Babasının oyuncu olduğu sahnede şimdi kızı yönetmenlik yapıyor

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Altay Ünaltay'ın 1980'li yıllarda temellerini attığı sanatsal miras, kızı Pervin Ünaltay'ın yönetmen koltuğuna oturduğu "Karanlıkta Komedi" oyunuyla ikinci kuşakta yaşamaya devam ediyor - Altay Ünaltay: - "Boynuz kulağı geçti ama boynuz kulağı geçmezse zaten sanat ölürmüş. Dolayısıyla tabii büyük mutluluk, büyük gurur" - Pervin Ünaltay: - "Ben Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandıktan sonra da o tiyatro eğitimiyle beraber, bir kulüp kurup onun üzerine bu süreci devam ettirdim"

Tiyatro sahnesi, kuşaklar arası bir bayrak yarışına ve tıp ile sanatın kesiştiği anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor.

"Doktorlar Tiyatrosu" bünyesinde sahnelenen "Karanlıkta Komedi" adlı oyunun yönetmenliğini üstlenen Pervin Ünaltay, tiyatrocu babası Altay Ünaltay'dan devraldığı sanatsal mirası prömiyer heyecanıyla taçlandırdı.

Altay Ünaltay, Altunizade Kültür Merkezi'ndeki prömiyer öncesi AA muhabirine, 1984'te Ulvi Alacakaptan ve bir grup hekim tarafından başlatılan tiyatro serüvenini ve bugün ikinci kuşak tarafından sürdürülen çalışmaları anlattı.

Dönemin zorlu şartlarında oyuncu olarak sahneye çıkan Altay Ünaltay, bugün kızının yönetmen koltuğunda oturmasından duyduğu mutluluğu paylaşarak, "Ne diyeyim, ilk aklıma gelen söz, boynuz kulağı geçti ama boynuz kulağı geçmezse zaten sanat ölürmüş. Dolayısıyla tabii büyük mutluluk, büyük gurur. Biz kısa bir müddette, o zamanki güç şartlarla bir şey çıkartmaya uğraştık. Ben o zaman orada oyuncuydum. Kızım şimdi yönetmen oldu. İnşallah bir böyle devam eder." dedi.

Ünaltay, senaryo yazımında yardım istenmesi üzerine 1980'li yıllarda tiyatroya adım attığını aktararak, şunları kaydetti:

"Benden fikir soracaklar zannederken, Ulvi ağabey geldi hızlı hızlı, elinde bir sürü teksir kağıdıyla. Dağıttı ve 'Bunları okuyun.' dedi, okuduk. 'Yok biraz duygu katarak okuyun.' dedi. Ondan sonra 'Değiştir.' dedi. 'Sen elindekini ona ver. Bir daha okuyun. Bu böyle daha güzel oldu.' dedi. Biraz daha değiştirdi, 'Yine okuyun.' dedi. Ben hala anlamıyorum. Meğer rol dağıtımıymış. Ben fark ettiğimde çok geç kalmıştım."

İbrahim Sadri'nin kaleme aldığı "İnsanlar ve Soytarılar"ı kapalı gişe oynadıklarını ve güzel hatıralar yaşadıklarını sözlerine ekleyen Ünaltay, o yıllardan bugüne Hüseyin Goncagül ve Hasan Nail Canat gibi bazı isimlerin vefat ettiğini belirtti.

"Yönetmenlikte 5. yılım oldu"

Babasının anlatılarıyla büyüyen ve henüz 8 yaşında tiyatro eğitimi almaya başlayan Pervin Ünaltay, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandıktan sonra okulda gördüğü eksikliği gidermek için harekete geçtiğini ifade etti.

Pervin Ünaltay, tiyatronun içine doğduğunu söyleyerek, "Babamın etkisi şöyle oldu. 'Bu çocuğun sosyal bir faaliyeti olsun.' deyip beni tiyatro kursuna yazdırdılar. Ben Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandıktan sonra da o tiyatro eğitimiyle beraber, bir kulüp kurup onun üzerine bu süreci devam ettirdim. Yönetmenlikte 5. yılım oldu aslında. Bu bizim 5. oyunumuz. Ekibe göre seçiyoruz oyunları." şeklinde konuştu.

En fazla oynamak istedikleri türün komedi olduğunu dile getiren yönetmen Ünaltay, şöyle devam etti:

"Gülmek, neşeli olmak hepimizin ihtiyacı. Hem çalışma sürecinde de oyuncuları daha çok motive eden bir oyun oluyor aslında. Değişik bir tarzı var. Çünkü ters ışıkla oynanıyor oyunumuz. Elektrik kesintisi oluyor oyunun ortasında. Elektrikler kesildiği zaman bütün ışıklar açılıyor. Işıklar varken elektrik kesilmediği zaman da zifiri karanlıkta oynanıyor. Biri sahnede mum ya da çakmak yaktığında ışıklar yarıya indiriliyor. Böyle bir değişik ışık oyunu var ve bir durum komedisi."

"Ancak kendinizi tanıdıktan sonra başkasını oynayabilirsiniz"

Usta sanatçı Ulvi Alacakaptan ise Pervin Ünaltay'ın başarısından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, genç yönetmenin sanatı bırakmayacağına inandığını söyledi.

Altay Ünaltay'ın kızı olmasının işi daha kıymetli kıldığının altını çizen Alacakaptan, "Artık mezun oluyor ama bu işi bırakamaz, mümkün değil. Bizim Türk insanımızın hiç hobisi yok. Tiyatro sadece seyredene değil yapana da çok şey kazandırır. Bir kere kendisini ve dünyayı tanımasını sağlar. Tiyatro yapacaksanız kendinizi bir duvara dayayıp karşısına geçeceksiniz, 'Ben kimim, nasıl bir insanım? Benim üstün yanlarım, korkularım, meraklarım neler?' diyeceksiniz. Ancak kendinizi tanıdıktan sonra başkasını oynayabilirsiniz." dedi.

Türk tiyatrosundaki üslup sorununa da değinen ve yerli bir dilin önemine işaret eden Alacakaptan, şunları kaydetti:

"Batı'dan gelen şeylerin taarruzuna tabi tutulmuş, bizden gelen ne varsa hepsini kötü saymış, geri saymışız, Batı'dan gelen şeyin de iyisini, doğrusunu almamışız. Fransızlar gibi Moliere, İngilizler gibi Shakespeare oynuyoruz. Kendimiz gibi oynadığımız tiyatromuz yok. Türk tiyatrosunun banisi olarak kabul edilen Muhsin Ertuğrul her sezonu Shakespeare ile açıyor. Shakespeare çok değerli de kardeşim, babamızın oğlu değil ki. Sen Shakespeare'i oyna ama Türk üslubunda, yerli üslupta oyna."

"Karanlıkta Komedi" oyunu 8 Mayıs'ta Kartal Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde yeniden sahnelenecek.

Kaynak: AA / Ahmet Esad Şani
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.