BM raportörlerinden Fransa'ya "terör propagandası" suçunun ifade özgürlüğünü kısıtlayabileceği uyarısı
Birleşmiş Milletler özel raportörleri, Fransa'nın Ceza Kanunu'ndaki 'terör propagandası' suçunun belirsizliği nedeniyle ifade özgürlüğünü sınırlayabileceği ve keyfi gözaltılara yol açabileceği konusunda uyardı. Raportörler, yasanın insan hakları ölçütlerine uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Birleşmiş Milletler (BM) özel raportörleri, Fransız hükümetini Ceza Kanunu'nda tanımlanan "terör propagandası" suçunun hukuki olarak belirsiz ve geniş kapsamlı niteliği nedeniyle ifade özgürlüğünü baltalama ve keyfi gözaltılara yol açma riski taşıdığı uyarısında bulundu.
BM bünyesinde terörle mücadele ve insan hakları konusunda faaliyet gösteren 3 özel raportör Fransız hükümetine gönderdikleri ortak bildiride, Fransız Ceza Kanunu'nun 421. maddesinde düzenlenen "terör propagandası" suçunu değerlendirdi.
Kanunda yer alan suç tanımının belirsiz ve geniş kapsamlı niteliğine dikkati çeken raportörler, terör propagandası suçlamasının ifade özgürlüğü, yasallık, ayrımcılık yasağı ve eşitlik gibi anayasal ilkeler ile bağdaşmayacak şekilde keyfi gözaltılara yol açma riskine karşı uyarıda bulundu.
Raportörler, bu suçun özellikle Filistin konusundaki insan hakları savunucularını, azınlıkları ve göçmen toplulukları orantısız şekilde etkileme tehlikesi bulunduğunun altını çizdi.
BM raportörleri, suçun yasal düzenlemesine yönelik eksikliklere ve yasanın insan hakları ölçülerine uyumlu hale getirilip getirilmeyeceğine aksi halde keyfi tutuklamaların önüne geçecek mekanizmaların güçlendirilip güçlendirilmeyeceğine ilişkin Fransız hükümetinden görüş istedi.
Fransa'da İsrail'in Gazze'ye saldırıları sonrası Filistin destekçisi çok sayıda siyasetçi ve sanatçı "terör propagandası" suçlaması ile ifadeye çağrılmış ve İsrail'e tepki gösteren aktivistler aynı suçtan hapis cezasına çarptırılmıştı.






