Dervişoğlu'ndan fon krizi süreci yorumu: "Bütün bu bilgi kirliliğinin sebebi de bu süreci yönetenlerdir"

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Dervişoğlu'ndan fon krizi süreci yorumu: 'Bütün bu bilgi kirliliğinin sebebi de bu süreci yönetenlerdir'
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, fon krizine ilişkin "Türkiye kamu gözetiminde gerçekleştirilen asrın vurgunuyla karşı karşıyadır. Kimse hesap vermeden bu olaydan kendini kurtaramaz. TBMM'de konuyla ilgili siyasi partilerin eşit sayıda üyeyle katıldığı komisyon kurulması hususunda ısrarımızı sürdüreceğiz. Bütün bu bilgi kirliliğinin sebebi bu süreci yönetenlerdir" dedi. Dervişoğlu, "Birkaç kişinin kellesini vererek, birkaç kişiyi tutuklayarak bu skandaldan kurtulamazlar. Biz kelle değil buna vesile olan hükümetten ve Cumhurbaşkanı'ndan milletimize hesap vermesini istiyoruz" ifadesini kullandı.

(ANKARA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, fon krizine ilişkin  "Türkiye kamu gözetiminde gerçekleştirilen asrın vurgunuyla karşı karşıyadır. Kimse hesap vermeden bu olaydan kendini kurtaramaz. TBMM'de konuyla ilgili siyasi partilerin eşit sayıda üyeyle katıldığı komisyon kurulması hususunda ısrarımızı sürdüreceğiz. Bütün bu bilgi kirliliğinin sebebi bu süreci yönetenlerdir" dedi. Dervişoğlu, "Birkaç kişinin kellesini vererek, birkaç kişiyi tutuklayarak bu skandaldan kurtulamazlar. Biz kelle değil buna vesile olan hükümetten ve Cumhurbaşkanı'ndan milletimize hesap vermesini istiyoruz" ifadesini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin düzenlediği "İyi Gelecek İçin Emek Çalıştayı" programının çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"BU KONUNUN MAGAZİN BOYUTUYLA MEŞGUL DEĞİLİZ"

Bir muhabirin "Son günlerde fon krizi tartışmaları devam ediyor. Bir liste tartışması var. Hem iktidar kanadından hem muhalefet kanadından 'liste açıklansın' deniliyor ama şu ana kadar açıklama olmadı. Ne söylemek istersiniz" sorusuna Dervişoğlu, şu yanıtı verdi:

"En başından beri bu konuyla alakalı kim nereden beslendi? Kimin hangi ilişkisi var? Kimin arkasında hangi siyasi güç ve siyasi görev var? Bu sorgulamaları yapıyoruz. İktidar tarafından herhangi bir açıklama gelmeyince spekülatif haberlere dayanak teşkil edebilecek açıklamalar yapılıyor. Takdir edersiniz ki en başından beri konunun magazin boyutuyla meşgul olmadığımızı söyledim. Türkiye kamu gözetiminde gerçekleştirilen asrın vurgunuyla karşı karşıyadır. Kimse hesap vermeden, bu olaydan kendini kurtaramaz.

"CUMHURBAŞKANIMIZDAN MİLLETİMİZE HESAP VERMESİNİ İSTİYORUZ"

TBMM'de konuyla ilgili siyasi partilerin eşit sayıda üyeyle katıldığı komisyon kurulması hususunda ısrarımızı sürdüreceğiz. Bütün bu bilgi kirliliğinin sebebi de bu süreci yönetenlerdir. Konuyla alakalı herhangi bir genel başkan yardımcısının, herhangi bir işte bakanın ya da bakan yakınlarının, bürokraside yüksek makamları işgal etmiş olanların bu işte ilgisi ve ilişkisi olup olmadığı hususunu açıklaması gereken mekanizma hükümet yetkilileridir ve onlara bağlı bürokratik kanallardır. Onlar herhangi bir şey açıklamayınca doğal olarak arkasında birtakım kirli parmakların olduğu farklı bilgi sızdırma yöntemleriyle de halkın kafasını karıştırmak isteyenler ortaya çıkacaktır ve bu bilgi kirliliğinden beslenmeye çalışanlar da kendilerini sorumluluktan kurtaracaklarını düşünebilirler. Böyle bir tuzağa düşmeyeceğiz. En başından itibaren meseleyi sistemik bir problem olarak gördüğümüzü söyledik. Orada devam edeceğiz. Bu vurgunu, bu soygunu mümkün hale getirebilecek ne kadar aykırılık varsa da onları doğru biçimde tarif etmeye gayret sarf edeceğiz. Hiç kimse buradan kurtulamaz. Birkaç kişinin kellesini vererek, birkaç kişiyi tutuklayarak bu skandaldan kurtulamazlar. Biz kelle değil buna vesile olan hükümetten ve Cumhurbaşkanı'ndan milletimize hesap vermesini istiyoruz.

"ZENGİN DE GÜLER DE OLUP BİTENİN NE OLDUĞUNU GAYET İYİ BİLİYORLAR"

Ben iktidar partisinin hangi yetkilisi, hangi şeyi söylüyor? Doğrusunu isterseniz onu merak etmiyorum. Gerçekler üzerinde durmaya gayret sarf ediyorum. Sayın Özlem Zengin de, Sayın Abdullah Güler olup bitenin ne olduğunu gayet iyi biliyorlar. Kendi genel merkezlerinin koridorlarında konuşuluyor konular. TBMM'nin koridorlarında konuşuluyor. Millet giremiyor ama büyük ihtimalle Beştepe'deki sarayın koridorlarında da konuşuluyordur. Aslında takke düşmüş, kel görünmüştür. Bazıları ayıplarını saklamak için çaba sarf ediyor. Olabilirler. Kamuoyu ona çok özen göstermeli. ve işlenen bu büyük suçun masumiyet ya da masumiyet karinesi üzerinden değerlendirmesinin önünü açabilecek hatayı gerçekleştirmemesini diliyorum. Hemen bakın sığındıkları yeri görüyorsunuz."

"BÜTÜN BASIN EMEKÇİLERİNE VE KÖŞE YAZARLARINA GEÇMİŞ OLSUN"

Dervişoğlu, fon krizine ilişkin haber yapan gazetecilerin tutuklanmasına ilişkin soru üzerine, şunları kaydetti:

"Mesleğinize yapılan bir şey olarak görüyorum. Karşı saldırı olarak görüyorum. Türkiye'de iki kolay şey var. Bunlardan bir tanesi 'Halkı kime düşmanlığa tahrik etmek' suçu. Bu suçun tanımı da çerçevesi de belli değil. Bu genellikle gazetecilere karşı kullanılıyor. 'Bir de yanlış bilgiyi yaymak ve kamuoyunu yanıltmak' diye bir suç icadı gerçekleştirildi. O da mesleğinizin mensuplarına karşı kullanılıyor. Basın sadece haber veren yer değildir. Halkın haber almasını kolaylaştırabilecek bir müessese. Dolayısıyla gazetecilere, basın mensuplarına, bu ülkenin aydınlarına sessizlik halinde konuşması gerekenlerin kelamına gem vurmak demokrasiyle bağlantısını koparır iktidarın. Ama biz iktidarın bu zamana kadar ki uygulamalarına bakarak zaten demokratlıklarını sorgulamaya bile ihtiyaç duymuyoruz.

Türkiye'de sadece bu alanda değil birçok alanda yaratılan kaosun nelere sebep teşkil ettiği, nelere sebep olduğunu hep birlikte görüyor ve gözlemliyoruz. Dolayısıyla gözaltına alınan ev hapsiyle serbest bırakılan ve tutuklanan bütün basın emekçilerine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. 'Halkı yanlış yönlendirmek ve yanıltıcı bilgiyi yaymak' tanımı birçok konuyu içine alıyor. Dolayısıyla milletin gönlünü yaralayan beyanlardan herkesin uzak durmasını tavsiye ediyorum. Özellikle tavsiyem iktidaradır."

"ONLARIN ARZULADIĞI YERDE TARTIŞMAYACAĞIM"

Dervişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Kirli yöntemler, iftira ve itibarsızlaştırma kampanyalarıyla kadrolarına karşı bir operasyon yürütülmesine eyvallah demeyiz sözlerinin anımsatılması üzerine, şunları kaydetti:

"Sayın Cumhurbaşkanı'na bu konuda haksız bir itham herhangi bir isnat ya da herhangi bir iftira yok. Dolayısıyla öyle bir çıkış yolu aramasının anlamı yok. Biz de dikkatli olalım. Kendileri için kurdukları savunma mekanizmasının tuzağına düşmeyelim. Dikkatli olalım yani. Onların arzuladığı yerde tartışmayacağım bu konuyu."

Dervişoğlu, TBMM'de kurulacak İzleme Komisyonu'na üye gönderip gönderilmeyeceğine yönelik soruya "Daha çok erken" yanıtını verdi.

Kaynak: ANKA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.