Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu... TBMM Başkanı Kurtulmuş: Bizim Bir Üçüncü Göze İhtiyacımız Yok, Üçüncü Göz Burasıdır

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Bizim bir üçüncü göze ihtiyacımız yok, üçüncü göz burasıdır. Millet adına bu işe göz kulak olan, millet adına bu sürece öncülük eden bu komisyon esasında aynı zamanda üçüncü göz fonksiyonunu icra etmektedir, objektif bir şekilde bu süreci yerine getirmektedir" dedi.

(TBMM) - TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Bizim bir üçüncü göze ihtiyacımız yok, üçüncü göz burasıdır. Millet adına bu işe göz kulak olan, millet adına bu sürece öncülük eden bu komisyon esasında aynı zamanda üçüncü göz fonksiyonunu icra etmektedir, objektif bir şekilde bu süreci yerine getirmektedir" dedi.

Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda bugün "çatışma çözümü" alanında çalışmaları bulunan akademisyenler ile uzmanlar dinlendi. Yaklaşık 6 saat süren toplantının kapanışında konuşma yapan TBMM Başkanı Kurtulmuş, herkesin kendi perspektifi açısından olayları değerlendirdiğini belirterek, şunları söyledi:

"Bütün bu değerlendirmeler sonunda benim şahsen sürece ilişkin olumlu bakış açımın daha da kuvvetlendiğini ifade etmek isterim. Özellikle bir Türkiye modelinin, bize özgü bir modelin ortaya konulabilmesi konusunda elimizde önemli imkanlar, önemli fırsatlar olduğunu birçok arkadaşımız, hocamız teyit etti, hatta bu çerçevede komisyonumuza ödevler verdiler. 'Eğer bunu yaparsanız tarihe geçersiniz' şeklinde ifadelerde bulundular.  Artık bizim bu komisyonla ve süreçle ilgili 'eğer başarılı olursa' sözünü gündemden kaldırmamız lazım. Bu çalışmalar başarılı olmak zorundadır ve inşallah en kısa süre içerisinde de tamamlanacaktır.

Bu sürece ilişkin çok önemli tespitlerden birisi; 'Kimse Türkiye'yi tek başına bırakmaz.' Tarihsel olarak büyük bir jeopolitiğin, jeopolitik kırılmanın içinden geçiyoruz. Bölgenin de dünyanın da yeniden yapılandığı, yeniden şekillendiği bir dönemden geçiyoruz. Bunun Türkiye'ye karşı nice düşmanca tavrı da içinde barındırdığının hepimiz gayet açık bir şekilde farkındayız. Ama akıl akıldan üstündür. Onlar ne yapmak istiyorsa biz onların yapmak istediğinden daha büyük bir iradeyle bu topraklarda ve bu bölgede birliği, beraberliği, kardeşliği ve huzuru tahkim etmek için çalışıyoruz ve inşallah sonuç alacağız. Burada herhangi bir tereddüt düşünmememiz lazım. En büyük gücümüz milletimizin gücüdür. Bu komisyon çalışmaları kendi başına ortaya çıkmış değildir. Örgüte silah bırakma çağrısı sonrasında bu bir devlet politikasına dönüşmüş ve daha evvel de ifade etmiştim, Türkiye'nin bütün siyasi kanatlarını temsil eden siyasi partiler, bir parti hariç burada bulunmayı kabul ederek, gönüllü bir şekilde sürecin parçası olarak aslında bu süreci bir millet projesi haline dönüştürmüştür."

"Komisyonun gücünü hafife almayalım"

Komisyonun çalışmalarına başladığı 5 Ağustos'tan bu yana çok mesafe alındığını söyleyen Kurtulmuş,  toplantılarla ilgili hazırlık süreçlerini de anlatarak,"Hazırlığı var, sonrası var, etkileri var. Tüm bunları hesap ettiğiniz zaman yüzlerce saatlik bir süreci hep birlikte inşa ediyoruz. Dolayısıyla komisyonun gücünü de hafife almamamızı bir kere daha hep birlikte hatırlatmak istiyorum" şeklinde konuştu.

Komisyonun bağımsız bir gözlem grubu olduğunu kaydeden Kurtulmuş, komisyonun güncel siyasi çekişmelerin, siyasi tartışmaların dışında kalmaya mümkün olduğu kadar dikkat ettiğini belirterek, teşekkür etti. "Komisyonun gücü bu konuda yeterlidir. Siyasi irade Türkiye'de mevcuttur. Cumhurbaşkanımızdan başlayarak devletin bütün kurum ve kuruluşları aynı doğrultuda hareket etme noktasındadır" diyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Burada bir 'üçüncü göz' meselesi gündemde geldi. Ben başından beri Türkiye'nin bu tecrübesinin diğer ülke tecrübelerine benzemediğini, benzer taraflar olsa bile bütünüyle benzemediğini ifade etmek isterim. Bizim bir üçüncü göze ihtiyacımız yok, üçüncü göz burasıdır. Millet adına bu işe göz kulak olan, millet adına bu sürece öncülük eden bu komisyon esasında, bizzatihi aynı zamanda üçüncü göz fonksiyonunu icra etmektedir, objektif bir şekilde bu süreci yerine getirmektedir."

"Türkiye'nin tecrübesi yeterli"

Komisyonda bugünkü konuşmalarda sıklıkla "negatif barış, pozitif barış" konularının gündeme getirildiğini ifade eden Kurtulmuş, "Bizim nihai hedefimiz bu ülkede, bu bölgede tamamıyla pozitif barışın kurulması, artık bir daha insanların şiddet diliyle, silahın aracılığıyla konuşmaktan ziyade dostça, kardeşçe kazan-kazan prensibi içerisinde ellerindeki imkanlarını çoğaltarak, yeni bir Türkiye inşa etmesi ve yeni bir bölge inşa etmesidir. Bu çerçevede de Türkiye'nin tecrübesinin yeterli olduğu kanaatindeyim" şeklinde konuştu.

Salonda 2013'teki çözüm sürecine katılmış olan hem akademisyen hem milletvekilleri bulunduğunu söyleyen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Çözüm sürecinde yaşadığımız tecrübede elde ettiğimiz birikim ve ondan önceki süreçlerde elde edilen birikimlerin hepsi o zaman başarısız görünse bile onu sadece başarısız diye bir kenara koymamak lazım. Oradaki her bir çabanın bugün bu sürecin olgunlaşmasına önemli katkılar sunduğunu görüyorum. Bunlardan iyi bir şekilde istifade etmek herhalde hepimizin vazifesidir. Pozitif barış aynı zamanda gelecek tasarımını da ihtiva etmektedir. Biz ülkemiz için bu topraklar için vatanımız için gerçekten güçlü büyük Türkiye hedefi doğrultusunda yeni bir gelecek tasarımını ortaya koymak durumundayız. Bu da hiç şüphesiz kardeşlikten geçiyor, milli dayanışmamızı artırmaktan geçiyor, demokratik standartlarımızı yükseltmemizden geçiyor. Komisyonumuzun adına koyduğumuz bu kelimeler de sadece tesadüfen seçilmiş bir kelimeler değildir. Her birisinin birbiriyle irtibatta olduğuna inandığımız ve birisindeki yükselişin diğerlerini de yükselteceğini bildiğimiz konulardır. İnşallah Türkiye modelinin gerçekleşmesi konusunda herkesin çok büyük katkıları olacak."

Türkiye'de tüm çevrelerin bu süreç için hassasiyetle çalışması gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, "Şu uyarıyı da yapmak zorundayız her platformda. Bu sürecin başarıyla sonuçlanmasını isteyenler olduğu kadar sayısal olarak çok az olmakla birlikte istemeyenlerin de varlığını bilmemiz gerekiyor. Onların da süreci zehirlemesine mani olmamız gerekiyor. Çok önemsediğim bir şey daha var, illa dil. Bizim gerçekten kalıcı bir kardeşlik, barış, dayanışma istiyorsak burada bu dili de kurmak, kurgulamak ve çoğaltmak mecburiyetindeyiz" diye konuştu.

Kaynak: ANKA / Güncel