Anadolu'nun Heybe Mirası 120 Parçayla Yaşıyor

Anadolu'nun Heybe Mirası 120 Parçayla Yaşıyor
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

- Türkiye'nin dört bir yanından 15 yıldır topladığı heybelerle Anadolu'nun kaybolmaya yüz tutmuş dokuma kültürünü gelecek kuşaklara aktaran Berna Özden: "Heybeler kadınlarımızın ilmek ilmek işlediği, içine duygularını, hasretlerini, özlemlerini, dualarını kattığı canlı birer kültür vesikası"

Türkiye'nin farklı illerinden 15 yıldır heybe toplayan Berna Özden'in koleksiyonu Anadolu'nun zengin dokuma kültürünü yaşatıyor.

Anadolu insanının duygularını ilmek ilmek işlediği eserleri geleceğe aktarmak için çalışan Özden'in, 15 yılda oluşturduğu koleksiyonda 120'ye yakın parça bulunuyor.

Geçmişi 70 ila 120 yıl arasında değişen heybeler, Çanakkale, Balıkesir, Manisa, Aydın, Konya, Kayseri Yahyalı, Niğde Kaşıkçı, Çorum, Mersin, Malatya ve Sivas'a kadar uzanan geniş bir coğrafyanın kültürel izlerini taşıyor.

Anadolu'nun zengin dokuma mirasını yansıtan heybeler, çeyiz, binek, günlük kullanım gibi işlevsel ve estetik detaylarıyla ön plana çıkıyor.

"Kültürün taşınan hafızası" ismini verdiği eserlerle Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında sergi açan Berna Özden, AA muhabirine, Erciyes Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü'nden mezun olduğunu anlattı.

Kayınpederi Lütfi Özden'in halı sanatıyla uğraştığını dile getiren Özden, Sivas'ın Zara bölgesine ait ilk heybeyi onun hediye etmesiyle koleksiyona başladığını söyledi.

Yurt içinde ve dışında yapılan müzayedelerin yanı sıra seyahatlerinde heybeler aldığını, koleksiyonunda yaşları 70'ten 120'ye kadar olan 100'den fazla eserin mevcut olduğunu dile getiren Özden, "Çanakkale'den Balıkesir'e, Konya'dan Kayseri'ye, Fethiye, Mersin Mut bölgesi, Elazığ gibi Anadolu'nun birçok yöresine ait heybelerim mevcut." dedi.

"Heybeler en önemli kültürel mirasımızdır"

Heybelerin bakımı ve korunmasının zor olduğunu vurgulayan Özden, havalandırılması, korunması, saklanması için evin bir bölümünü ayırdığını ve kekik tozu, lavanta çiçeği, ceviz yaprağı kullanılan çeşitli yöntemlerle bakımlarını sağladığını söyledi.

Özden, atın terkisine takılan, insanların göç yollarında en büyük taşıma aracı olan heybelerin anlamı hakkında da bilgi vererek, şunları kaydetti:

"Heybeler sadece atın terkisinde ya da omuzda taşınan bir torba değildir. Heybeler en önemli kültürel mirasımızdır. Ona sahip çıkmak, korumak, gelecek kuşaklara aktarmak en büyük vazifemiz olmalıdır. Ben de bu koleksiyona başlarken bunu misyon edindim ve devam ettirmeye çalışıyorum. Heybeler kadınlarımızın ilmek ilmek işlediği, içine duygularını, hasretlerini, özlemlerini, dualarını kattığı canlı birer kültür vesikasıdır. Onları korumak ve yaşatmanın hepimizin bir vefa borcu olduğunu düşünüyorum."

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.