Diyanet İşleri Başkanı Prof.dr. Bardakoğlu: "İftar Sofraları Fakir Fukaranın Bulunduğu Sofralar Olmalıdır"

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Diyanet Olarak Ramazan Hazırlıklarını Tamamladıklarını Söyledi. Prof. Dr. Bardakoğlu, "Türkiye'de Herkesin Barış ve Kardeşlik İçinde Ramazanı Geçireceğine İnanıyorum" Dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Diyanet olarak ramazan hazırlıklarını tamamladıklarını söyledi. Prof. Dr. Bardakoğlu, "Türkiye'de herkesin barış ve kardeşlik içinde ramazanı geçireceğine inanıyorum" dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Bardakoğlu, ANKA'ya yaptığı açıklamada, her yıl ramazanın zam tartışmaları ile 5 yıldızlı otellerin zengin iftar sofraları tartışmalarını da beraberinde getirdiğini söyledi. Prof. Dr. Bardakoğlu, yapılan zamların, lüks israf tartışmalarının ramazana mahsus şeyler olmadığını söyledi ve "Lüks ve israf her zaman için yanlıştır ve günahtır. Türkiye'de her zaman lüks ve israf oluyor. Bu lüks ve israfı yapanlar sadece ramazanda oruç tutanlar değil. 11-12 ay herkeste bu israfın özelliklerini görüyoruz" dedi.

-"MÜSLÜMAN'A YAKIŞAN HER ZAMAN MÜTEVAZI OLMAK, ABARTIDAN KAÇINMAKTIR"

Zengin iftar sofralarının birazda kültürden, adetlerden kaynaklandığını ifade eden Prof. Dr. Bardakoğlu, "Bizde biri misafir çağırdığı zaman normalde yediğinin üzerinde ikramda bulunur. Bu şark toplumunun bir özelliğidir. İftar sofralarının biraz özenli olmasını hemen günah gibi değerlendirmek olmaz" dedi. Prof. Dr. Bardakoğlu, şunları söyledi:

"Ancak Müslüman'a yakışan her zaman mütevazı olmak, abartıdan kaçınmaktır. İftar sofralarını her zaman, sakin sessiz huzur dolu birleştiren, paylaşmayı öğreten, aileleri bir araya getiren, fakir fukaranın bulunduğu sofralar olmalıdır. Ama tabi otellerde, mekanlarda da insanlar davet verebilirler. Bunda bir şey yok. Keşke tek yapılan israf iftar sofralarındaki israf olsa. Bu buzdağının görünen yüzü."

-"TERAVİHLERDE KADINLAR İÇİN DE FERAH MEKANLAR AYRILSIN"-

Diyanet olarak ramazan ayına özel önem verdiklerini bildiren Prof. Dr. Bardakoğlu, "İl, ilçe müftülüklerimiz, yurt dışı temsilciliklerimiz bulundukları ülkede gereken tedbirleri aldılar. İstiyorlar ki; hepimizin ortak gayreti ramazan huzur içinde geçsin, din hizmetleri yürütülsün. Tartışmaya yol açmadan, kimse kimseye incitmeden herkes ibadetini yapsın. Ramazanın bereketini, coşkusunu birlikte yaşayalım" dedi. Teravih namazında kadınların katılımına da dikkati çeken Prof. Dr. Bardakoğlu, şunları söyledi:

"Camilerde öncelikle zihniyetlerini değiştirmeleri lazım. Camilerde özellikle teravih namazına katılmak isteyen kadınlar, gençler, çocuklar için camide aydınlık, ferah, rahat edici mekanların ayrılması konusunda öteden beri din görevlilerimizi uyardık.

Tabi erkek cemaati de bu konuda uyarmaya çalışıyoruz. Ama doğrusunu söylemek gerekirse bizim klasik cami mimarisi, eskilerden bize devredilen cami mimarisi kadınların böyle rahat camiye girmesine, ibadet etmesine fazla elverişli değil. Genellikle yukarı katlara gidiyorlar. Bir de merdiven aralarından çıkıyorlar. Keşke camiler biraz ona göre yapılsaydı. Yeni camilerde onları öneriyoruz. Kadınlar da abdest alma, namaz kılma itibarıyla ayrı bir yerde tutulan değil, birlikte cemaati oluşturan insanlar olsalardı. İstiyoruz ki herkes caminin coşkusunu birlikte yaşasın."

Prof. Dr. Bardakoğlu, ayrıca eskiden kısa kılınan teravih namazları örneklerinin azaldığını da söyleyerek, "Toplum da o namazın namaz olmayacağını çok iyi biliyor. Camilerde usulüne uygun şekilde namaz kılınır" diye konuştu.

-"DİNİ GÜNÜBİRLİK SİYASİ TARTIŞMALARIN DIŞINDA TUTALIM"-

Prof. Dr. Bardakoğlu, medyanın yaptığı haberlerde hassas davranmasının önemine işaret ederek, "Din toplumların ortak noktası. İnanalım inanmayalım. Az ya da çok dindar olalım. Bunların ayrımını yapmadan toplumun din gibi, vatan gibi, millet gibi, bayrak gibi ortak bağları önemli. Dini, günü birlik, siyasi tartışmaların dışında tutalım" dedi. Herkesin birbirine karşı hoşgörüyle yaklaşacağına olan inancını dile getiren Prof. Dr. Bardakoğlu, şunları söyledi:

"Ben inanıyorum ki oruç tutan tutmayan, teraviye giden gitmeyen herkes birbirine hoşgörüyle yaklaşacak. Kimse kimseye baskı uygulamayacak. Bugüne kadar oruç tutan tutmayan, başını örten örtemeyen, içki içen içmeyen herkes birbirini anlayışla karşıladı, saygı gösterdi. Herkes kendi yaptığından sorumludur dendi. Ben bundan sonra da bu şeklin değişmeyeceğini düşünüyorum. Ancak yapılan haberlerde de sanki Türkiye'de bu realite yokmuş gibi bir tablo çizmek Türkiye'ye haksızlık. Bazen olayların kendisinden öte, olayların hedeflediği siyasi mesajlar, ön yargılar ve genellemeler daha önem kazanıyor. O nedenle Türkiye'de herkesin barış ve kardeşlik içinde ramazanı geçireceğine inanıyorum. İnşallah öyle olur."

-"TÜRKİYE'DE ÇOK YANLIŞ BİR HABERCİLİK ANLAYIŞI VAR"-

Yapılan magazinsel haberleri de eleştiren Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, "Örneğin "bikiniliye bakmak orucu bozar mı?' Soranın da kalitesizliğini, yayın yapanın da kalitesizliğini ortaya koyan yayınlar oldu bugüne kadar. Bundan sonra bunların olmaması lazım" dedi. İnsanların neyin orucu bozup bozmayacağını din kitaplarından öğrenebileceğine işaret eden Bardakoğlu, "Orucu neyin bozup bozmayacağını ilmihaller var. Açıp okusunlar. Dini kitapları okusunlar. Bu o kadar zor bir konu değil. Gazete manşetlerine çıkacak bir konu da değil" dedi. Prof. Dr. Bardakoğlu, şunları söyledi:

"Türkiye'de çok yanlış bir habercilik var. Böyle anormal, ilgi çekici olma uğruna bazen insanlar komik duruma düşüyor. Aynı şekilde dini konularda daha ağır başlı olunmasında fayda var. Mikrofonu uzatan da olduğu kadar mikrofona konuşanda da kabahat var. İnsanların ilgisini çekmesi onun ahlaki olduğu anlamına gelmez. Gündemin birinci sırasını oturması için iyi şeyler yapmak şart değil. Bazen aşağılayıcı, yüz kızartıcı şeyler yaparak da insanlar gündemin başına oturabilir."

-RAMAZANIN BAŞLANGICI "HİLAL"E BAĞLI-

Prof. Dr. Bardakoğlu, ANKA'ya yaptığı açıklamada, ramazanın başlangıcının neden ülkeden ülkeye değiştiğini de anlattı. Prof. Dr. Bardakoğlu, bazı İslam ülkelerinin oruca Pazar, bazılarının pazartesi bazılarının da salı günü oruca başladığını söyleyerek "Bu tabi öteden beri her ramazanda, her bayramda yaşanan bir durum. Bu da hilalin hicri, kameri ayın başlangıcında kavuşumunun mu, hilalin görünmesinin mi esas alındığıyla ilişkili bir konu" dedi. Prof. Dr. Bardakoğlu, şöyle devam etti:

"Hilalin görünmesi esas alınacaksa herhangi bir ülkeden görünmesi mi esastır, bizim bulunduğumuz ülkeden görünmesi mi esas alınacaktır gibi farklı ölçütler kullanılmasından kaynaklanıyor. Cumartesi akşamı, kavuşum olacak; ama dünyanın hiçbir yerinde hilalin görünmesi mümkün değil. Cumartesi akşamı dünyanın hiçbir yerinde hilalin görünmesi mümkün değil. Önce ay, sonra güneş batıyor. İlk defa hilal Pazar günü görülmeye başlayacak. Biz şimdi Türkiye olarak peygamber efendimizin hadislerine uygun olarak hilalin görünebilir olmasını, İslam ülkelerinden birinde görünebilir olmasını esas alıyoruz. Afrika'nın güneyinden itibaren de görünmeye başladığı için hilal pazartesi günü oruca başlıyoruz. Suudi Arabistan kavuşumu esas alıyor. Görünmesini değil. Onun için Pazar günü başlıyor. Bazı İslam Ülkeleri de kendi ülkelerinde görünmesini esas alıyor. Salı günü başlıyor. Yani iki gün fark ediyor. Yani bu çok esasa ilişkin bir ayrıntı değil. Önemli olan Müslümanların bulundukları ülkede bir arada bayram yapmalarıdır. Aynı gün bayrama, oruca başlamalarıdır. Pazartesi oruca başlıyoruz inşallah."(ANKA)

(DNZ/ZG)

Kaynak: ANKA