdiğinizde yaşayacaksınız. Tablolarla değil, bizzat içindeymişçesine, hatta askerlerin ter kokusundan iniltisine, rüzgarın yüzünüzü sanki yalıyormuş hissine kadar yaşatacak bir müze planlandı" diye konuştu.
150 kilometrekarelik bir alanı baz aldıklarını dile getiren Çevik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Son derece geniş bir alan belirledik. Çünkü savaşın yeri konusunda bugüne kadar yerli yabancı kim ne önerdiyse bunları da dikkate alalım. Kendi çalışmamızla olgunlaşan, kendi görüşümüzü de ortaya koyalım, ama hiçbir görüşü göz ardı etmeyelim istedik. Her ne kadar 26 Ağustos 1071'den bahsediyorsak da bu çalışma sadece buna odaklanmış değil. 22 Ağustos'ta başlayan, hatta 13 Mart 1071'de Romen Diyojen İstanbul'dan çıkıp Eskişehir, İznik üzerinden Sivas'a, Sivas'tan Şebinkarahisar, Bayburt, Aşkale, Erzurum, Erzurum'dan da Malazgirt'e kadar gelen yol hattı. Alparslan'ın Halep'ten Urfa, Musul, Selmas, Hoy, Erciş, Patnos, Malazgirt'e kadar ya da Erciş, Adilcevaz, Sütey Yaylası Malazgirt'e kadar geldiği bu yolları da çalışıyoruz. 22 Ağustos Malazgirt'in geri alınışı. 23 Ağustos Ahlat'a gitmek üzere Bizans ordusu hazırlık yaparken 24 Ağustos'ta ilk Selçuklu öncü birlikleri alanı kapatıyor ve ilk çatışma 24 Ağustos'ta oluyor. O çatışma 25 Ağustos sabahına kadar gece de devam ediyor. 25 Ağustos'ta ana orduyla Sultan yetişiyor ve hemen bir barış teklifinde bulunuyor. O reddediliyor. Nihayet cuma günü 26 Ağustos'ta nihai muharebe oluyor. Bununla da bitmiyor. Alparslan esir imparatorla tam 8 gün daha bölgede kalıyor. İşte biz bütün bu süreci de belgelemek istiyoruz."
Alanda yaptıkları çalışmalarda buldukları bulgularla ilgili de bilgiler veren Çevek, "14 farklı tip ve işlevde okçumuz var elimizde. 14 farklı tip ve işlevde. Bu bizim için çok kıymetli, çünkü Bizans ordusunun içerisinde Vikingler var, Slavlar var, Ruslar var, Ermeniler var, Normanlar var, Franklar var, Bizans'ın kendi yerli birlikleri var. Kıpçaklar var, Peçenekler var, Uzlar var. Savaşçı Türkler de var içerisinde. Kimisi Bizans'a tabi topraklardan geliyor, kimisi bu savaş için toplanan birlikler. Dolayısıyla burada gördüğünüz bu bulguların tamamının işlevlerini anlamaya çalışıyoruz. Hangi birlikler hangi okçuyu kullanıyor, ne için kullanıyor? Zırha atılan ayrı. Örme zırha atılanla plaka zırha atılan aynı okçu değil. Atlıların kullandıklarıyla piyadenin kullandığı ayrı. Ağır zırh deliciler ayrı. Hayvana atılan ayrı. Dolayısıyla bunların bulunması, bulunduğu yerin koordinatı, birliklerin pozisyonunu da verecek bize" dedi.
Bu sene yürütülen kazı çalışmalarında balista silahı da bulduklarını belirten Çevik, şöyle devam etti:
"Bu seneye balista silahı bulundu. Bizim için çok değerli. Malazgirt Zafer Anıtı'nın bulunduğu alanda o kadar çok çalışma yaptık ki bu sene bir daha yapalım dedik. Daha önce yaptığımızda bulamadığımız 4 tane 30 cm'ye kadar ok uçları. Bunlar tam da bizim tahmin ettiğimiz gibi Diyojen'in 22 Ağustos'ta Malazgirt'i almak için yürüttüğü kuşatma bölgesine ait balista ok uçları. Tabii Bizans'a ait daha çok buluyoruz. Geçen seneden itibaren bu sene de bereketli bir yıl geçiriyoruz. Selçuklu da gelmeye başladı. Gümüş zihgir bulduk. Süs zihgiri, okçu yüzüğü. En değerli buluntularımızdan biri. Çok değerli taşlarla süslenmiş, bir bey ya da komutana ait olmalı kesinlikle. Bunun yanında ok uçları ve sikkeler çıktı. Bizans sikkeleri. Bronz sikkeler. Binin üzerinde Diyojen'e ait sikke var elimizde" şeklinde konuştu. - VAN















