Nazım Hikmet Beyaz Perdede Hayat Buldu...

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Nazım Hikmet'in Hayatını Konu Edinen İlk Film Olan 'Mavi Gözlü Dev' Düzenlenen Bir Galayla Basına ve Sinema Dünyasına Gösterildi.

Nazım Hikmet'in hayatını konu edinen ilk film olan "Mavi Gözlü Dev" düzenlenen bir galayla basına ve sinema dünyasına gösterildi. Senaryosunun yazım aşamı 4 yıldan fazla süren ve yazılı kaynaklardan yararlanılarak sekiz kez sil baştan geliştirilen bir Biket İlhan filmi olan "Mavi Gözlü Dev" adlı film, 9 Mart'ta sinema salonlarında gösterime girecek.

"ONUN SAYESİNDE FİLMİN GÜZEL OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM"

"Mavi Gözlü Dev" filminde Nazım Hikmet'i canlandıran Yetkin Dikinciler, böyle bir filmde oynadığı için çok mutlu olduğunu belirterek, "Bu filmde çalışmış olmaktan, Nazım Hikmet'in filminin beyaz perdeye aktarılmış olmasından zaten son derece hoşnuttum. Nazım herkese davrandığı gibi bize de çok eli açık davrandı. Bütün sanat dallarında bütün yaratıcılara çok ilham verir, esin kaynağıdır Nazım. Biraz da onun sayesinde filmin güzel olduğunu düşünüyorum" dedi.

"HERKES O KADAR GÖNÜLDEN OYNAMIŞ Kİ ETKİLENMEMEK MÜMKÜN DEĞİL"

Film izlendikten sonra oldukça heyecanlı olduğunu gözlenen başrol oyuncularından Dolunay Soysert ise inanılmaz gurur duyduğunu belirterek, "İyi bir iş yapmışız. Güzel bir iş yaptığımız için bir kez daha mutluluk duydum. Özel bir iş olduğunu biliyordum senaryoyu ilk elime aldığım andan itibaren ama karşı karşıya gelince bambaşka bir şey oluyorsunuz" diye konuştu. Filmden çıkarken çok büyük bir sessizlik olduğunu söyleyen Özge Özberk de herkesin çok etkilendiğini belirterek filmin hakettiği değeri bulmasını diledi. Özberk, "Herkesin gönül verdiği o kadar belli olmuş ki. Herkes o kadar gönülden oynamış ki etkilenmemek mümkün değil. Yani bu senaryo böyle miydi dedim, çok etkilendim" diyerek duygularını ifade etti.

"İLK BAŞTAKİ KADAR YALNIZ DEĞİLİZ ARTIK"

Filmin kaynak bulunamaması nedeniyle çekimlerinin sarkması ile ilgili olarak "Bu aksaklık asla bize yansıtılmadı ki doğru olan buydu" dedi. Konu ile ilgili olarak Dikinciler de "İlk baştaki kadar yalnız değiliz artık. O kısım bizi hiç ilgildirmedi öyle ya da böyle yapılacaktı bu film" diye konuştu. Soysert te Özberk gibi kendilerine bu durumun hissettirilmediğini söyledi.

Filmin çekilmesi için Kültür Bakanlığı filme 25 bin YTL'lik bütçe ayırmıştı. Çekimler aksayınca film Nazım Hikmet sevenlerin desteğiyle tamamlandı.

FİLMİN KONUSU

Kavganın, sevdanın ve Türkçe’nin büyük şairi Nâzım Hikmet, 1941 yılında Bursa Hapishanesi’ne nakledilir. “Komünizm" propagandası nedeniyle mahkûm olan şairin ünü içeride kulaktan kulağa, efsaneye dönüşür. İbrahim Balaban ve Yusuf, ustanın odasına desen çizeceği aynaları taşırlar. Mahkûmların portresini yapan Nâzım’ın aklı yalnızca karısı Piraye’dedir. Günlerdir ne mektup, ne telgraf gelmiştir. Hasretin dinmeyen sızısı, siyatik ağrılarından da beterdir. 2. Dünya Savaşı’nın vahşeti ve sefaleti tırmanırken; şair, Müdür Tahsin Bey’den kötü haberi alır. Hakkında verilen 28 yıl hapis cezası onaylanmıştır.

Ekim 1948’de, dayı kızı Münevver ziyaretine gelir. Nâzım yeni bir sevdanın coşkusuna kapılır. İki aşk arasında bocalar, bir de üstüne Münevver kocasından ayrılmayı erteleyince bunalıma girer. Karaciğerinden sonra kalbi de yorulmuştur. Piraye’ye mektuplar yazar, yalvarır. Karısıyla zoraki buluşmada buzları eritmeye uğraşırken; Münevver’in de hapishaneye gelmesi, başka bir kâbusa sürükler şairi. 10 yıldır hapistedir, artık tükenme noktasındadır, yaşamına son vermeyi tasarlar…

Kaynak: Demirören Haber Ajansı