Erdoğan: 'Güven ve İstikrarı Koruma Sorumluluğu Toplumdadır'

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Güven ve İstikrarı Koruma Sorumluluğunun Sadece İktidara Düşen Bir Görev Olmadığını, Toplumun Tüm Kesimlerinin Bu Hassasiyeti Gözetmek Durumunda Olduğunu Söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, güven ve istikrarı koruma sorumluluğunun sadece iktidara düşen bir görev olmadığını, toplumun tüm kesimlerinin bu hassasiyeti gözetmek durumunda olduğunu söyledi.

Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) 64. Olağan Seçimli Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, diyalog, uzlaşı, müzakere, istişare gibi kavramların, demokratik kültürün olmazsa olmazlarından olduğunu anlattı.

Erdoğan, şöyle konuştu:

''Güven ve istikrar ortamının ancak toplumsal ve kurumsal bir mutabakatla ile sağlanabileceğine inandık. Tüm adımlarımızı bu hassasiyetle attık. Gerilim, çatışma ve krizin, güven ve istikrarın en önemli düşmanı olduğu düşüncesiyle, her zaman uzlaşının, diyaloğun ve katılımcı bir yaklaşımın taraftarı olduk. Hiçbir zaman kavganın, kutuplaşmanın tarafı olmadık. Bundan sonra da bunun ülkemize ve iktidarımıza faydası olacağını düşünüyoruz.

Ekonomik Sosyal Konsey, Üçlü Danışma kurulu, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu gibi sosyal diyalog mekanizmalarını bu amaçla düzenli çalıştırdık.

TOBB, bunun en önemli temsilcilerinden bir tanesi olmuş ve sık sık bu müzakerelerin içinde olmuştur.

Eğer Türkiye geçen 6.5 yılda, tarihi başarılara imza attıysa 'sessiz devrim' diye nitelendirilen reformları gerçekleştirdiyse dünya genelinde övgü ile bahsedilen performans sergilediyse iktidarımızın ortaya koyduğu yaklaşım bunda etkili olmuştur.

Ancak bizim dışımızda, her zaman gerilimi, krizi, felaket tellallığını tercih eden, süreçlerin sağlıklı işlemesini akamete uğratmak isteyen kesimler olmadı mı? Elbette oldu, oluyor. Oysa güven ve istikrarı koruma sorumluluğu, sadece iktidara düşen bir görev değildir, toplumun tüm kesimleri bu hassasiyeti gözetmek, 'Türkiye'nin kazanması öncelikli amaç' haline getirmek durumundadır.

Çünkü biz inanıyoruz ki bu gemide ortak bir hedefe doğru yol alıyoruz. Ve kimse tek başına kazanma veya kaybetme lüksüne sahip değildir. Biz her zaman 'Türkiye kazanacaksa biz kaybetmeye razıyız' dedik. Hiç bir zaman kendi kazancımız için Türkiye'nin kazanmasına rıza göstermedik.''

-''YAŞANAN BİR KISIM HADİSELER''-

Türkiye'nin, 2007 yılında ''yaşanan bir kısım hadiselerle gelişme ve büyüme yolunda önemli yaralar aldığını'' ifade eden Başbakan Erdoğan, yaşananların Türkiye'ye maliyetinin hiç de küçümsenmemesi gerektiğini söyledi.

Gelecek dönemde de sorumluluk duygusuyla hareket etmeye, mutabakat ve meşruiyet temelinde yol almaya devam edeceklerini anlatan Erdoğan, hükümetleri döneminde ekonomide yaşanan gelişmelere, rakamlarla örnekler verdi.

-KİMSE VAZGEÇİLMEZ DEĞİLDİR''-

''Hiç kimse vazgeçilmez değildir, hiç kimse alternatifsiz değildir. Hepimiz, oturduğumuz bu koltuklar, bu makamlar bilelim ki fanidir, gelip geçicidir. Değişim, hayatın temel dinamiklerinden biridir'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Değişimi yakalayamadan, gelişimi sağlamak mümkün olmuyor. Herkes değişim olgusuyla yüzleşmek, zamanın ruhunu kavrayacak bir tekamüle ulaşmak durumundadır. Değişimi yakalayamayanları değişim yakalar. Değişim rüzgarları önüne alır ve sürükler. Soğuk savaş döneminin kalıpları ile bugün dünyayı nasıl algılayamazsak, evrensel kriterlerden nasibini alamayan, çağdaş normları kavrayamayan, kendine özgü anlayışlarla dünyayı algılayamaz, dünya ile rekabet edemeyiz. Bu ekonomide de böyledir, siyasette de böyledir, dış politikada da böyledir. Bu yüzden seçimlerde, milletimizin verdiği mesajı herkesin doğru okumasını, değişim dönüşüm taleplerini iyi analiz ederek, politikalarına yansıtması gerekiyor.''

-SEÇİMLER-

Seçimler yoluyla Türkiye'nin hem yerel hem genel idarecilerini seçtiğini, politikalarını beğenmediği zaman yine seçim ile koltuklarından indirip değiştirdiğini anlatan Erdoğan, aynı şekilde hukuk ve adalet noktasında Türkiye'nin önemli ilerlemeler katettiğini söyledi.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun, seçim yasalarıyla ilgili temennilerini dile getirdiğini anlatan Erdoğan, bu temennilere katıldığını belirterek, ''Sayın Başkan, milletvekillerinin seçimi, takibi konusunu dile getirdi. Buna katılmamak mümkün değil. Bunu tabii derneklerin yöneticilerine kadar tutun, birliklerin, odaların, vakıfların yöneticilerine kadar aynı şekilde düşünmek lazım'' dedi.

Eğer bu aynı şekilde düşünülmezse o zaman ''fanilerin baki olması'' gibi bir durumla karşı karşıya kalınacağını anlatan Erdoğan, burada bir ilkeyi ortaya koyma noktasında bunları söylediğini kaydetti.

Kaynak: AA