İstanbul'da bir kişinin mide küçültme ameliyatında ölümüne ilişkin 7 sanığın yargılanmasına başlandı

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İstanbul'da mide küçültme ameliyatı olan Semanur Aydın'ın hayatını kaybetmesine ilişkin, doktorluktan menedildiği halde ameliyat yaptığı belirtilen Erol Vural'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın yargılanmasına başlandı.

İstanbul'da mide küçültme ameliyatı olan Semanur Aydın'ın hayatını kaybetmesine ilişkin, doktorluktan menedildiği halde ameliyat yaptığı belirtilen Erol Vural'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın yargılanmasına başlandı.

Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın ilk duruşmasına, 5 tutuklu sanık ve 1 tutuksuz sanık ile avukatları katıldı. Tutuklu bir sanık da Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.

Mahkeme başkanı, müştekilerin şikayetlerinden vazgeçtiklerine dair dilekçe sunduklarını bildirdi.

Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Erol Vural, meslekten menedildiği zaman sağlık turizmi işine başladığını, bu nedenle Şafak Hastanesi'ne hasta götürdüğünü söyledi.

Obezite üzerine çalıştığını ve maktul Semanur Aydın'ın kendisine referansla ulaştığını belirten Vural, maktulün ameliyatını kendisinin yapmadığını, 18 Aralık 2023'te ameliyatı Dr. Şaban Coşkun'un gerçekleştirdiğini savundu.

Vural, maktulün iki gün sonra taburcu edildiğini belirterek, savunmasını şöyle sürdürdü:

"Sağlık turizminde hasta giriş, çıkışında hastanın tüm süreçlerine dahil oluyoruz. Tüm tetkikleri hastaya anlatıyoruz. Süreci hastayla beraber takip ederiz. Ayın 26'sında hasta şikayetlerinin başlaması üzerine bizimle irtibata geçti. Hemen doktor Şaban Coşkun'u bilgilendirdim, onun talimatıyla hastayı, hastaneye yatırdık. Ayın 27'sinde gereken tüm tıbbi tedavileri hastaya uyguladık. Tetkiklerin çoğu yapılmış ancak sonuçları açıklanmamıştı. Maktul, hastaneden ayrılmak istedi, biz kabul etmedik. Maktul her türlü rızayı kabul ederek çıkış yaptı. Hastanın takibini telefonla yaptık. Ertesi gün maktulü Arnavutköy Devlet Hastanesi'ne götürmüş ailesi. Rutin aramamızda bunu öğrendik."

Arnavutköy Devlet Hastanesi'nin acil servisinde tedavisine başlanan maktulün, tedavi sonuçlanmadan ailesi tarafından riskli bir şekilde taksiyle Şafak Hastanesi'ne getirildiğini öne süren Vural, "Aile, Arnavutköy Devlet Hastanesi'nde yapılan tedavi çok kötü olduğu için tüm risklere rağmen bizim hastaneye getirdiklerini söylediler. Maktulün eşinin bize anlattığı kadarıyla, dili boğazına kaçmasın diye elini ağzına sokmuş ve yetkisiz tıbbi müdahalede bulunmuş. Maktulün durumu ağırlaşmış, kusmuğu akciğerlerine kaçmış. Ben bu olaylar yaşanırken hastanede değildim." diye konuştu.

Vural, hastayı sadece ameliyathaneye teslim edip çıktığını, belli aralıklarla ameliyathaneye inerek durumu kontrol ettiğini ve her seferinde hasta yakınlarının kendisini gördüğünü savundu.

Bağcılar Şafak Hastanesi'ne sağlık turizmi kapsamında 3 hafta boyunca yaklaşık 40 hasta götürdüğü bilgisini veren Vural, kendisine referansla gelen hastaya meslekten menedildiğini söylemediğini ancak ameliyatı yapan Dr. Şaban Coşkun'a bu durumu bildirdiğini ileri sürdü.

Diğer doktor da ameliyatı kabul etmedi

Sanık doktor Şaban Coşkun ise Erol Vural'ın kendisine meslekten menedildiğini söylemediğini, bu konuda bilgisi olmadığını iddia etti.

Maktulün ameliyatını kendisinin yapmadığını öne süren Coşkun, "HTS kayıtları ve tanık beyanlarıyla sabittir, beni hastaneden aradılar ve bir hastamın ex olduğunu, bu nedenle imzalamam gereken evrakların olduğunu söylediler. Evraklar sabah karakola verilecekmiş. Ben de sabah geleceğimi söyledim, hastanın ismini sorgulamadım. Ancak o gece başhekim Semiha Yavuz ve yanında ismini bilmediğim bir kişi, evime gelip evrakları imzalattı. Maktulden haberim yoktur." şeklinde konuştu.

Çalıştığı hastane kapanınca Vural'ın kendisini aradığını ve Bağcılar'daki Şafak Hastanesi'nde çalışıp çalışmayacağını sorduğunu anlatan Coşkun, "Erol Vural, iyi fiyatlı hastalarının A sınıfı hastanelerde ameliyat edildiğini, daha düşük maliyetli hastalarının ise Şafak Hastanesi'nde ameliyat olduğunu söyledi. Kendisine ait muayenehanesinin olduğunu ancak sigortalı hastalarını ameliyat edemediğini, Şafak Hastanesi'ne başlarsam bana getirebileceğini söyledi." ifadelerini kullandı.

Sanık başhekimin savunması

Sanıklardan Semiha Yavuz, Bağcılar Şafak Hastanesi'nin başhekimi olduğunu belirterek, 2023 yılının şubat ayında göreve başladığında hastanenin konkordato sürecinde olduğunu ve borçları nedeniyle birçok eksikliğin bulunduğunu söyledi.

Maktulün ameliyat ve kontrol sürecine ilişkin bilgisinin olmadığını savunan Yavuz, şu beyanda bulundu:

"Hastayı ilk olarak, acil servise kalp atışı ve solunumu yokken geldiğinde gördüm. Hasta geldiğinde hemen mavi kod verdim. Hastaya 70 dakika kalp masajı yaptık, solunum cihazına bağladık. Bu esnada hastalık öyküsünü öğrendim. Hastanın vefatı kesinleşince acil servis doktoru adli rapor hazırladı. Ben Erol Vural ismini ilk kez hasta yakınlarından duydum. Erol Vural'ı tanımam, maktulün öldüğü gün hastaneye geldiğinde kendisinden haberim oldu. Sanık yakınları Erol Vural'ın hastası olduğunu söylediler. Dosyaya baktığımda, Şaban Coşkun'u maktulün doktoru olarak gördüm. Çelişkiyi düzeltmek için Şaban Coşkun ile görüştüm. Şaban Coşkun bana hasta hakkında bilgi verdi, 'Ameliyata Erol Vural ile beraber girdik' dedi. Ben Erol Vural'ı, gözlemci hekim olarak ilçe sağlık müdürlüğüne bildirdim. Müdürlükten memurlar beni aradı ve Erol Vural'ın meslekten menedildiğini söyledi. Şok oldum."

Sanık Yavuz, daha sonra Vural ile görüştüğünde meslekten menedildiğini ve sağlık turizmi yaptığını, hastalarını Coşkun'a getirdiğini söylediğini aktardı.

Delilleri karartmadığını, hastaneye gelen polislere tüm evrakları teslim ettiğini ve Şaban Coşkun'un evine giderek evrak imzalatmadığını savunan Yavuz, 5 Aralık 2023'te ise kameraların bozuk olduğunu ve tamir edilmesi talimatını verdiğini öne sürdü.

Hastane sahibi ve çalışanların ifadeleri

Sanıklardan Mustafa Kazan, Bağcılar Şafak Hastanesi'nde 2023 yılında bir sene işletme müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, hastanenin kafeterya, genel temizlik, tamir, tadilat süreçlerini yönettiğini bildirdi.

Kazan, tıbbi ve mali işlere bakmadığını, hekimleri işe alma ya da çıkarma yetkisinin de bulunmadığını vurguladı.

Sanık Cem Türker Öztürk de hekimleri işe alma yetkisinin olmadığını, maktulün ölümünden aylar sonra haberinin olduğunu ve kamera kayıtlarının silindiğine dair bilgisinin olmadığını savundu.

Sanık Orhan Gündemer, hastanede hiçbir görevinin bulunmadığını, kırtasiye dükkanı olduğunu, ayrıca hastanenin kartonpiyer işlerini yaptığını beyan etti.

Tutuksuz sanık Refik Arslan ise Şafak Hastanesi'nin resmi sahibi olduğunu, 4-5 yıl önce satın aldığı hastaneye kontordato sürecinde başka birinin atandığını söyledi.

72 yaşında olduğunu ve sanıkların hiçbirini tanımadığını ileri süren Arslan, ticari amaçla satın aldığı hastanenin işleyişiyle alakası olmadığını ileri sürdü.

Savunmaların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Orhan Gündemer'in tahliyesine, 5 sanığın ise tutukluluk halinin devamına hükmedip duruşmayı erteledi.

İddianameden

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, savcılıkça yürütülen "Yenidoğan çetesi" soruşturmasında yer alan şüphelilerin telefonlarının dinlendiği kaydediliyor.

İddianamede, bu soruşturmanın sanıkları, bu kapsamda açılan davada yargılanan Semiha Yavuz ve Mustafa Kazan'ın telefon görüşmelerinin de dinlenildiği, bu dinlemede sanık Erol Vural'ın doktorluk yapmaktan yasaklı olduğu, buna rağmen Bağcılar Şafak Hastanesi'nde mide küçültme ameliyatları yaptığı anlatılıyor.

Telefon görüşme içeriklerinde, sanık Mustafa Kazan'ın sanık Vural'ın yapacağı ameliyata başka bir doktorun kaşesi ve imzasını kullanarak sahtecilik yaptığına yönelik görüşmelerin yer aldığı belirtilen iddianamede, İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun kararında, maktul Semanur Aydın'ın ölüm sebebinin mide küçültme ameliyatı ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana geldiğini bildirdiğine değiniliyor.

Maktul Aydın'ın İstanbul Özel Bağcılar Şafak Hastanesi'nde mide küçültme ameliyatı sonrası 28 Aralık 2023'te vefat etmesinde, ameliyatı yaptığı iddia edilen sanık Vural'ın, İstanbul Özel Bağcılar Şafak Hastanesi ve yetkililerinin, uygulanan tıbbi müdahaleler ve sonrasındaki takip süreçlerinde ihmali, kusuru ve tedbirsizliği bulunduğu iddianamede yer alıyor.

Sanık Erol Vural'ın başka iki hastasının zayıflama ameliyatında ihmal, ayrıca takip ve tedavide kusur göstererek hastaların ölümüne neden olması sebebiyle hekimlikten yasaklı bulunduğu belirtilen iddianamede, hastane yönetiminde bulunan Refik Arslan, Cem Türker Öztürk, Semiha Yavuz, Mustafa Kazan ve Orhan Gündemer'in hastanenin gelirlerini artırmak, maddi çıkar elde etmek amacıyla daha önceden 2 kişinin ölümüne sebep olan ve hekimlik mesleğini yapmaktan yasaklı bulunan Erol Vural'ın ameliyat yapmasına ortam sağladıkları aktarılıyor.

Sanık doktor Şaban Coşkun'un ise Erol Vural tarafından yapılan ameliyatları kendisi yapmış gibi göstererek aslında ameliyata girmediğinin tespit edildiği belirtiliyor.

İddianamede, sanıklar Erol Vural, Cem Türker Öztürk, Mustafa Kazan, Orhan Gündemer, Refik Arslan, Semiha Yavuz ve Şaban Coşkun hakkında "ihmali davranışla kasten öldürme", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme", "ruhsatsız veya yetkisiz olarak sağlık hizmeti verme veya verdirme" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından 18 yıl 6 aydan 33'er yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.