Londra: İngiliz Basınında Bugün

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İngiliz basınında bugün, 28'inci gününde İsrail'in Lübnan saldırıları, Meksika'da Temmuz ayında yapılan ve sonuçları açıklanmayan cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Küba lideri Fidel Castro'nun sağlık durumu ile başlıkları öne çıktı.

İngiliz basınında bugün, 28'inci gününde İsrail'in Lübnan saldırıları, Meksika'da Temmuz ayında yapılan ve sonuçları açıklanmayan cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Küba lideri Fidel Castro'nun sağlık durumu ile başlıkları öne çıktı.

BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish/" adresinde yer alan basın özetlerine göre, İsrail ve Hizbullah arasındaki çatışmalar bir ayını doldurmak üzereyken Independent gazetesi, tüm kapak sayfasını bu çatışmaların bilançosuna ayırdı. "Tüm dünyayı utandıran bir savaşın bilançosu" manşetinin altında gazete, Ortadoğu'daki krizi rakamlarla değerlendirdi.

"Hizbullah'ın iki İsrail askerini kaçırmasının üzerinden 28 gün geçti. Bu süreç içinde Lübnan'da 932 kişi öldü. 75 kişi hl kayıp; öldükleri sanılıyor. Lübnan ordusundan 29 asker öldü. 3293 Lübnanlı yaralandı. Ölü ve yaralıların yüzde 45'i çocuklar. 300 bini çocuk olmak üzere toplam 913 bin Lübnanlı yaşadıkları yerlerden ayrılmak zorunda kaldı. 94 İsrailli öldü, 1867 İsrailli yaralandı. Güney Lübnan'da 10 bin İsrail askeri Hizbullah'la çarpışıyor. Hizbullah İsrail'e üç bin roket fırlattı. Çatışmaların ilk haftasında Hizbullah günde ortalama 90 roket atarken bu sayı son 5 günde 169'a çıktı. İsrail savaş uçakları 8700 saldırı uçuşu yaparak 146 köprüyü ve 72 yolu imha etti. Lübnan'ın altyapısının uğradığı hasar tahmin3 olarak iki milyar dolar. İsrail'in Ciye enerji santralına düzenlediği saldırının ardından 30 bin ton petrol Akdeniz'e yayıldı. Uluslararası toplum, İngiltere ve ABD hariç, acil bir ateşkes çağrısında bulundu. Şu ana kadar çıkarılan Birleşmiş Milletler (BM) kararı sayısı, sıfır."

Guardian gazetesi yazarlarından George Monbiot da aynı konuyu bugünkü yazısında işledi. Monbiot, "İsrail, Hizbullah'ın tahrik edici saldırılarına yanıt verdi, öyle mi? Yanlış!" başlıklı yazısında, "Lübnan'a düzenlenen gereksiz saldırı önceden planlanmıştı. İki askerin kaçırılması sadece bir bahaneydi. BM kayıtlarına göre İsrail, 2000 yılının Mayıs ayında Güney Lübnan'dan çekilmesinden sonra, sınırı defalarca ihll etti. İsrail uçakları, 2001-2003 yılları arasında hemen hemen her gün, 2006 yılında da ısrarla sınırı geçti. 2000 yılının Ekim ayında İsrail birlikleri, silahsız Filistinli göstericilere ateş açtı. 3 kişi öldü, 20 kişi yaralandı. Bunun üzerine Hizbullah militanları üç İsrail askerini kaçırdı. Hizbullah, zaman zaman İsrail mevzilerine roket saldırıları düzenledi. İsrail buna ağır bombardımanla yanıt verdi. Bu tür olaylarda 2003 yılında üç İsrailli ve üç Lübnanlı, 2005 yılında bir İsrail askeri ve iki Hizbullah savaşçısı ve Şubat 2006'da da iki Lübnanlı'yla üç İsrail askeri öldü. Ancak BM'ye göre bu olayların hiçbiri kapsamlı bir asker3 operasyonla sonuçlanmadı" ifadelerine yer verdi.

"Peki bu kez durum neden farklı?" diye soran Guardian yazarı Monbiot'a göre bunun cevabı, Hizbullah'ın neden iki İsrail askerini kaçırdığında gizli. "Hizbullah, iki İsrail askerini, Lübnan'ın işgali sırasında ele geçirilen ve 3. Cenevre Sözleşmesi'nin 118'inci maddesini ihll eder şekilde, serbest bırakılmayan 15 savaş esiriyle değiş tokuş etmek için kaçırdı. Eğer İsrail bu takası kabul etseydi, daha fazla kan dökülmeden askerlerini geri almış olacaktı. Ancak İsrail hükümeti pazarlık etmeye yanaşmadı. Sonrasını hepimiz biliyoruz. Yaklaşık bin Lübnanlı ve 33 İsrailli sivil öldü ve 1 milyon Lübnanlı evinden ayrılmak zorunda kaldı. Peki İsrail bu kez neden böyle bir tutum izledi? Çünkü bu iki askerin kaçırılmasına bir tepki değildi. Bu saldırı aylar önce planlanmıştı."

"AVRUPA, FRANSA'YA DESTEK VERMELİ"

İsrail-Lübnan sorununda bir diğer tartışma da, BM'de görüşülen karar taslağı. Times gazetesi, bu konudaki yorum yazısına "Fransız aksanı" başlığını attı.

"Avrupa, Paris ve Washington'un diplomasi girişimini izlemeli. Fransa'nın öncülük ettiği karar taslağının en önemli özelliği pragmatik yaklaşımı. BM Güvenlik Konseyi kararlarının genel tutumunun aksine çok açık ifadeler içeren karar metni, Hizbullah'ın sebep olduğu savaşın acısını çeken Lübnanlılar'ın acılarını sona erdirmeyi amaçlıyor. Lübnan, aşırı görüşlü bir grup tarafından rehin alınmış durumda. Lübnan'ın bundan kurtarılması tüm bölgenin çıkarına. Ancak bu yapılırken, Suriye'nin yeniden sahneye çıkması engellenmeli. İran'ın da arzuları belli. Hizbullah'ın savaş gücünü ortadan kaldırmayan bir ateşkes, İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in liderliği kadar Filistin lideri Mahmud Abbas'a da zarar verecek ve bir Filistin devleti kurulması yönündeki görüşmeleri sekteye uğratacak. Washington, karar metni konusunda Paris'le birlikte hareket etmekten memnun. Avrupa ülkeleri de Fransa'ya aynı şekilde destek vermeli."

Gazetelerin yorum yazılarına konu olan bir başka ülke de Meksika. Ülkede Temmuz ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçları bir türlü açıklanamadı. Seçimi yüzde birden daha az bir farkla kaybeden ve oyların yeniden sayılmasını isteyen ancak bu isteği reddedilen solcu aday Andres Manuel Lopez Obrador'un destekçileri günlerdir başkent Mexico City'de eylemlerini sürdürüyor.

Financial Times gazetesi konuyla ilgili haberinde, "Hükümete güven için yeniden sayım şart. Seçime hile karıştığı iddialarını açıklığa kavuşturmanın en iyi yolu oyların yeniden sayımı. Meksikalılar'ın çoğu, seçimin 'çok temiz' olmadığı görüşünde. Son kamuoyu yoklamaları, halkın yüzde 50'sinin yeniden sayım istediğini gösteriyor. Meksika son yıllarda önemli ilerlemeler kaydetti. Şimdi kendi kendine zarar vermekten kaçınmalı" ifadelerine yer verdi.

Lopez Obrador'un tutumunu "Tehlikeli popülizm" diye niteleyen Daily Telegaph ise, seçimin ülkeyi böldüğünü, Latin Amerika'nın nüfus ve ekonomi olarak ikinci büyük ülkesi olan Meksika'nın yönetilemez hle geldiğini savundu.

"Bu şartlar altında Lopez Obrador'un tutumu tehlikeli bir popülizm. Yapması gereken, eylemleri sona erdirmek ve seçim kurulunun vereceği kararı beklemek."

Times gazetesi geçen hafta geçirdiği ameliyatın ardından yetkilerini geçici olarak kardeşine devreden Küba lideri Fidel Castro'yla ilgili olarak bir yetkilinin "Küba, barış dolu bir devir teslime başlamıştır" sözlerini aktardı.

"Küba'nın önde gelen entelektüellerinden Roberto Fernandez Retamar, Castro'nun hastalanmasından bu yana bir 'devir teslim' yapıldığını söyleyen ilk kişi oldu. Fernandez Retamar, yaptığı açıklamada, ABD'nin böyle bir sürecin başarılabileceğine inanmadığını belirtti ve "kapı yüzlerine kapandı" dedi. Kübalı yetkililer, Castro'nun sağlığının düzelmekte olduğunu belirtiyor ve kanser olduğu iddialarını reddediyor. Fidel Castro'nun yetkilerini kardeşine devretmesi, hastalığının çok ciddi olduğu söylentilerine neden olmuştu."

İngiltere'de futbol sezonunda Premier Lig 19 Ağustos'ta başlayacak. Ancak ikinci ve üçüncü liglerde karşılaşmalar başladı. Bugünün özelliği ise, İngiltere liglerinin 118 yıllık tarihinde, bugün oynanacak karşılaşmalar ardından 500 bininci gole ulaşılacağının tahmin edilmesi.

Independent konuyla ilgili olarak, "İngiltere'de futbol, ilk kez 1888 yılında lig usulü oynanmaya başladı ve çok büyük ihtimalle bu akşam saat 21.00 civarında, 500 bininci gol atılacak. Geçtiğimiz Cumartesi ve Pazar günleri ikinci ve üçüncü liglerde toplam 82 gol atıldı. 500 bine ulaşmak için 63 gol daha gerekiyor. Bu akşamın kalabalık fikstürü dikkate alınırsa, yarım milyonuncu golü bu akşam göreceğiz. 1888'de başlayan lig uygulamasında ilk gol Aston Willa-Wolverhampton maçında atıldı. İngiltere liglerinde en çok gol atan takım 7022 golle Wolverhampton. Manchester United 7013 golle ikinci, Liverpool ise 6939 golle üçüncü sırada" ifadelerine yer verdi.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı