Filistinli Büyükelçi: İsrail hapishaneleri işkence merkezi
Filistin'in Lahey Büyükelçisi Ammar Hicazi, İsrail hapishanelerinde Filistinli esirlere yönelik sistematik işkence ve cinsel saldırıların soykırım kanıtı olduğunu, UAD ve UCM'nin bunları dikkate aldığını belirtti.
Filistin'in Lahey Büyükelçisi Ammar Hicazi, İsrail hapishanelerinde Filistinli esirlere yönelik tecavüz ve işkencelerin, İsrail'in işlediği soykırımı destekleyen kanıtlar olduğunu belirterek, bu konuların Uluslararası Adalet Divanı (UAD) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından dikkate alındığını söyledi.
Filistinli Büyükelçi Hicazi, İsrail'deki hapishanelerin Filistinli esirlere işkence ve cinsel saldırı merkezine dönüştüğünü ifade ederek, Filistin'de işlenen suçlarla ilgili uluslararası mahkemelerdeki süreci AA muhabirine değerlendirdi.
Hicazi, UCM Savcılığının soruşturma başlattığını açıkladığını ve İsrail Başbakanı ile eski Savunma Bakanı hakkında işgal altındaki Filistin topraklarında işlenen insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları gerekçesiyle iki tutuklama emri çıkardığını hatırlattı.
İsrail hapishaneleri ve askeri gözaltı merkezlerinde, cinsel istismar başta olmak üzere Filistinli esirlere yönelik sistematik, organize ve devlet güdümlü her türlü işkencenin yapıldığını vurgulayan Hicazi, bunların, uluslararası ve bağımsız kuruluşlar tarafından raporlandığını ve son olarak New York Times gibi medya kuruluşları tarafından bağımsız olarak araştırıldığını söyledi.
Hicazi, "Bu araştırmaların, Lahey'deki davalara katkıda bulunacağını düşünüyoruz. Çünkü İsrail'in Filistin halkını bir bütün olarak yok etme niyetinin, Filistin halkının bir bütün olarak ve ulusal, etnik ve ırk veya dini açıdan yok edilmesi amacının ve İsrail'in işlediği soykırımının kanıtı olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında uzun süredir işlediği insanlığa karşı suçların ve savaş suçlarının da bir başka kanıtı." dedi.
İsrail'in uluslararası hukuk normlarını ve insan hakları sözleşmelerini tamamen göz ardı ettiğine dikkati çeken Hicazi, cinsel şiddetin uluslararası hukukta, örf ve adet hukukunda ve uluslararası anlaşmalarda kesin şekilde yasaklandığını anlattı. Hicazi, bu yasağın hem insancıl hukuk kaynağı olan Cenevre Sözleşmeleri hem uluslararası ceza hukuku hem de insan hakları hukukunda yer aldığının altını çizdi.
Hicazi, "Bu nedenle devletler de bu konuda mahkemelerin kararlarını beklememek ve bu suçu işleyen herhangi birini, ister komuta sorumluluğu düzeyinde olsun, ister doğrudan failin kendisini hesap vermeye zorlamak için gerekli önlemleri almakla yükümlü." diye konuştu.
"Bu ihlaller UAD ve UCM davalarında yer alacak"
Son olarak New York Times olmak üzere uluslararası kuruluşların ve Birleşmiş Milletler (BM) soruşturma organlarının da İsrail'in Filistinli esirlere yönelik ihlallerini araştırmasının önemini vurgulayan Hicazi, bu araştırmaların, İsrail'in Filistinlilere karşı soykırım suçu işlediğini kanıtlamada temel bir unsur teşkil edeceğinden emin olduğunu dile getirdi.
Hicazi, Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi davalarında bu emsal vakaların çok açık olduğunu ve hem Ruanda hem de Yugoslavya mahkemelerindeki sanıkların, ulusal, etnik, ırksal ve dini bir grubu tamamen veya kısmen yok etme niyetiyle cinsel şiddeti bir yöntem olarak kullanmalarının, soykırımın tespitinde uluslararası mahkemeler tarafından dikkate alındığını anlattı.
"Bu nedenle bu araştırmalar davanın temel bir unsuru olacak. Güney Afrika tarafından UAD'ye sunulan esasa ilişkin dilekçelere erişildiğinde kesinlikle bunları göreceğiz." diyen Hicazi, bu konulara ilişkin beyanların UCM'ye de muhakkak ulaştığını UCM Savcılığının dikkatine sunulduğunu bildirdi.
"Smotrich ve Ben Gvir, tutuklama emrine şaşırmamalı"
Hicazi, UCM'nin Filistin topraklarında işlenen tüm suçlara baktığını ve bu suçları işleyen en üst düzey yetkililer de dahil olmak üzere sorumluların hesap vermesini umduklarını söyleyerek, yaptırımlar ve UCM'ye uygulanan baskı nedeniyle çoğu tutuklama emrinin gizli bir şekilde çıkarılacağına dair bir karar verildiğini ve bu nedenle üye devletlerin, hatta hakkında tutuklama emri olanların bile tutuklama emrinden haberdar olamayabileceğini belirtti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkındaki tutuklama emrinin yanı sıra Mahkemenin 5 İsrailli yetkili hakkında da tutuklama emri çıkardığına ilişkin medyadaki haberlerin UCM tarafından "tümüyle doğru değil" şeklinde yanıtlandığını aktaran Hicazi, "Mahkeme bu medyada yer alan şekliyle tam olarak doğru olmadığını dile getirdi ancak herhangi bir İsrailli yetkili hakkında ek tutuklama emri olup olmadığını yalanlamadı." ifadesini kullandı.
Hicazi, "İşgal altındaki Filistin topraklarında tanık olduğumuz suçlara bakıldığında, özellikle İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, koalisyonun diğer aşırı sağcı ismi Maliye Bakanı Bezalel Smotrich gibi Filistinlilere karşı suç işlemeyi teşvik eden, çok açık ve iğrenç bir şekilde bu suçları işleyen kişilerin, UCM tarafından çıkarılan tutuklama emirlerinde isimlerini görmeleri durumunda buna en az şaşıracak kişiler olmalılar." diye konuştu.
"UCM Savcılığının çabalarını hızlandırmasını umuyoruz"
İsrail'de Filistinlilere karşı savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım işleyen çok daha fazla kişinin hesap vermesini beklediklerini vurgulayan Hicazi, UCM üyesi devletlerinin bu tutuklama emirlerine uymasını ve Mahkemenin tutuklama emrini yerine getirmek için harekete geçmelerini istedi.
UCM ile temaslarını sürdüreceklerini belirten Hicazi, İsrail'i hesap vermeye zorlamak için Savcılığın çabalarını hızlandırmasını umduklarını kaydetti.












