Çinli yetkili, "etnik birlik" yasasının ulusal yargı yetkisini aştığı eleştirisini reddetti
Çin Adalet Bakan Yardımcısı Hu Veylie, 1 Temmuz'da yürürlüğe girecek Etnik Birliği ve İlerlemeyi Teşvik Yasası'nın yargı yetkisini aştığı eleştirilerini reddederek, düzenlemenin egemen devletlerin ortak pratiğine dayandığını savundu.
Çin Adalet Bakan Yardımcısı Hu Veylie, 1 Temmuz'da yürürlüğe girecek Etnik Birliği ve İlerlemeyi Teşvik Yasası'nın ülke dışındaki kişi ve kuruluşları yargılama yetkisi veren hükümlerinin yargı yetkisinin sınır aşırı kullanımı olmadığını savundu.
Bakan Yardımcısı Hu, Çin Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi'nin Pekin'deki yasama oturumunda düzenlediği basın toplantısında, yasanın ulusal yargı yetkisini aştığı eleştirisini reddetti.
Yasayla ülke dışında etnik dayanışma ve ilerlemeyi tehdit eden ve ayrılıkçılığı teşvik eden faaliyetlerde bulunan kişi ve kuruluşlara yargı yolunu açacağını teyit eden Bakan Yardımcısı Hu, "Yasayı tahrif eden, yanlış yorumlayan, yargı yetkisinin sınır aşırı kullanımı diye karalayanlar var. Bu tür bir yorum ne objektif ne de hukuka uygun. Bu düzenleme ulusal koşullara, ulusal yargı yetkisine ve yaygın uluslararası pratiklere dayanıyor." dedi.
Hu, yasadaki hükümlerin egemen devletlerin ortak pratiği olduğunu savunarak, "Tüm ülkelerin ayrılıkçılığı ve sabotaj faaliyetlerini engellemeye, toplumsal düzeni ve dayanışmayı ulusal mevzuatıyla güvenceye alma hakkı vardır." diye konuştu.
Düzenlemenin yalnızca "yasal olmayan faaliyetleri" hedef aldığını ve Çin'in egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını korumayı amaçladığını ifade eden Hu, "Çin, etnisite, din ve insan hakları bahanesiyle iftira, kara çalma, çevreleme, baskılama, sızma ve sabotaj gibi faaliyetlerin yürütülmesine karşı çıkıyor." diye konuştu.
Etnik Birliği ve İlerlemeyi Teşvik Yasası
Etnik azınlıklara ulusal aidiyet için birlik olma ve ortak topluluk hissini güçlendirme misyonu yükleyen bir yasa, Çin Ulusal Halk Kongresi'nin mart ayındaki yıllık genel kurul toplantısında mecliste kabul edilmişti.
Az sayıda bağlayıcı hükme sahip olan yasa, etnik azınlıklara, "Çin ulusu için ortak topluluk hissinin güçlendirilmesi" şeklinde adlandırılan bir misyonun taşıyıcısı olma görevi yüklüyor.
Etnik politikaları genel ulusal güvenlik perspektifiyle birleştiren yasa, etnik azınlıkların anaokulundan itibaren Mandarin Çincesini öğrenmesini şart koşarken "vatansever bir eğitim sisteminin" önemine işaret ediyor.
Öte yandan bayrak, marş ve amblem gibi ulusal sembollerin onurunun korunmasına yönelik hükümler de, yasada yer alıyor.
7 bölüm ile 60 maddeden oluşan yasa, 1 Temmuz'da yürürlüğe girecek.
"Etnik birlik" ve "entegrasyon" vurgusu son dönemde arttı
Yasanın, Pekin yönetiminin, azınlık grupların Çin ulusal aidiyeti ile daha güçlü bağ kurmasını talep eden "etnik birlik" vurgusunu artırdığı bir döneme denk gelmesi dikkati çekiyor.
Tekil etnik ve dini aidiyetler yerine Çin ulusal kimliğinin öne çıkarılmasına odaklanan bu politika, etnik gruplar üzerinde devlet kontrolünü artırırken "dinin Çinlileştirilmesi" gibi kavram ve uygulamaları gündeme getiriyor.
Nüfusun hakim çoğunluğunu Han Çinlilerinin oluşturduğu ülkede, aralarında Uygur Türkleri, Tibet ve Moğol halklarının da olduğu, resmi olarak tanınan 56 etnik grup bulunuyor.









