Osman Baydemir'e Verilen 2 Ay Hapis Cezasının Gerekçeli Kararı Açıklandı
Muş'ta Güvenlik Güçleriyle Girdikleri Çatışmada Ölü Ele Geçirilen 14 PKK'lı Teröristten 4'ünün Diyarbakır'da Toprağa Verilmesinden Sonra Çıkan Olayları Bitirmek İçin Eylemcilere, "Şu Ana Kadar Sizin İsteğiniz İçin Sizin Cesaretiniz İçin, Teşekkür Ediyoruz.
Muş'ta güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada ölü ele geçirilen 14 PKK'lı teröristten 4'ünün Diyarbakır'da toprağa verilmesinden sonra çıkan olayları bitirmek için eylemcilere, "Şu ana kadar sizin isteğiniz için sizin cesaretiniz için, teşekkür ediyoruz. Acımız 14'tü, bugün 17 oldu, yeter 18 olmasın" dediği gerekçesiyle Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir hakkında verilen 2 ay hapis cezasının gerekçesi açıklandı.
Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 215. maddesini düzenleyen "Suçu ve suçluyu övme" kapsamında verdiği 2 ay hapis cezası ile ilgili olarak emsal teşkil edecek bir gerekçeli karar hazırladı. Mahkeme gerekçeli kararında önce fikir ve düşünce özgürlüğünü tanımladı, daha sonra terör ve teröristin tanımını yaparak, düşüncenin sınırlarını çizdi. Baydemir'in savunmasında, ''İfade özgürlüğü çerçevesinde olayları sonlandırmak amacıyla göstericileri ikna etmek için sarf ettiği'' ileri sürülen cümlelerin teknik sınırları aştığının vurgulandığı gerekçeli kararda terör örgütünün haince planları anlatıldı. Gerekçeli kararda şöyle denildi:
"Terör ve terörizm, toplumu ve toplumun iradesi ile oluşmuş bulunan hukuk düzenini temelinden tehdit eden yakın ve muhakkak bir tehlikedir. Terör uygar toplumun düşmanıdır. Demokratik düzen veya demokrasi uygar bir toplumun niteliği ise, terör demokratik toplum düzenlerinin düşmanıdır. Teröre yenik düşen toplumlar uygar niteliklerini yitirmeye ve geri kalmaya mahkumdurlar o nedenle modern demokratik toplumlarının başta gelen nedenleri terörle hukukun içinde kalarak mücadele etmektir. Yukarıda yer verilen, Terörün Önlenmesi Hakkındaki Varşova Sözleşmesi'nin temel amaçlarından biri de terör eyleminin haklı gösterilmesini önlemektir. Bu nedenle politik, felsefi, ideolojik, etnik, dini veya herhangi bir gerekçe gösterilerek işlenmiş olan bir terör suçunun 'Haklı nedenlere dayandığının' ifade edilmesi yasaklanmalıdır. Böylece 'Onaylayıcı bir yaklaşımın' terör suçu gibi ağır bir suçun kovuşturulması ve cezalandırılması açısından manevi bir engel oluşturabileceği düşünülmüştür. İfade özgürlüğü açısından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), 'Cebir ve şiddete çağrı' şeklindeki fikir açıklamalarını sınırlayan yaklaşımı karşısında 2005 yılında hazırlanan Terörün Önlenmesi Hakkındaki Varşova Sözleşmesi'nde yer alan ve 'Kendisinde cebir ve şiddet ifadesi bulunmayan', fakat 'İşlenmiş bulunan bir terör suçunun haklı nedenlere dayandığını açıklayan ifadeleri' suç haline getirme yükümü, Avrupa Konseyi'nin ve Avrupa Birliği'nin (AB) 'Terörün önlenmesi alanında' yeni bir bakış açısı oluşturduğunu göstermektedir.
Dolayısıyla, vatandaşların güvenliğinin sağlanması için sadece onların can ve mal bütünlüklerinin sağlanması yeterli olmayıp, aynı zamanda bunların tehlike altında olmadığı hissinin de verilmesi gerekmektedir. Diyarbakır olayları dikkate alındığında yasadışı örgütün bu kaygıları artırmayı amaçladığını söylenebilir." Mahkeme, Büyükşehir Belediye Başkanı Baydemir'in olay yerine dönemin Diyarbakır Valisi Efkan Ala'nın bilgisi dahilinde gittiğine ikna olduğunu kaydettiği gerekçeli kararına şöyle devam etti:
"Sanık savunmalarında göstericilerin bulunduğu alana İl Valisi'nin bilgisi dahilinde gittiğini ve bu kişileri sakinleştirebilmek için bu şekilde konuşmak zorunda olduğunu savunmuştur. Sanığın söz konusu bölgeye İl Valisi'nin bilgisi dahilinde gittiği ve göstericilerin sakinleştirilmesi açısından belli ölçüde konuşma serbestiyetinin olduğu mahkememizin de kabulü dahilindedir. Ancak bu konuşma tekniği sınırsız değildir. Göstericilerin suç işleyen kitle olduğu dikkate alındığında bu göstericileri 'Yatıştırmak amaçlı' söylemin yasalara uygun olması gerekecektir. Hiçbir yasal düzenlemede kişilere bu yönde yani göstericileri yatıştıracağım derken suç oluşturacak başka bir harekette bulunma hakkı verilmemiştir. Göstericileri yatıştırma amaçlı olacak bir konuşma suçun işlenmesinin önüne geçmeye yönelik olmalıdır. Yoksa bizatihi içeriği suç teşkil eden konuşmasının korunması mümkün değildir." Mahkeme, "Somut olayda yukarıda değerlendirildiği üzere göstericilerin yasadışı PKK terör örgütü adına alanda bulundukları ve bu örgüt adına suç işleyen bireyler durumunda bulundukları" kaydedildiği gerekçeli kararında, "Sanık Baydemir'in konuşmasında yer verdiği; benim gönlümün isteği, benim etrafımdaki dost ve arkadaşlarımın isteği, bombanın içindeki zehir benim gözümün içine girsin, ama halkımın gözüne girmesin, tırnağınıza taş değmesin, taş benim başıma değsin. Ben sizden rica ediyorum, bugün tüm sivil kuruluşlarımız, belediye başkanlarımızla toplantı yaptık, Şu ana kadar sizin isteğiniz için sizin cesaretiniz için, sizlere can-ı gönülden teşekkür ediyoruz. Siz kimliğinize sahip çıktınız, siz bağrı yanıklarınıza ve acınıza sahip çıktınız. Biz de sizinleyiz, bundan emin olun. Barış için verdiğiniz çaba için birbirimizi dinlememiz gerekiyor, arkadaşlar, arkadaşlar çocuklar bizimle gelmeyin, bakın bu yürek acımız 14'tü, bugün 17 oldu yeter 18 olmasın,18 olmasın. Bundan sonra yapacağınız her aktivite kentimize, sizin demokrasi talebinize, özgürlük talebinize zarar verecek niteliktedir. Bizim inancımıza göre, görüşümüze göre, dinimizde 3 gün yasımız vardır. Bu 3 günlük yasta ailelerimizin acısını paylaşalım. Onlar da iyi bilsinler ki bu acı, sadece onların değildir, bu halkın hepsine aittir" sözlerine atıfla sorunun kaynağı olan suçluyu yücelttiğinin tespit edildiği vurgulandı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Baydemir hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun 314/2 maddesini düzenleyen "Silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan dava açıldığı belirtilen gerekçeli kararda, sanığın "Suç ve suçluyu övmek" suçunu işlediğine kanaat getirdikleri için 2 ay hapis cezası verildiği ifade edildi. Ders mahiyetindeki gerekçeli kararda, sanığın mahkemedeki tutumundan dolayı ve suçu bir daha işlemeyeceği kanaati oluştuğu vurgusu yapılarak cezanın bin 500 YTL'ye dönüştürüldüğü belirtildi.
(AŞ-AŞ-CMH-Y)












