KÜÇÜK YAŞ, BÜYÜK SUÇ - Şiddet riski okul öncesi dönemde sinyal veriyor

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak, çocuklarda şiddet eğiliminin çoğunlukla ergenlik döneminde görüldüğünü ancak riskin daha erken yaşlarda başladığını açıkladı. Aile tutumu ve rol model ilişkisi hakkında da önemli bilgiler paylaştı.
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak, çocuklarda şiddet eğiliminin en sık ergenlik döneminde görünür hale geldiğini, riskin aslında çok daha erken yaşlarda başladığını belirtti.
Anadolu Ajansının (AA) "Küçük Yaş, Büyük Suç" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, erken yaşlardaki davranışlarda sinyal veren ve ileriki dönemde görünür hale gelen şiddet eğilimi, ailenin tutumu ve rol model ilişkisi ele alındı.
Yeşilay Genel Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten Kadak, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, okul öncesi dönemde görülen bazı davranışların ilerleyen yıllar için önemli sinyaller verdiğini söyledi.
Kadak, "Okul öncesi dönemde öfke kontrolünde ciddi problemler olması, empatinin yeterince gelişmemesi uzun vadede şüpheli davranışlara zemin hazırlıyor." dedi.
İlkokul döneminde de riskli davranışların devam edebileceğini vurgulayan Kadak, "Kuralları bozma, arkadaşlarına yönelik saldırgan davranışların sürmesi, dürtüsellik, hayvanlara ya da canlılara zarar verme gibi tekrar edici davranışlar varsa mutlaka dikkat edilmesi gerekiyor." uyarısında bulundu.
Kadak, şiddet eğiliminin ergenlik döneminde görünür hale geldiğini aktararak, şiddetin ortaya çıkmasında akran zorbalığının belirleyici bir rol oynadığını dile getirdi.
Birilerine zarar veren çocuğa dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Kadak, şöyle devam etti:
"Akran zorbalığına maruz kalmış çocuklar zaman içinde öğrenilmiş çaresizlik içinde ister istemez olumsuz tavırları içselleştirip şiddet davranışı gösterebiliyorlar. Bunun yanında ailesinde, toplumda olumsuz davranışlara maruz kalmış, şiddet, ihmal ve duygusal örselenme yaşanmış olabilir, bu tip durumlarda toplumdan uzaklaşıp kendini ifade etme aracı olarak şiddeti tercih edebiliyorlar. Bir diğer konu da ahlaki yaralanmalar olabiliyor. Yani çocuk yanlışı yapmayla ilgili güven ilişkisini kurmakta ciddi problemler yaşadığında öfkeyle yola çıkarak etrafa zarar vermenin normal olduğunu, kendi hak ettiği ama alamadığı bazı sevgi, merhamet gibi olumlu tavırlardan uzaklaşma yoluna gidebiliyorlar."
Rol modeller ergenlikte değişiyor
Rol model kavramının yaşa göre farklılaştığını vurgulayan Kadak, "Çocuklar küçük yaşlarda anne babayı rol alırken, ergenlik döneminde çevreyi örnek alıyor. Eğer anne baba çocukla sağlıklı bir ortamda ilişki kurmadıysa çocuk ister istemez olumsuz örnekleri almakta. Babadan veya etrafından şiddet gördüğünde bunu içselleştiriyor." ifadelerini kullandı.
Sosyal medya ve televizyon içeriklerinin etkisine de değinen Kadak, olumsuz davranışların "şöhret, trend, popüler olmak" üzerinden normalleştirildiğini, bu davranışlarla ilgi gördüğünü fark eden çocukların bunu var olma amacı haline getirebildiğini kaydetti.
Önlem çocuk merkezli olmalı
Prof. Dr. Kadak, suça sürüklenmeyi önlemede çocuk merkezli yaklaşımın önemine işaret ederek, bazı çocuklarda dürtüsellik ya da travmalar nedeniyle psikolojik sorunların yaşanabildiğine dikkati çekti.
Bu çocuklara yönelik uygun müdahalenin geliştirilmesinin ve ailelerin bakım verme becerilerinin desteklenmesinin önemli olduğunu belirten Kadak, okul ortamında da empati temelli bir yaklaşım gerektiğinin altını çizdi.
Ailelere önemli sorumluluk düşüyor
Suça eğilimli çocuklar konusunda ailelerin tutarlı olması gerektiğini vurgulayan Kadak, şunları dile getirdi:
"Çocukların ruhsal gelişiminde sevgi, merhamet ve kabul merkezli gitmemiz lazım. Ama bir yandan da sınırları çizmemiz, doğrunun yanlışın ne olduğunu göstermemiz lazım. Doğru bir olayda yanlış davrandığını söylemek ciddi problemlere yol açabiliyor. Çocuğu dinlemek, anlayışla karşılamak, bazen de neden kurallarımızın olduğunu ve yaptığının neden yanlış olduğunu anlatmamız lazım. Örneğin, 'Sen bu davranışı yaparsan toplumda nasıl bir tepkiyle karşılaşırsın. İnsanlar seni nasıl görür, uzun vadede sen kendini nasıl görürsün.' gibi konuşmalar yapmak lazım."
Çocukların çete ortamlarına neden sürüklendiğinin üzerinde durulup bununla ilgili çözüme odaklanılmasının önemli olduğunu vurgulayan Kadak, şöyle konuştu:
"Çetelerin bu çocukları kullandığındaki cezalar, çetelere müdahale kısmını ciddi şekilde yaparsak, çocukların çetelere yanaşma ihtimalini azaltır. Rol model meselesinde de çocuklar sokakta gördüğü abileri koruyucu kollayıcı olarak görüyor ve bunu öğreniyorlar. Aslında sokaktaki arkadaşımız, abimiz, ablamız, mahalledeki esnafımız, muhtarımız, annemiz, babamız çocuğa ne kadar destek olursa bu çocukların da bu ortamlardan uzaklaşması sağlanır."
Prof. Dr. Kadak, hata yapan çocuklara destek vermenin önemli olduğunu belirterek, rehberlik servisleri, sosyal hizmetler ve gerekirse psikiyatrik desteğin bu aşamada devreye girmesinin faydalı olacağını kaydetti.













