DEVLET KORUMASINDAKİ ÇOCUKLARA ADANAN ÖMÜRLER - Kurulmasına öncülük ettiği "Umut Evleri"yle gençlerin hayata tutunmalarına destek oluyor

- Emekli hemşire Havva Gürak, devlet korumasındaki çocukların 18 yaşını doldurduktan sonra da hayata tutunabilmeleri için biri tamamen engelli gençlerin kaldığı 3 evin kurulmasına öncülük etti 80 yaşındaki Gürak: "Evlerimizi kurmamızdaki amaç, çocukların yalnızca kalması değildi, hayata hazırlanmasıydı. İşe girmelerini, düzen kurmalarını, kendi ayakları üzerinde durmalarını istedik"
İlk görev yeri Darülaceze'de başlayan gönüllülüğünü 53 yıldır sürdüren 80 yaşındaki emekli hemşire Havva Gürak, devlet korumasındaki çocukların 18 yaşını doldurduktan sonra da hayata tutunabilmeleri için hayırseverlerin de desteğiyle "Umut Evleri"nin kurulmasına öncülük etti.
Anadolu Ajansının (AA) "Devlet Korumasındaki Çocuklara Adanan Ömürler" başlıklı dosya haberinin ilk bölümünde, Gürak'ın Darülaceze'de tanıdığı çocuklarla başlayan ve yıllar içinde koruyucu anneliğe uzanan hikayesi aktarıldı.
Gürak'ın çocuklarla kurduğu bağ, hemşirelik eğitimi sırasında Darülaceze'deki halk sağlığı stajıyla başladı.
Stajını tamamladıktan sonra burada kalmayı tercih eden Gürak, rehabilitasyon şefi olarak görev yaparken yaşlılarla ilgilenip kurumdaki küçük çocukların yaşamlarına yakından tanıklık etti.
Darülaceze'de çocukların belirli yaşa geldikten sonra başka kurumlara gönderildiğini gören Gürak, çocukların bir anda alıştıkları ortamdan koparılmasının ardından yaşanan sorunları fark etti.
Gürak, temel gereksinimlerinin karşılanmasının yanı sıra çocukların eğitim, sosyal gelişim, sağlık ve sevgi ihtiyaçlarının da gözetilmesi gerektiğine inandı.
Böylece çocukların hayatına yalnızca bakım veren bir gönüllü olarak değil eğitimlerinden sağlıklarına, sosyal faaliyetlerinden meslek edinmelerine kadar ihtiyaç duydukları alanlarda çözüm arayan destekçi olarak dahil oldu.
Kendi evlatları dünyaya geldiğinde ise devlet korumasındaki çocuklara yönelik sorumluluğu onun için daha da anlam kazandı.
Kırk yaşında anne olan Gürak, evlatları için ne yapıyorsa devlet korumasındaki çocuklar için de aynısını yapmaya söz verdi. Bunu yıllar boyunca hayırseverlerin desteğini çocukların ihtiyaçlarıyla buluşturarak yerine getirmeye çalıştı.
Gürak'ın mücadelesi, bu çocukların 18 yaşına gelmesiyle bitmedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Çocuk Evleri Sitesi'nden ayrılanların hayatlarını kurarken zorluk çekmemeleri için barınabilecekleri ve hayata hazırlanabilecekleri "Umut Evleri"nin kurulmasına öncülük etti.
Hayırseverlerin desteğiyle oluşturulan bu evlerde gençlerin sorumluluk alması ve kendi ayakları üzerinde durması amaçlandı.
Gürak, özellikle engelli gençlerin 18 yaşından sonra karşılaşabileceği riskleri de dikkate alarak evde yalnız kalmamaları, çalışmaları ve sosyal hayatın içinde bulunmaları için de yeni bir adım attı. Bu amaçla Beşiktaş'ta engelli gençlerin çalışabileceği iş yerinin kurulmasını sağladı.
"Çocukların yanında olmam Darülaceze'de başladı"
Gürak, AA muhabirine, çocuklarının sağlıklı dünyaya gelmesinin ardından kendisine söz verdiğini, bu doğrultuda yıllardır devlet korumasındaki çocukların hayatına dokunduğunu söyledi.
Çocuklarla kurduğu bağın temelinin hemşirelik eğitimi sırasında Darülaceze'de yaptığı halk sağlığı stajına dayandığını, bu dönemde yaşlıların yanı sıra çocukların da kurumun önemli bir bölümünü oluşturduğunu anlatan Gürak, "Darülaceze'nin içinde çocuk yuvası da vardı. Çocuklar oradaydı. Ben de hem rehabilitasyonda çalışıyordum hem de çocuklarla ilgileniyordum. Çocukların hayatına böyle girdim." dedi.
Gürak, çocukların küçük yaşta kurumdan ayrılarak başka kuruluşlara gönderilmesinin kendisini etkilediğini dile getirdi.
Özellikle çocukların kendilerini güvende hissettikleri ortamdan koparılmasının ardından yaşanan uyum sorunlarına dikkati çeken Gürak, "Çocuklar orada büyüyor, sonra bir gün başka yere gönderiliyor. O çocuğu yıllarca kucağına alan, ateşlendiğinde başında duran insanlardan ayrılıyor. Çocuk için bu, çok büyük bir değişiklik." diye konuştu.
"Çocuklarım için ne düşünüyorsam onlar için de düşüneceğim"
Gürak, çocuklara yönelik çalışmalarının dönüm noktalarından birinin 40 yaşındayken kendi çocuklarını dünyaya getirmesi olduğunu söyledi.
Çocuklarının sağlıklı olup olmayacağı konusunda endişeler yaşadığını anlatan Gürak, "Bu dönemde kendime bir söz verdim. 'Kendi çocuklarım için ne düşünüyorsam bunlar için de düşüneceğim.' dedim. Allah'a verdiğim sözü icraat yaparak yerine getirmeye çalıştım. Bunu çocuklarımın sağlıklı olmasının şükrü gibi görüyordum." ifadelerini kullandı.
Gürak, çocukların bulunduğu kurumlarda evlatlarının okulunda gördüğü imkanların benzerlerini oluşturmak için çalıştığını dile getirdi.
Çocukların 18 yaşını doldurduktan sonra kurumdan ayrılması nedeniyle yeni bir sorumlulukla karşı karşıya kaldığını fark ettiğini anlatan Gürak, gençlerin daha kontrollü şekilde hayata hazırlanması gerektiğini düşündüğünü söyledi.
Gençler için İstanbul'da Bakanlığın kontrolünde ve hayırseverlerin desteğiyle "Umut Evleri" oluşturduklarını dile getiren Gürak, "Devlet korumasındaki çocuklar 18 yaşına gelince çocuk, 'Ben artık reşitim.' diyor ama devletin verdiği öz güveni kendisinin zannediyor. Hemen ev tutuyor, kredi çekiyor, sonra kirasını ödeyemiyor. Başına gelmedik şey kalmıyor." dedi.
Bu nedenle gençlere barınabilecekleri, çalışabilecekleri ve hayata hazırlanabilecekleri ortam sağlamaya çalıştığının altını çizen Gürak, kız ve erkek gençler için ayrı evler oluşturduklarını belirtti.
İstanbul'da biri tamamen engelli gençlerin kaldığı 3 ev kurduğunu anlatan Gürak, "Evlerimizi kurmamızdaki amaç, çocukların yalnızca kalması değildi, hayata hazırlanmasıydı. İşe girmelerini, düzen kurmalarını, kendi ayakları üzerinde durmalarını istedik." diye konuştu.
Engelli gençler için ev kurdu, ardından iş yeri açtı
Gürak, koruyucu annelik yaptığı çoğu engelli 8 çocuğu sosyal ve fiziksel aktivitelere götürdüğünü belirterek, "Ben onları yüzmeye götürüyordum, ata götürüyordum. 'Yollarda boğulur, düşer, başı kırılır.' diyorlardı. Ben de koruyucu aile olunca onları kendim alıyordum çünkü çocukların hayatı sadece dört duvar arasında geçmemeli." ifadelerini kullandı.
Engelli gençler için kurulan evin ardından hayırseverlerin desteğiyle kafe açtıklarını anlatan Gürak, şöyle devam etti:
"Evde oturunca zamanla hiçbir şey yapmamaya başlıyorlar. Burası tembelhane değil. 'Hem istismardan koruyalım hem de çalışırken eksikliklerini görelim.' diye küçük bir iş yeri açtık. Engelli bir çocuğu annesiyle birlikte bir yere götürmek kolay değil. Anne de çocuğuyla beraber gelebilsin istedik. Gönüllü anneler de orada çocuklarla birlikte çalışıyor."
Bu süreçte hayırseverlerin desteğinin bu çalışmaların en önemli unsurlarından biri olduğuna dikkati çeken Gürak, kendisini "ihtiyaçla imkan arasında köprü kuran kişi" olarak tanımladı.
Gürak, "Bir şeyin başına geçip 'Bunu ben yapacağım.' demiyorum. Çocuğun ihtiyacını görüyorum. Sonra onu karşılayabilecek insanı buluyorum. Birinin gücü var, diğerinin ihtiyacı var. Ben ikisini buluşturuyorum." dedi.
"Çocuğun hayatına dokunduğunuz zaman onun önüne başka bir yol açabilirsiniz"
Devlet korumasındaki çocukların temel ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılandığını ancak çocukların gelişiminde sevgi ve bire bir ilginin de büyük önem taşıdığını ifade eden Gürak, şunları kaydetti:
"Devlet 18 yaşına kadar güzel bakıyor ama sevgi eksikliği var, ilgi eksikliği var. Öyle insanlar var ki 30 sene gelir, çocuğun tırnağını keser, banyosunu yaptırır, dikişini diker ve sessizce gider. Bunlar hiç ortaya çıkmaz. Ben onların hepsine teşekkür ediyorum çünkü gerçek gönüllülük budur. Bir çocuğun hayatına dokunduğunuz zaman onun önüne başka bir yol açabilirsiniz. Benim yaptığım da bu oldu. Karşıma çıkan her çocuk için 'Bunun için ne yapabilirim?' diye düşündüm."


















