Gurbet Şairi

Gurbet Şairi
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

'Gurbet Şairi' Terli, gurbetteki sıkıntılarını ve sıla özlemini dile getiren 400 şiir yazdı

Almanya'nın Köln kentinde yaşayan 70 yaşındaki Ahmet Terli, 'gurbet şairi' olarak tanınıyor. Gurbetteki sıkıntıları ve sıla özlemini dile getiren 400 şiiri var. İçelli Ahmet Terli şiirlerini kendine ait internet sitesinde Türkçe, Almanca, İngilizce ve İtalyanca olarak yayınlıyor. O da bir çok ilk kuşak gibi elinde tahta valizle, 1964 yılında kara trenle çıkmış gurbet yolculuğuna. İstanbul'dan başlayıp Münih'te biten üç günlük tren yolculuğunun sonunda ilk işi devasa görünen gardaki peronları saymak olmuş. Evli ve iki çocuk babası Ahmet Terli Almanya'daki ilk gününde kendisini en çok şaşırtan olayın ise araçların trafik lambasında durması olduğunu söylüyor.

GURBETİ İLİKLERİME KADAR HİSSETTİM

Almanya'daki iş hayatına Ford fabrikasında başlayan ve DİTİB'den emekli olan Ahmet Terli gurbet şiirleri yazmaya nasıl başladığını anlattı:

'Lisede edebiyat bölümündeydim. O zamanlar şiir yazıyordum. Ama bunlara şiirden ziyade şiir denemeleri diyebiliriz. Fakat Almanya'ya geldikten sonra gurbeti iliklerime kadar hissettim. Böyle olunca insan otomatik olarak yazmaya başlıyor. Gerçek manada şiire, gurbette başladığımı söyleyebilirim. Yaklaşık 400 civarında şiirim var. Bunları kitap haline getirmeyi şimdiye kadar hiç düşünmedim. Kitaba fazla ilgi yok. Şiirler şimdi internette daha çok okunuyor. Ama belki ileride, göçmenlerin sorunlarını anlatan şiirlerimi Türkçe ve Almanca bir kitapta toplayabilirim. İnternet sayfamdaki şiirlerimi okuyanlar yaptıkları yorumlarda duygulandıklarını, beğendiklerini söylüyorlar. Bu beni mutlu ediyor. '

GELİRKEN İÇİMDE KORKU VARDI

Köln'deki bahçeli evinde emekliliğin tadını çıkartan Ahmet Terli Almanya'daki ilk günlerini ve o günkü duygularını ise şu cümlelerle ifade etti:

'Zonguldak Ereğlisi'nde bir Amerikan şirketinde çalışıyordum. Amerikalı mühendis şefim bana Almanya'ya gitmemi tavsiye etti. Ben de Ankara'da İş ve İşçi Bulma Kurumu'na müracaat ettim. 12 Ekim 1964'de İstanbul Sirkeci Garı'ndan trene bindim. Tren yolculuğumuz üç gün sürdü. Trende gelirken hep bilinmeyen bir karanlığın içine gittiğimi düşündüm. Almanya'yı coğrafya kitaplarından çok iyi biliyordum ama kitaplarla gerçek arasında büyük fark var. 'Almanya nedir' Nerede çalışacağım? Nerede kalacağım? İnsanları nasıldır?' gibi soruları düşündüm. İçimde karışık duygular, korkular vardı. Önce trenle Münih Garı'na geldik. Bizi Alman Kızılhaç görevlileri karşıladılar. Büyük bir salonda kahve ve pasta ikram ettiler. Böyle karşılanmak bizim için büyük bir şeydi. Münih Garı'nı görünce şehir bana sanki İstanbul'un üç katı büyük gibi geldi. Hemen gardaki peronları saydım. Yirmiden fazla peron vardı. Bu benim için büyük bir olaydı.

OTOBÜS TRAFİK LAMBASINDA DURUNCA ŞAŞIRDIM

Daha sonra bir grubu Köln'e getirdiler. Bizi Köln'de Ford fabrikasının yetkilileri karşıladı. Otobüslere bindirerek herkesi kalacağı bekar yurtlarına dağıttılar. Otobüs gece şehirde giderken her lambada duruyordu. Otobüsün gece vakti lambada durmasına çok şaşırdım. Çünkü sokaklarda in yok, cin yok. İstanbul'da o dönemlerde trafik lambası bulunmuyordu. Zaten olsa da kimse durmazdı. Yıllar sonra Türkiye'ye otomobille gittim. Trafik lambaları yeni konmuştu ama durduğum zaman diğer şoförler kızıyorlardı. Ben Köln'de Hansaring'deki bekar yurdunda kaldım. Almanya'ya gelmeden önce Almanca bir kitaptan pratik bilgiler öğrenmiştim. Ama ilk defa Almanya'da Almanca konuşma fırsatım oldu. Çalıştığım Amerikan şirketlerinde İngilizce de öğrendiğim için pek sorun yaşamadım. Zaten geldikten kısa süre sonra Almanca kursuna gittim. Hatta sevdiğim için İtalyanca öğrendim. ?

Kaynak: Demirören Haber Ajansı