Btp'li Baş'tan ABD'nin Ankara Büyükelçisi Barrack'a Tepki: "Türkiye'nin Diplomatik Olarak Gerekli Adımları Atması Gerekir"

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın yaptığı açıklamalar nedeniyle "istenmeyen kişi" ilan edilmesi gerektiğini belirterek, "Büyükelçi bu haddi hududu aşarak Türkiye’ye istikamet çizmeye çalışan bir vasatta hareket ediyor. Bu nedenle Türkiye’nin diplomatik olarak gerekli adımları atması gerekir. Çağrılıp uyarılmalı, nota verilmelidir. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ile iletişime geçilerek Türkiye'ye daha devlet adamı gibi davranan bir elçi gönderilmesi talep edilmelidir" dedi

(ANKARA) - Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın yaptığı açıklamalar nedeniyle "istenmeyen kişi" ilan edilmesi gerektiğini belirterek, "Büyükelçi bu haddi hududu aşarak Türkiye'ye istikamet çizmeye çalışan bir vasatta hareket ediyor. Bu nedenle Türkiye'nin diplomatik olarak gerekli adımları atması gerekir. Çağrılıp uyarılmalı, nota verilmelidir. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ile iletişime geçilerek Türkiye'ye daha devlet adamı gibi davranan bir elçi gönderilmesi talep edilmelidir" dedi

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, katıldığı programda şunları söyledi:

"Kahramanmaraş'taki okul saldırısı siyaset üstü bir olay. Buradan siyaset üretmek bana çok anlamlı gelmiyor. Türkiye'de yapılan her güzel şey reklam edilirken hükümetin başarısı olarak anlatılıyorsa Türkiye'de başarısız olan her durum hükümete fatura edilmek zorundadır. Hükümet çeyrek asra yaklaşmış bir iktidar olarak 'Benim burada sorumluluğum yok. Bunun anası sorumlu, babası sorumlu, öğretmeni sorumlu, arkadaşı sorumlu' diyerek bu işten kurtulamaz. Çünkü havada bir SİHA uçtuğu zaman bu başarı milletimizin vergisiyle, vatandaşın mühendislik kabiliyetiyle yapılmış sayılmıyor; hükümetin başarısı sayılıyor. veya 'depremde 300 bin konut yaptık' diyorlar. Bu konutların insanların emeğiyle, vergisiyle yapıldığı konuşulmuyor, 'hükümetin başarısı' deniyor. Ama kimse şunu söylemiyor: Evet 300 bin konut yaptık ama 50 bin – 100 bin konut yıkıldı. Bu konutların yapım iznini de aynı hükümet büyük oranda verdi. Yapılmaması gereken yerlere konutlar yapıldı, kaçak yapılar yapıldı, denetimler eksik yapıldı. Bunların tamamı hükümetin yetki alanındayken burada sorumluluk yok. Ama sonuçta insanlar hayatını kaybetti, evsiz kaldı, çadırlarda ve konteynerlerde yaşadı, depremden sonra hastalıklar nedeniyle ölümler oldu. Bunlar için bir sorumlu aranmıyor. Ama 300 bin konut yaptı diye hükümeti alkışlamak zorunda bırakılıyoruz. Eğer yapılan iyi işler hükümete yazılacaksa, bu kötü olayları da hükümete yazmak zorundayız."

"Milli Eğitim Bakanı da sorumludur"

Görevden almalar, gözaltılar, tutuklamalar var. Bir yerde Milli Eğitim Müdürü'nün sorumlu olduğu yerde Milli Eğitim Bakanı da hükümet de sorumludur. Sorumluluk yukarı doğru gider. Bu yüzden toplumu ayakta tutacak şey istifa kültürüdür. Sorumluluk bilinci olmayan toplumlarda suç da artar. Bu bilinci kazandırmanın yolu ne dizi çekmek ne yasaklamak ne de ünlüler üzerinden toplum mühendisliği yapmaktır. Yöntem, yönetenlerin sorumluluk almasıdır, istifa kültürünü hayata geçirmesidir."

Baş, CHP'nin butlan davasına ilişkin olarak, "Butlan davası olduğunda Kılıçdaroğlu'nun geri geleceğine ilişkin bazı söylemler var. Böyle olmaması gerekir. Hukuken nedir bu? Kongre divanı kurulana kadar sorun var mı? Yok. Kongre divanı kuruldu. Sorun varsa da o andan sonra ortaya çıktı. O zaman butlan kararı gelirse bile parti yönetme yetkisi kongre divanının başkanına verilmek zorundadır. O gün kongre divanının başkanı kim? Sayın Ekrem İmamoğlu. Diyeceksiniz ki, Ekrem Bey tutuklu. Fark etmez. O zaman butlan kararı gelirse mahkemenin genel başkanlığı ve parti yönetme yetkisini Sayın İmamoğlu'na devretmesi gerekir. Bu hukuki bir analizdir. Evet, Kılıçdaroğlu'nu destekleyen bir insan bile bugün hukuken değerlendirdiğinde bunu der" diye konuştu. Toplumun bunları 'siyasi operasyon' olarak gördüğüne dikkati çeken Baş, "Amaç toplumu ikna ederek seçime gitmek değil. Çünkü toplum bu operasyonların rakiplere karşı yapıldığını düşünüyor. Hükümet de bunu önemsemiyor ama devam ediyor. Oy kaybetmesine rağmen devam ediyor. Bu da başka bir niyet olduğu düşüncesini doğuruyor" ifadelerini kullandı.

"Barrack istenmeyen kişi ilan edilmeli"

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın yaptığı açıklamalar nedeniyle "istenmeyen kişi" ilan edilmesi gerektiğini belirten Baş, "Büyükelçi bu haddi hududu aşarak Türkiye'ye istikamet çizmeye çalışan bir vasatta hareket ediyor. Bu nedenle Türkiye'nin diplomatik olarak gerekli adımları atması gerekir. Çağrılıp uyarılmalı, nota verilmelidir. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ile iletişime geçilerek Türkiye'ye daha devlet adamı gibi davaranan bir elçi gönderilmesi talep edilmelidir. ABD Başkanı Trump ile kişisel ilişkileri iyi olan, aslen Lübnanlı bir karakter. Kendisini çok ciddiye alınması gereken bir profil olarak görmüyorum. Böyle bir karakterin Türkiye'ye gelmesi hükümet yetkililerin doğrudan tepki göstermesi gereken bir şey. Buraya devlet adamı gönderin demeliler" dedi.

Baş, sözlerini şöyle sonlandırdı:

"Türkiye'de küresel çetelerin istediği model sadece bugün değil Osmanlı'ya imzalattırdıkları Sevr de dahil meşruti monarşiydi. O tarihten beri gelen bir baskı sürecidir bu. Bugün bu adamın söylediği şeyler aslında nereye çıkıyor? Meşruti monarşiyi kurmak istediklerini ortaya koyuyorlar. Osmanlı'nın Sevr'de elinde kalan şey meşruti monarşi. O gün bugün bize o meşruti monarşiyi dayatmaya çalışıyorlar. Ama ben şunu biliyorum. O yüzden rahatım; Türkiye'yi yöneten de, Türkiye'de yönetilen de bunu istemiyor istemez. Çünkü bizim demokrasimiz, cumhuriyetimiz, sahip olduğumuz en güçlü varlığımız. Hiç kimse böyle bir noktaya bu ülkenin gelmesini istemeyecektir."

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.