Cumhurbaşkanı Gül 1 Yılını Değerlendirdi: "Vicdanım Rahat" (1)

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Görev Süresinde 1 Yılı Geride Bırakan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ettiği Yemine Bağlı Kaldığını Belirterek Vicdanen Rahat Olduğunu Söyledi. Üniversite Rektörlerinin Cumhurbaşkanı Tarafından Atanmasının Doğru Olmadığını Belirten Gül, Yasal Değişiklik Yapılması İçin TBMM'ye ve Hükümete Çağrıda Bulundu.

Görev süresinde 1 yılı geride bırakan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ettiği yemline bağlı kaldığını belirterek vicdanen rahat olduğunu söyledi.

Gül, NTV'nin canlı yayınında Murat Akgün ve Ruşen Çakır'a Cumhurbaşkanı olarak geride bıraktığı 1 yılı değerlendirdi. Gül sorulara verdiği yanıtlarda özetle şunları söyledi:

-"KONUMUMUN FARKINDAYIM": Her şeyden önce ben konumunun farkındayım. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Anayasaya göre sorumluluklarımı biliyorum ve yine Cumhurbaşkanı seçildikten sonra TBMM'de yaptığım yeminimi çok iyi biliyorum ve o yeminimi aklımda tutarım hep. Gerek Meclis'te cumhurbaşkanı seçildikten sonra gerek TBMM'nin açılışında yaptığım konuşmada bütün düşüncelerimi, nasıl bir cumhurbaşkanı olacağımı orda paylaşmıştım. 1 sene içerisinde bütün tüm bunlara bağlı olduğuma inanıyorum. Çünkü cumhurbaşkanı makamı siyasi bir makam değildir. Cumhurbaşkanlığı Türkiye'nin birliğini bütünlüğünü temsil eder. Anayasa'nın uygulanmasını temin eder, gözler ve uyumu sağlar. Bunları hep zihnimde tuttum. Özen gösterdim ve buna devam edeceğim. Bana oy verenlerin ve vermeyenlerin hakkını gözetmek durumundayım. Vicdanım bu açıdan rahat. Siyasetin içinden geldim, siyaseti bıraktım. Onurlu, şerefli yüce Türk milletini temsil etmekte olan bir kişi için bu tartışmalar küçük kalır.

-"RUSYA'NIN KARARI ACELECİ": Gürcistan ilk ziyaret ettiğim ülkelerden birisi oldu. Bugün karşılaştığımız sorun potansiyel olarak uzun zamandır vardı. Maalesef bugün ortada sıcak bir durum var. Kafkaslar bizim de bölgemizdir. Ne kadar barış istikrar olursa bizim çıkarımızadır. Halklar birbirine bağlı halklardır, oralarda akrabalarımız vardır. Kan, gözyaşı görmek istemeyiz. Bu işlerin diyalogla çözülmesini istedik. Bu işlerin dışında kalamayız. Müttefiklerimiz var, komşularımız söz konusu, dengeli olmak durumundayız. Dünden itibaren durum yeni bir safhaya girdi. Rusya'nın bu kararı aceleci bulundu. Çünkü Gürcistan'ın toprak bütünlüğü herkes için önemli. BM'nin sınırlarını tanıdığı bir ülke. Dünden itibaren durum yeni bir safhaya girdi.

Kafkasya Paktı önerisini ise hemen gerçekleşecek gibi algılamak yanlış. Bunlar bugünden yarına çözülecek şeyler değil.

Ermenistan'la oynanacak futbol karşılaşması için gidip gitmemeye henüz karar vermedik, değerlendiriyoruz. Burada önemli olan faydası var mı, yok mu? Son değerlendirmeleri yapıyoruz.

-"TÜRKİYE'DE AMANSIZ BİR BÖLÜNMÜŞLÜK SÖZ KONUSU DEĞİL": Demokratik ve çoğulcu ülkelerde cumhurbaşkanlarını, başbakanları destekleyenler de olacaktır desteklemeyenler de olacaktır. Bu doğaldır. Türkiye'de herkesin fikrini yasalar içinde ifade edebilmesi tenkitler yapabilmesi, eleştirilerini ortaya koyması bizim gurur duyacağımız bir ortamdır. Türkiye'deki bölünme veya farklı düşünceler doğrusu olduğunun ötesinde yansıtılıyor. Tabii ki çok ayrı düşüncede olan insanlar birbiriyle siyasi gruplar bunlar. Bunlar işin doğasının gereği. Ama bazı ülkelerdeki gibi amansız bir bölünmüşlük söz konusu değil. Herkesin nasıl bir nefes bir soluk olduğunu gösteren anlar olmuştur. Türkiye'deki bölünmüşlük denilen şeyi olduğunun ötesine geçirmemek lazım. Tüm vatandaşlarımı çok seviyorum. Dolayısıyla onların hepsinin düşüncelerini hissiyatlarını anlamam gerekir. Empatiyi siyasi hayatımda da gerçekleştirmeye önem vermişimdir. Hiçbir önyargım söz konusu olamaz. O zaman bu makamı hak etmemiş olurum. Benimle ilgili kampanya düzenleyenleri dahi köşke davet ettim.

-"BENDEN ÖNCEKİLERİN KAÇ VETOSU VAR": Daha önceki cumhurbaşkanları 1 yılda kaç veto etmiş. Benden önceki sayın Cumhurbaşkanı 1 veto etmiş ondan önceki Cumhurbaşkanı da 2 veya 3 veto etmiş ilk yılında. Bu siyasi amaçla yapılmış bir şey. Ben gelen yasaların şu kadar çoğunu veto ettim diye övünmem, arzu ederim ki hiç olmasın. Niçin TBMM bir kez daha çalışsın, ama tüm bunlara rağmen eksikler oluyor, yanlışlar oluyor. O zaman da benim görevimi yapmam gerekir.

-YÖK BAŞKANI ATAMASI: Eleştiriler olabilir bazı çevrelerde. Çok başka isimler de olabilirdi. Önemli olan uygulamalardır. Ben YÖK başkanını atadıktan sonra herhangi bir bölünmüşlüğün olmamasını istedim. Ben kendisinden bunun giderilmesini istedim. Daha önceki yönetim tarafından bırakılmış strateji belgesi vardı onun çok iyi olduğunu biliyorum. Onu rehber edinmelerini söyledim. Uygulamaya baktığımızda bir bölünmüşlüğün giderildiğini gördüm. Performanslara baktığımda bir yanlışlarını açıkçası görmedim. Başörtüsüyle ilgili kendi aralarında oturup hukuki bir şey yapmışlarsa doğru yanlış onu savunacak halim yok.

-"BAŞKA PARTİLERDE GÖREV ALAN REKTÖRLER DE VAR": 28 üniversite rektörü atadım 22 tanesi bana 1. olarak gönderilen insanlar. Eleştiri yapılırken önyargılı olmamasını söyledim. Bir rektörün AKP'den aday olduğu doğru ama başka rektörler var, muhalefet partilerinde çok değerli, önemli görevler almışlar. Niye onlardan bahsedilmez. Benim için bu önemli değil. Ben en doğru adayın o olduğunu gördüğüm için ben onu atadım. Rektörlerin Cumhurbaşkanı tarafından atanması doğru değil. Bu konuya epey zaman ayırdım. Üniversiteler yeniden yapılanırken rektörlerin tayini veya seçimiyle ilgili yeni bir usul olması lazım. Rektörlerin milletvekili seçilir gibi seçilmesinin doğru olmadığı kanaatindeyim, olmadığını daha önce de gördük. Demokratik yarış siyasetçiler arasında olan bir şey. Önemli olan bir üniversitenin rekabetinin büyümesinin gelişmesinin öne alınması lazım. Ben yeni bir sistemin getirilmesini, Cumhurbaşkanı'nın hiç bu işe karışmamasını arzu ediyorum. Bu konuda hem hükümete hem TBMM'ye çağrıda bulunmak isterim bu vesileyle. (ANKA/SÜRECEK)

(İG/ZG)

Kaynak: ANKA