Aşırı sağın 255 vakasında propaganda ve mobilizasyon oranı yaklaşık yüzde 85,5 oldu

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

2026'nın ilk yarısına ilişkin veri setine göre 30 ülkede kayda geçen 255 aşırı sağ vakasının yaklaşık yüzde 85,5'i propaganda ve mobilizasyon eylemlerinden oluşuyor. Ağır şiddet 37 vakayla yüzde 14,5'te kalırken vakaların çoğu ABD, Avrupa, Hindistan ve Avustralya'da görülüyor.

Aşırı sağ eylemlerinin tamamlanmış saldırılardan çok propaganda ve mobilizasyon temelli faaliyetlere kaydığı görülürken, 2026'nın ilk yarısında kayda geçen 255 vakanın büyük çoğunluğu coğrafi olarak ABD, Avrupa, Hindistan ve Avustralya'da gözlemleniyor.

Güvenlik kaynakları, 2026'nın ilk yarısında küresel aşırı sağ faaliyetlerine ilişkin vaka temelli veri setine ilişkin bilgileri paylaştı.

Buna göre, güncel stratejik analizler, Batı dünyasında aşırı sağ kaynaklı şiddetin nicel boyutundan ziyade, örgütsel yapısında ve radikalleşme süreçlerinde gerçekleşen niteliksel dönüşümün belirleyici hale geldiğini ortaya koyuyor.

Veri seti, propaganda üretiminden fiili şiddet eylemlerine uzanan gelişmeleri izleyerek, tehdidin söylemsel düzlemde kalmayıp operasyonel bir boyut kazandığını gösteriyor.

Dağınık ve çok bileşenli tehditlerin coğrafi dağılım, eylem türleri ve ideolojik motifler açısından sınıflandırılarak incelendiği çalışmada, 30 ülkede toplam 255 aşırı sağ vakasında görülen eylemler, ağır şiddet eylemleri ve girişimleri, darp, hakaret ve tehdit, grafiti ve bildiri ile miting/basın açıklaması, konser ve yürüyüş olmak üzere dört kategoride kaydedildi.

Çalışmada vakalar, failin ya da eylemin baskın söylemsel hedefine göre tek bir kategoriye dahil edildi, örtüşen durumlarda ise öne çıkan anlatı esas alındı.

Verilerin incelenmesi sonucunda, vakaların aynı coğrafyada yoğunlaştığı görülüyor. Yahudi karşıtlığı, İslam karşıtlığı, ırksal/etnik temelli, göçmen ve yabancı karşıtlığı, yönetim ve sistem karşıtlığı gibi kullanılan ideolojik motiflerin birbirini dışlamadığı ve iç içe geçtiği, bu durumun özellikle ırksal/etnik ile göçmen ve yabancı karşıtlığı temelli motivasyonlarda sıklıkla görüldüğü kaydediliyor.

255 vakanın çoğunluğu ABD, Avrupa, Hindistan ve Avustralya'da

Toplam 255 vakanın büyük çoğunluğu coğrafi olarak ABD, Avrupa, Hindistan ve Avustralya'da gözlemleniyor. Silahlı ya da bombalı saldırı, kundaklama ve cinayet gibi doğrudan ağır şiddet eylemleri ve girişimleri 37 vaka ile toplamın yüzde 14,5'ini oluşturuyor.

Buna karşılık söylemsel, sembolik ve seferber edici eylem türlerinin belirgin biçimde baskın olduğu ve toplamın yaklaşık yüzde 85,5'ini oluşturduğu görülüyor. Buna göre, miting/basın açıklaması, konser ve yürüyüş türü eylemler 81 vaka ile yüzde 31,8'e; grafiti ve bildiri ise 77 vaka ile yüzde 30,2'ye; darp, hakaret ve tehdit gibi kışkırtıcı eylemler 60 vaka ile yüzde 23,5'e denk geliyor.

Söz konusu dağılım, aşırı sağ eylemlerinin ağırlık merkezinin tamamlanmış saldırılardan çok propaganda ve mobilizasyon temelli faaliyetlere kaydığını gösteriyor.

Eylem motifleri incelendiğinde, ırksal/etnik temelli 76 vaka bulunuyor ve yüzde 29,8 ile bu kategori, en büyük kategoriyi oluşturuyor.

Diğer kategorilerdeki veriler ve yüzdelik dilimler ise şu şekilde kaydedildi: Göçmen ve yabancı karşıtlığı 62 vaka ile yüzde 24,4; İslam karşıtlığı 41 vaka ile yüzde 16; yönetim ve sistem karşıtlığı (ivmecilik) 31 vaka ile yüzde 12,2; Yahudi karşıtlığı 28 vaka ile yüzde 11; diğer 17 vaka yüzde 6,7.

Ülke düzeyinde ABD 82 vaka ile açık ara ilk sırada yer alıyor. ABD'yi 33 ile Birleşik Krallık, 20 ile İtalya ve 16 ile İspanya takip ediyor. ABD'de 40 vaka ile ırksal temelli saik baskınken, Birleşik Krallık'ta 14 vaka ile göçmen ve yabancı karşıtlığı öne çıkıyor.

Radikal sağ aşırıcılık son 10 yılda dağınık bir ekosisteme dönüştü

Radikal sağ aşırıcılık son 10 yılda biçim değiştirerek görünür liderlik ve örgütsel yapıdan merkezsiz, dijital alt kültürün etkisiyle yaygınlaşan ve ana akım siyasetle temas yüzeyi genişleyen dağınık bir ekosisteme dönüştü.

Olguyu izlemeyi ve önlemeyi zorlaştıran bu dönüşüm, bir yandan tehdidi daha az görünür hale getirirken, diğer yandan aşırı sağ grupların faaliyetlerinin ağırlıklı olarak dijital alana taşınması ve radikal söylemlerin zamanla normalleşmesi sonucunda toplumsal kabulün artmasına da yol açıyor.

Nitekim geleneksel çevrim dışı "neo-Nazi" çevrelerden çevrim içi topluluklara uzanan söz konusu yapılar, kolluk kuvvetlerinin sorunu olmaktan öteye geçerek demokratik kurumlar, teknoloji platformları ve kamuoyu için ortak mücadele gerektiren bir mesele haline geldi.

Aşırı sağ hareketlerin ağırlık merkezinin yerleşik örgütlerden çevrim içi mecralara taşınması, suçun teşhisini zayıflatan yapısal bir soruna yol açıyor. Komplo teorileri ve şiddet söylemlerinin normalleştiği bu ortamda, cezalandırılabilir eylem ile ifade özgürlüğü kapsamındaki söylem arasındaki ayrım muğlaklaşıyor.

Neo-Nazizm, beyaz üstünlükçülük ve ivmecilik ekseninde konumlanan aşırı sağcı ideolojiler, göçmen karşıtı, İslam düşmanı ve antisemitik söylemleri, komplo anlatılarını ve kurum karşıtı söylemleri tek bir çerçevede eklemleyerek bütünleşik bir tehdit ekosistemi meydana getiriyor.

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.