Yazar Selim İleri vefatının birinci yılında anıldı

Modern Türk edebiyatının önemli yazarlarından Selim İleri, Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen panelle anıldı. Yazar, senarist ve eleştirmen İleri'nin edebiyat dünyasındaki etkisi ve eserleri konuşuldu.
Modern Türk edebiyatının mihenk taşlarından birisi olarak gösterilen yazar, senarist ve eleştirmen Selim İleri, vefatının birinci yılında Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen panelde anıldı.
Zeytinburnu Belediyesinin hazırladığı ve şair Ömer Erdem'in moderatörlüğünü üstlendiği programda, yazar Necip Tosun, Doç. Dr. Fatih Altuğ ve Dr. Fatih Baha Aydın konuştu.
Programa ilişkin AA muhabirine konuşan Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, Selim İleri'nin Türk edebiyatının nevi şahsına münhasır isimlerinden biri olduğunu belirterek, "Hem eserleriyle hem de edebiyata verdiği emekle Türk edebiyatında özel bir konumu var. Kitapları birçok kuşağı etkiledi, hala da etkilemeye devam ediyor. Onu anmak, hatırlamak bizim için çok kıymetli." dedi.
"Sırtımı yasladığım bir kaleydi"
Necip Tosun, İleri'nin insanların edebiyattan bütünüyle koptuğunu hissettiği, edebiyata duyulan sevgi konusunda soru işaretleri yaşadığı dönemlerde cep mesajlarıyla okuduğu kitaplardan ve metinlerden alıntılar paylaştığını, bu paylaşımlarla çevresindekileri yeniden edebiyat coşkusuna ortak ettiğini söyledi.
İleri'nin her kitabını kendisine imzalı gönderdiğini dile getiren Tosun, "Ben de kendi kitaplarımı ona gönderirdim. İlk işimiz karşılıklı birbirimizin kitaplarını okumak olurdu. Benimle ilgili 5, 6 yazı yazdı. Ben de onunla ilgili onlarca yazı yazdım. O bir ağabey, üstat olmanın da ötesinde benim yoldaşım, edebiyatta arkadaşım, sırtımı yasladığım bir kaleydi. Onu kaybetmenin hüznü bende çok derin. Şu anda cep telefonumu açıp onun mesajlarına bakamıyorum." ifadelerini kullandı.
"Topyekün bir kültür adamı, entelektüeldi"
Tosun, İleri'nin tam anlamıyla bir entelektüel olduğunu vurgulayarak, "Romanlar, öyküler, şiir kitabı, senaryolar yazdı ve her alanda düşüncesi vardı. İnanılmaz bir şehir bilinci vardı, aynı zamanda bir düşünce adamıydı. Tarihimize de büyük bir emek vermiş, hikayeler, romanlar yazmıştı. Bu anlamda topyekün bir kültür adamı, entelektüeldi." görüşünü paylaştı.
Selim İleri'nin ömrünün sonlarına doğru özellikle merhamet, şefkat odaklı romanlar yazdığına işaret eden Tosun, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İki yakayı bir araya getirmeye çalıştı. Bu merhamet odaklı romanlarının ve onun bu merhamet düşüncesinin genç insanlarda bir karşılık bulacağını zannediyorum. Gençler, eğer şehir bilincine ulaşmak, Doğu-Batı çatışmasını anlamak, uygarlığımızı kavramak istiyorlarsa Selim İleri ile mutlaka bir gün buluşacaklardır."
"İnsan ilişkisine önem verme gibi bir tutumu vardı"
Doç. Dr. Fatih Altuğ, İleri'nin 20'li yaşlarından itibaren kendi ilkeleri ve erdemleri doğrultusunda kurduğu hayatında zorlukları göğüslerken, değişimlere rağmen özünden ödün vermeden toplum içinde var olmayı başardığını ve benzersiz bir kişilik ortaya koyduğunu anlattı.
Selim İleri'nin "hatırşinas" ve "kadirşinas" birisi olduğunu vurgulayan Altuğ, şunları kaydetti:
"Herhangi bir kişinin bir kıymeti varsa o kıymeti tanıma, onun üstünü kapatmama, ona yönelik bir dikkati vardı. Mesela her yılbaşında, önemli günlerde, bayramlarda bana mesaj atardı. Sonuçta o çok daha önemli bir yazar. Ben onun hakkında yazmış daha sıradan bir kişiyim ama o, ona yönelik verdiğim emeğin kıymeti ve hatırı için sürekli mesaj atardı. İnsan ilişkisine önem verme gibi bir tutumu vardı. Ben de şu anda akademik olarak çok yoğun bir zamanın ortasındayken bu konuşma teklifi geldiğinde hiç düşünmedim. Tam da o hatırşinaslığı nedeniyle, çok yoğun bir zamana denk gelse bile onu anmak, onun hatırı için bunu kabul etmek bir gönül borcu gibiydi."
"Edebiyatın, sanatın birleştirici gücüne inanıyordu"
Dr. Fatih Baha Aydın ise Selim İleri'nin kendisi için çok büyük bir öğretmen, üstat olmasının yanında büyük bir dost olduğunu da söyleyerek, vefatından önceki son üç yıl çok yakın bir mesai harcadıklarını, kendisini çok özlediğini ve ara ara "Selim Bey olsaydı bunu ona sorardım." dediğini aktardı.
İleri'nin Türk edebiyatının çok büyük bir hafızası olduğunun altını çizen Aydın, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yeri doldurulamayacak bir kalem. Biz elimizden geldiğince onun hatırasını, onun gibi yazarak, anılarını anlatarak, hayat görüşünü okurla paylaşarak yaşatmaya çalışacağız. Ama yeri dolacak bir figür değil, bizler sadece idareten buradayız. Bıraktığı değerler bize ulaşsa zaten Türkiye'de çok temel bazı problemler çözülürdü. Selim Bey, Türkiye'de bir sağ-sol meselesi olduğuna inanmıyordu. Edebiyatın, sanatın birleştirici gücüne inanıyordu ve kendi dostları da bunun tanıklarıydı. Özellikle son kitaplarında itidal, barışma vurgusu yaptı. Aslında 'hepimiz aynı gemideyiz'i vurgulamak istiyordu. Birbirimizin içindeki o yaraları, kırıklıkları bir görsek, anlaşamadığımız meseleleri unutacağız, ortak bir paydada buluşacağız, buna inanıyordu."













