Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ: TSK Hiçbir Dönemde Dine Karşı Olmamıştır (5/son)

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Hiçbir Dönemde Dine Karşı Olmadığını Belirterek "Karşı Olduğumuz Husus Dinin Kişisel ve Siyasi Amaçlar İçin Araç Olarak Kullanılması ve Alet Edilmesidir" Dedi. Başbuğ, TSK'nin Din Karşıtı Olduğunu İddia Etmesinin Atatürk'e ve O'nun Ordusuna Karşı Yapılabilecek En Büyük Sorumsuzluk ve Haksızlık Olduğunu Kaydetti.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hiçbir dönemde dine karşı olmadığını belirterek "Karşı olduğumuz husus dinin kişisel ve siyasi amaçlar için araç olarak kullanılması ve alet edilmesidir" dedi. Başbuğ, TSK'nin din karşıtı olduğunu iddia etmesinin Atatürk'e ve O'nun ordusuna karşı yapılabilecek en büyük sorumsuzluk ve haksızlık olduğunu kaydetti. Orgeneral Başbuğ, bugün bazı cemaatlerin dine bağlı tek tip yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalıştığını vurgulayarak, "Bazı cemaatler hedeflerine ulaşmada kendileri için en büyük engel olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ni görmektedir. Bunun için de, her fırsattan istifade ederek, destekleyicilerinin de yardımıyla Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Bu yapılanlara karşı, hukuk devleti kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tepkisiz ve etkisiz kalacağını düşünmek ise büyük yanılgıdır." diye konuştu.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Harp Akademileri Komutanlığı'nda yaptığı yıllık değerlendirme konuşmasında laiklikle ilgili de değerlendirmelerde bulundu. 2 saatlik konuşmasının son bölümünü laiklik tartışmalarına ayıran Başbuğ, konuşmasının etnik kimlik tartışmalarıyla ilgili bölümünde olduğu gibi yine ABD Başkanı Barack Obama'nın sözlerine yer verdi. Obama'nın TBMM'de yaptığı konuşmada "Bu sabah Atatürk'ün sizin ülkenizin kurucusunun, anıt mezarını ziyaret ettim. Bu güzel anıttan çok etkilendim. Atatürk, tarihin şeklini değiştiren bir liderdir. Ama Atatürk'ün yaşamına ait en büyük anıt, hiçbir şekilde taştan ya da mermerden inşa edilemez. Kendisinin bıraktığı en büyük miras Türkiye'nin gücü ve laik demokrasisidir." dediğini hatırlatan Genelkurmay Başkanı bu sözleri önemsediğini kaydetti.

-"TÜRKİYE'Yİ FARKLI VE GÜÇLÜ KONUMA GETİREN LAİKLİK VE DEMOKRASİ"-

Türkiye'yi bulunduğu bölgede farklı ve güçlü bir konuma getirenin "laik ve demokratik bir ülke olması' olduğunu dile getiren Orgeneral Başbuğ, "Bundan yaklaşık bir asır önce koca imparatorluğun çöküşüne şahit olmuş kadroların, çağdaş medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmayı hedefledikleri Türkiye Cumhuriyeti'ni demokrasi ve laiklik fikirleri üzerine kurma ufkuna bir daha saygı ve hayranlık duyuyorum ve Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu ve gelişimini 20'nci yüzyılda yaşanmış devrimlerin en büyüklerinden biri olarak görüyorum." dedi.

Türkiye'nin bu özgün karakteriyle gelecekte de ilgi odağı olmaya devam edeceğini vurgulayan Başbuğ, bu özgünlüğün ağır sorumluluklar da yüklediğine dikkat çekti. Konuşmasının büyük bölümünde olduğu gibi laiklik konusunda da Montesguei'nin sözlerine yer veren Orgeneral İlker Başbuğ, laiklik ilkesinin ise Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinin temel direklerinden biri olduğunu söyledi.

-"TSK DEMOKRASİYE BAĞLI VE SAYGILIDIR"-

Laikliğin işlevsel tanımının Anayasa'nın başlangıcı ile 24 ve 174'ncü maddelerinde yer aldığına işaret eden Orgeneral Başbuğ, şunları söyledi:

"Demokrasi aslında, halk egemenliği ve halk iradesinin siyasallaşmasıdır. Buna rağmen siyaset bilimi literatüründe demokrasinin ortak bir tanımı olmadığı da bilinmektedir. Bu konuda tartışmalar sürmektedir. Tanımsal zorluğunun yanı sıra demokrasinin sürekli kendisini zamanın ruhuna ve şartlarına uygun olarak yenileyen ve geliştiren bir sistem olduğu da unutulmamalıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri; Cumhuriyetin temel niteliklerinden birini oluşturan demokrasi rejimine bağlıdır ve saygılıdır. Demokrasi ve laiklik arasında çok sıkı bir ilişki olduğu görülebilir. Laiklik ilkesinin demokrasi ile çatıştığını iddia etmek de sağlam bir temele dayanmamaktadır. Aksine, laik düzen Türk demokrasisinin gelişmesinde ana itici gücü oluşturmuştur. Çünkü laiklik aynı zamanda demokrasinin en önemli koşullarından biridir. Etrafımızdaki bazı ülkelere bakılırsa bu gerçek görülebilir. Bu gerçek, bugün pek çok kişi tarafından açıkça görülmektedir."

-"TSK HİÇBİR DÖNEMDE DİNE KARŞI OLMAMIŞTIR"-

Laikliğin Türkiye'de sadece dinle devlet işlerini birbirinden ayırmadığını, egemenlik sorununu da çözdüğünü ifade eden Orgeneral Başbuğ, "Bütün bu düşüncelere ve gerçeklere rağmen; Türkiye'de Cumhuriyetin kurulduğu günden bugüne kadar laiklik karşıtı hareketlerle de çok çeşitli düzeylerde karşılaşılmıştır. Bu durum farklı dönemlerde, farklı boyutlarda ve şekillerde ortaya çıkmıştır." dedi.

Dinin toplumsal bir bağ oluşturma, ortak bir duyarlılık yaratma bakımından öneminin inkar edilemeyeceğini kaydeden Başbuğ, "Türkiye için böyle şeyleri tartışmak dahi abestir. Yanlış olan ise - Anayasa'nın 24'üncü Maddesinde de ifade edildiği gibi - dinin toplumsal davranışı, sosyal düzeni belirleyen bir sistematik olarak düşünülmesi ve kabul edilmesidir." dedi. Atatürk'ün dine ilişkin görüşlerini hatırlatan Başbuğ, "Atatürk'ün bu düşünceleri aslında, dinin önemini ortaya koyarken Cumhuriyetin ve demokrasinin sağlıklı işleyebilmesi için dini alanın nasıl sınırlanması gerektiğine ışık tutmaktadır. Askerlik, moral değerlere önem veren mesleklerin başında gelmektedir. Elbette bireysel değerler açısından din de bir etkendir. Bu açıdan ordunun halkımızın değerlerine saygı duymaması düşünülemez. Türk Silahlı Kuvvetleri binlerce evladını vatan savunmasında "şehit' vermiş bir ordudur. Bizim için şehitlik ve gazilik kutsal bir mertebedir. Bu kutsiyeti halkın iradesini yansıtan TBMM'de kanunla tescil etmiştir. Ayrıca, halkımızın arasında ordunun en yaygın adlarından birinin de "Peygamber Ocağı' olduğunu bilmekteyiz. Açıkça söyleyebiliriz ki, Silahlı Kuvvetler hiçbir dönemde dine karşı olmamıştır. Bizim karşı olduğumuz husus siyasi ve kişisel amaç ve çıkarlar için; dinin ve dini duyguların alet edilmesidir, araç olarak kullanılmasıdır." diye konuştu.

-"ATATÜRK'E VE O'NUN ORDUSUNA BÜYÜK HAKSIZLIK"-

Bütün bu düşüncelere rağmen laikliğin din karşıtı olma ve dinin bireylerin hayatlarından soyutlanması anlamına geldiğinin söylenmesini "Türk Silahlı Kuvvetlerinin din karşıtı bir kurum olarak gösterilmesi; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve O'nun ordusuna karşı yapılabilecek en büyük sorumsuzluk ve haksızlıktır." şeklinde değerlendiren Orgeneral Başbuğ, yeni kimlik ve aidiyet arayışları, ekonomik beklentiler, yaşanan göç olgusu ve sosyal devlet olgusunun zayıflamasının din ekseninde bazı cemaatleşme yapılanmalarına yol açtığını söyledi. Başbuğ, şöyle konuştu:

-"TSK ETKİSİZ VE TEPKİSİZ KALMAZ"-

"Bugün bazı cemaatler öncelikle bir ekonomik güç olmaya ve daha sonrada sosyo-politik yaşamı biçimlendirmeye, dine bağlı bir tek tip yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. İşte sorun da buradadır. Sorun, dinin ve dini duyguların kendi amaçları için, alet ve araç olarak kullanılmasıdır. Bugün de bazı din eksenli cemaatler, kendilerini demokratik alanın bir oyuncusu olarak takdim etmekte ve çeşitli nedenlerle de görünürde kendilerinin güçlü bir konuma geldiğine inanmaktadırlar. Ancak bu güç imajı ve algısı yanıltıcıdır. İşte bu tip bazı cemaatler hedeflerine ulaşmada kendileri için en büyük engel olarak Türk Silahlı Kuvvetlerini görmektedir. Bunun için de, her fırsattan istifade ederek, destekleyicilerinin de yardımıyla Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Bu yapılanlara karşı, hukuk devleti kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinin tepkisiz ve etkisiz kalacağını düşünmek ise büyük yanılgıdır."

-"HERKES ANAYASANIN 24'NCÜ MADDESİNE UYSA ORTADA SORUN KALMAZ"-

Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu, Anayasa'nın 24'nci maddesinde de laikliğin tanımlandığını kaydeden Orgeneral Başbuğ, "Görüldüğü gibi Anayasa'nın 24'üncü Maddesi; herkese vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetini sağlamıştır. İbadet, dini ayin ve törenleri serbest bırakmıştır. Zaten bu maddeye rağmen, bu konularda hürriyetlerin tahdit edildiğini ileri süren iddiaları da anlamak mümkün değildir. Netice olarak, Türkiye'de herkes Anayasa'nın 24'üncü Maddesine uygun hareket etse, ortada bir sorunun kalmayacağı aşikardır." dedi.

-"LAİKLİK VE DEMOKRASİ BİRBİRİYLE ÇELİŞKİLİ DEĞİLDİR"-

Konuşmasında "Anayasa'nın 24'üncü Maddesinde açıkça belirtilmesine rağmen; dinin sosyal, ekonomik ve siyasi düzeni kısmen de şekillendirmesi kabul edilebilir mi? Önemli olan dinin ve dini duyguların veya dince kutsal sayılan şeylerin, herhangi bir şekilde herhangi bir amaçla istismarının önlenmesi değil midir? Dinin araçsal hale getirilmesi, dine yapılabilecek en büyük kötülük değil midir? Toplumu inanan/inanmayan, dindar/dindar olmayan ayrımı yapanlar, diğerlerinin iman ve dini inançlarını değerlendirmeye kalkarak aslında İslam dinine karşı büyük bir suç işlemiyorlar mı?"sorularını da soran Orgeneral Başbuğ, şunları kaydetti:

"Türkiye Cumhuriyeti, Anayasamızda açıkça belirtildiği şekilde demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Laik ve demokratik devlet nitelikleri birbirini tamamlamaktadır. Asla birbiri ile çelişkili de değildir. Bu iki nitelik Türkiye'yi dünyada farklı ve güçlü konuma getiren, Türkiye'ye özgün bir karakter kazandıran niteliklerdir. Bu açıdan, Türk toplumunun bütün bireylerinin bu niteliklerin korunmasında, yaşatılmasında ve yıpratılmamasında duyarlı ve sorumlu davranması vatandaşlık görevidir." (ANKA)

(EG/BÜN/ZG)

Kaynak: ANKA