Hifa İkra Davası Öncesi Açıklama: "Ayhan Şengüler Derhal Tutuklansın, Herhangi Bir Erkeklik İndirimi Uygulanmadan Cezalandırılsın"
İki ay önce şüpheli bir şekilde yaşamlarını yitiren Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler'le ilgili cinsel istismar davasının duruşması İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Duruşma öncesi adliye önünde açıklama yapan kadın dernekleri, "Bugün hesap vermesi gereken sadece Ayhan Şengüler değil; bu ölümü mümkün kılan, mekanizmaları işletmek yerine faili aklamayı amaç edinen, yıllardır süren politikalarla tarikatların ve cemaatlerin tüm devlet kurumlarına sirayet etmesine, eğitimin tarikatlara teslim edilmesine olanak sağlayan, kadınları ve çocukları erkek şiddeti karşısında seçeneksiz bırakan devlettir. Fatma Nur ve Hifa İkra’nın ölümü şüpheli bir ölümdür, tıpkı başka birçok kadın ve çocuk ölümü gibi... Ayhan Şengüler derhal tutuklansın, herhangi bir erkeklik indirimi uygulanmadan cezalandırılsın, bu istismar ve ölümlerde payı olan tüm kurumlar, kişiler yargılansın!" denildi.
Haber: Beril KALELİ/Kamera: Hakan KAYA
(İSTANBUL) İki ay önce şüpheli bir şekilde yaşamlarını yitiren Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler'le ilgili cinsel istismar davasının duruşması İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Duruşma öncesi adliye önünde açıklama yapan kadın dernekleri, "Bugün hesap vermesi gereken sadece Ayhan Şengüler değil; bu ölümü mümkün kılan, mekanizmaları işletmek yerine faili aklamayı amaç edinen, yıllardır süren politikalarla tarikatların ve cemaatlerin tüm devlet kurumlarına sirayet etmesine, eğitimin tarikatlara teslim edilmesine olanak sağlayan, kadınları ve çocukları erkek şiddeti karşısında seçeneksiz bırakan devlettir. Fatma Nur ve Hifa İkra'nın ölümü şüpheli bir ölümdür, tıpkı başka birçok kadın ve çocuk ölümü gibi... Ayhan Şengüler derhal tutuklansın, herhangi bir erkeklik indirimi uygulanmadan cezalandırılsın, bu istismar ve ölümlerde payı olan tüm kurumlar, kişiler yargılansın!" denildi.
Fatma Nur Çelik, kendisinin Ayyan Şengüler'in sistematik cinsel şiddetine maruz kaldığını ve evlenmek zorunda bırakıldığını, kızı Hifa İkra'nın da 3 yaşından itibaren babasının cinsel istismarına uğradığını söylemiş, adliye önündeki oturma eyleminde 'Başıma bir şey gelirse intihar demeyin' diyerek içinde bulunduğu duruma dikkat çekmiş, bir süre sonra da 1 Mart tarihinde Zeytinburnu sahilinde kızıyla birlikte cesedi bulunmuştu.
Olay kamuoyunda büyük tepkiye yol açarken, Hifa İkra Şengüler'le ilgili cinsel istismar davasının duruşması İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Gizli yapılan duruşmaya çok sayıda kadın derneği ve siyasi parti temsilcisi yakın ilgi gösterdi. Duruşma öncesi kadın dernekleri tarafından yapılan açıklamada "Bugün hesap vermesi gereken sadece Ayhan Şengüler değil; bu ölümü mümkün kılan, mekanizmaları işletmek yerine faili aklamayı amaç edinen, yıllardır süren politikalarla tarikatların ve cemaatlerin tüm devlet kurumlarına sirayet etmesine, eğitimin tarikatlara teslim edilmesine olanak sağlayan, kadınları ve çocukları erkek şiddeti karşısında seçeneksiz bırakan devlettir. Fatma Nur ve Hifa İkra'nın ölümü şüpheli bir ölümdür, tıpkı başka birçok kadın ve çocuk ölümü gibi... Ayhan Şengüler derhal tutuklansın, herhangi bir erkeklik indirimi uygulanmadan cezalandırılsın, bu istismar ve ölümlerde payı olan tüm kurumlar, kişiler yargılansın!" denildi.
Açıklamada şu görüşlere yer verildi:
"Bugün Fatmanur Çelik ve Hifa İkra için buradayız. Bugün bu ülkede cinsel istismara, erkek şiddetine maruz kalan ancak koruyucu önleyici mekanizmalara erişemeyen, seçeneksiz bırakılan tüm kadınlar ve çocuklar için buradayız. Erkek egemenliğinden güç alan devletin bizim hayatlarımızı değersiz görmesine, cezasızlık politikalarıyla fail erkekleri ödüllendirmesine, tarikatlarla işbirliği yaparak faili korumasına sessiz kalmıyoruz, hesap soruyoruz."
Fatmanur, Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından sistematik cinsel şiddete maruz kaldı ve Ayhan Şengüler ile evlenmek zorunda bırakıldı. Kızı Hifa İkra ise 3 yaşından itibaren babası tarafından cinsel istismara maruz kaldı. Fatmanur, hem kendi uğradığı tecavüzün hem de kızının uğradığı cinsel istismarın hesabını sormak için bu kapı önünde nöbet tutuyordu; mekanizmaların işletilmesi için ilgili kurumlara başvurdu, faili koruyan tarikat ve devlet işbirliğine karşı mücadele etti. Dosya, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın elindeydi. Bakanlık bu dosyayı sürüncemede bıraktı; kadını ve çocuğu koruması gereken mekanizmaları işletmedi. Yetmedi; verilen beraat mütalaası, faili aklamaya, Fatmanur'u ve Hifa'yı ise korumasız bırakmaya hizmet etti. Fatmanur ve Hifa ise şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Fatmanur'un 'Başıma bir şey gelirse intihar demeyin' demesi yalnızca bir uyarı değil; tam da kadını ve çocuğu korumak, önleyici tedbir almak yerine faili aklayan, koruyan devletin bu politikalarına tanıklığıydı. Devletin, yargının, kurumların kendisini korumayacağını bilen bir kadının tanıklığı.
"Bugün hesap vermesi gereken sadece Ayhan Şengüler değil"
Fatmanur ve Hifa İkra'nın ölümünün ardından yerine getirmediği yükümlülükleri ve bir kadının, bir kız çocuğunun ölümündeki sorumluluğu gizlemek için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Fatmanur'u suçlayabildi. Bugün hesap vermesi gereken sadece Ayhan Şengüler değil; bu ölümü mümkün kılan, mekanizmaları işletmek yerine faili aklamayı amaç edinen, yıllardır süren politikalarla tarikatların ve cemaatlerin tüm devlet kurumlarına sirayet etmesine, eğitimin tarikatlara teslim edilmesine olanak sağlayan, kadınları ve çocukları erkek şiddeti karşısında seçeneksiz bırakan devlettir. Fatmanur ve Hifa İkra'nın ölümü şüpheli bir ölümdür, tıpkı başka birçok kadın ve çocuk ölümü gibi. Biz henüz daha deliller toplanmadan, alelacele 'intihar' olarak nitelendirilen onlarca ölümün cinayet veya intihara sürüklenme olabileceğini, mücadeleyle ortaya çıkartıldığı bir ülkedeyiz.
"Bu adliyelerin yolunu çok iyi tanıyoruz; iş katillere, tecavüzcülere, istismarcılara gelince tıkanan bu yolları çok iyi biliyoruz"
Ayhan Şengüler, hakkındaki tüm kuvvetli suç delillerine rağmen bir gün bile cezaevinde yatmadı. Tutuksuz yargılaması devam eden tüm failler gibi o da özgürce yaşamına devam etti. Bu ülkede failler sokakta dolaşırken, kadın katilleri ellerinde telefonla 'Öldürsem yatarı ne kadar?' diye aratırken adalet arayan kadınlar yargılanıyor. Biz bu adliyelerin yolunu çok iyi tanıyoruz; iş katillere, tecavüzcülere, istismarcılara gelince tıkanan bu yolları çok iyi biliyoruz. Devlet, fail erkekleri cezasızlıkla ödüllendirdiğinde bir mesaj veriyor: 'Sizi koruyacağım' diyor. Sokağa çıkan, sesini yükselten kadınları yargıladığında ise başka bir mesaj veriyor: 'Sizi susturacağım' Biz bu iki mesajı da reddediyoruz.
Kamuoyunun gerçekleri öğrenme hakkını savunanlara kadınların ve çocukların mücadelesini sahiplenenlere gönderilen ikazları, açılan soruşturmaları kabul etmiyoruz. Hiçbir vakıf, hiçbir tarikat, hiçbir cemaat bir kadının ve bir çocuğun yaşam hakkından daha dokunulmaz değildir.
Bugün burada sadece adalet talep etmiyoruz. Bu politikalar sonucunda hayatı çalınan her bir kadın ve her bir çocuk için hesap soruyoruz"
"Ayhan Şengüler derhal tutuklansın, herhangi bir erkeklik indirimi uygulanmadan cezalandırılsın"
Açıklamada talepler ise şöyle dile getirildi:
"Ayhan Şengüler derhal tutuklansın, herhangi bir erkeklik indirimi uygulanmadan cezalandırılsın, bu istismar ve ölümlerde payı olan tüm kurumlar, kişiler yargılansın! Erkek şiddetine karşı koruyucu ve önleyici mekanizmalar işletilsin ve kadın örgütleriyle birlikte bütünlüklü politikalar geliştirilsin."
Öte yandan bu dava bugün kritik bir eşikte duruyor: Katılım tarafı kalmamış olan bu davanın takipsiz bırakılması kabul edilemez. Barolar ve kadın örgütleri bu davada müdahil olarak yer almalıdır; bu hem bir hak hem de bir zorunluluktur. Biz bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız. Duruşma salonunda, adliye kapısında, kamuoyunun önünde; Fatmanur ve Hifa İkra için adalet sağlanana kadar burada olacağız. Adını bildiğimiz ve bilmediğimiz, davası görülen ve görülemeyen, sesi duyulan ve duyulamayan tüm kadınlar ve çocuklar için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Erkek adalet değil gerçek adalet!"














