Erdoğan'dan Bop İtirafı

Erdoğan, Büyük Ortadoğu Projesi'nin Ortadoğu Barışına Yönelik Kurulduğunu, Belirterek, "Bu, Aslında Şu Anda Zaten Doğmadan Ölen Bir Proje Durumuna Düştü.
Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) Ortadoğu barışına yönelik kurulduğunu, belirterek, "Bu, aslında şu anda zaten doğmadan ölen bir proje durumuna düştü. Bunu kalkıp ikide bir, gerek ana muhalefeti gerek yavru muhalefeti, bu şekilde kullanıyor. Bunun bizi bağlayıcı yanı yok. Bu konuyla ilgili olarak bizi bağlayan, Tayyip Erdoğan'ın attığı bir imza yoktur. Bu sadece insani olarak bizim üstlendiğimiz görevdir. Kusura bakmasınlar, ne ana muhalefet ne yavru muhalefet ne yanındakiler, bizim şu anda Ortadoğu'da duyduğumuz hassasiyeti, bugüne kadar duymadıkları gibi bundan sonra da duyamazlar" dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, önceki gün vefat eden eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik'i andı.
-"GAZZE'DE İNSANLIK TEST EDİLİYOR"-
İsrail'in Gazze'ye yönelik başlattığı operasyonla ilgili değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, operasyonlarda ölü sayısının 900'e yaklaştığını kaydeden gerçek kayıp sayısının bu rakamın üzerinde olduğuna dikkat çekti. Erdoğan, Gazze'de tüm bir insanlığın test edildiği, sınandığını belirterek, İsrail'in BM Güvenlik Konseyi'nin, ABD'nin çekimser, diğer 14 üyenin ise oybirliği ile vermiş olduğu ateşkes kararını tanımadığını anımsattı. Saldırıların durması için uluslararası toplumun önemli bir bölümü duyarsız bir tutum sergilemeye devam ettiğini belirten Erdoğan, "Adeta "İsrail işini bitirsin, yapacağını yapsın, arkasında enkaz bıraksın sonra devreye gireriz' şeklinde bir tavır sergileniyor. Bu saldırılara karşı susmak, harekete geçmemek sebep olunan drama ortak olmaktır. Ölen masum çocuklardan, İsrail ile birlikte sessiz ve tepkisiz kalan herkes sorumludur" dedi.
"Gazze'de yaşananların artık diplomasinin sınırlarını aşmıştır" diyen Erdoğan, "Bir yandan masum insanların üzerine bomba yağdırmak, bir yandan da bu insanların yaralarını sarmasını engellemek, bununla kalmayıp ekmeği, suyu, elektriği, yakıtı, ilacı, bu insanlardan esirgemek hakla hukukla evrensel değerlerle diplomasiyle bağdaşmıyor" diye konuştu.
-"BENİM DUYGUSALLIĞIM FİLİSTİNLİLERE"-
Başbakan Erdoğan, bir zamanlar İspanya'dan kovulan Musevilerin o zamanlarda mağdur olduklarını, mağdur oldukları için Türkiye onlara Osmanlı olarak bağrını açtığını belirterek şöyle dedi:
"Ama şimdi o mağduriyeti yaşamış olan Museviler, maalesef Musevi olarak - bugün bu ifademi kullanmıyorum - İsrail olarak Filistin'e bomba yağdırıyor ve mağdur bir toplum meydana getiriyor. Bunu ben bir Müslüman olarak, oradaki Müslüman kardeşlerimi sahiplenmek noktasında değil, birinci derecede insan olarak sahiplenme durumunda ve bir Müslüman yaklaşımıyla da olaya yaklaşıyorum."
Türkiye'nin Gürcistan'a, Somali'ye, Lübnan'a da aynı şekilde yaklaştığını belirten Erdoğan, uluslararası medyada kendisinin duygusal yaklaşım içinde olduğuna dair çıkan haberlere de şu sözlerle yanıt verdi:
"Benim duygusallığım, Filistin'de şehit olan, ölen çocuklara, kadınlara, bütün sivillere karşıdır ama İsrail'in uygulamalarına karşı değildir. İsrail'in uygulamalarına karşı bir siyasetçi olarak duruyorum. İnsanlığın, bir dram olarak ortaya konulmuş bu uygulamaya, sorumluluk mevkiindeki bir Başbakan olarak karşı duruyorum. Ona göre de atılacak adımları, şüphesiz ki bundan sonra çok daha farklı atacağımızı ifade etmek istiyorum."
-"BOP ORTADOĞU BARIŞI İÇİN KURULDU"-
Başbakan Erdoğan, Büyük Orta Doğu Projesi'nin (BOP) amaçları ve bu amaçlar içinde Türkiye'nin üstlendiği görevin belli olduğunu belirterek, BOP'un Ortadoğu barışına yönelik kurulduğunu, bunun yanında bölgenin ekonomik kalkınmasına, özgürlüğüne, kadın haklarına yönelik kurulmuş, eğitim özgürlüğünü daha ileri safhalara taşımak için atılmış bir adım olduğunu savundu. BOP çerçevesinde Türkiye'ye de görev verildiğini ve Türkiye'nin de bu görevi üstlendiğini belirten Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu, aslında şu anda zaten doğmadan ölen bir proje durumuna düştü. Bunu kalkıp ikide bir, gerek ana muhalefeti gerek yavru muhalefeti, bu şekilde kullanıyor. Bunun bizi bağlayıcı yanı yok. Bu konuyla ilgili olarak bizi bağlayan, Tayyip Erdoğan'ın attığı bir imza yoktur. Bu sadece insani olarak bizim üstlendiğimiz görevdir. Kusura bakmasınlar, ne ana muhalefet ne yavru muhalefet ne yanındakiler, bizim şu anda Ortadoğu'da duyduğumuz hassasiyeti, bugüne kadar duymadıkları gibi bundan sonra da duyamazlar."
-"RANDEVU İSTERSİN, GELİRSİN, ÖZEL KONUŞURUZ"-
İsrail'in yaptığı operasyonun Yahudi dayatması ve Yahudi desteği altında olan medya tarafından mazur göstermeye yönelik tavır sergilediğini savundu. Erdoğan şöyle dedi:
"Bizim de bu noktada attığımız adımlar ve söylemlerimize, 'yarınlar düşünülmelidir. Yarınlarda bu ilişkiler ne olacak?' diye soranlar oluyor. Bunları soruyorsan, ne olacağını merak ediyorsan, randevu istersin, gelirsin oturur sizinle özel bunları konuşuruz. Her şeyi kalkıp da burada ve meydanlarda konuşmanın anlamı yok. Nerede, neyi, ne zaman, nasıl konuşacağımızı da bilmeliyiz. Türkiye olarak, hükümet olarak Ortadoğu tarihinde barışı en fazla arzulayan ve bölge ülkelerini barış noktasında en çok teşvik eden biz olduk. Somut ilerleme kaydettik. Diplomasinin gereği neyse bunları A'dan Z'ye yapmaya çalıştık."
-"ANTİSEMİTİZME PRİM VERMEDİK"-
Sivil bir toplum örgütünün başkanlığını da yapan bir köşe yazarının siyasette ve uluslararası diplomaside özel temsilci diye bir şey olmadığını yazdığını kaydeden Erdoğan, "Önce insan sorar, öğrenir. Ama tabii kendi zat-ı şahanelerine bunları yakıştıramadıkları için, sorma lütfunda bulunamıyorlar. Evet beyefendi, özel temsilci vardır. En ileri en gelişmiş ülkelerin özel temsilcileri vardır. Karşılıklı olarak bunlar oluşturulur. Bunlar karar vericilere altyapıyı hazırlar ve karar vericinin önüne gelir. Onlar da karşılıklı oturur karar verirler. Şu anda benim özel temsilcim yanındaki arkadaşlarıyla Kahire'den Şam'a geçti ve şu anda tekrar Kahire'ye geçmesi lazım. İnşallah, temenni ediyoruz ki bunun neticesinde hayırlı bir karar çıksın."
Başbakan Erdoğan, ne kendisinin, ne hükümetin ne de partisinin antisemitizme ve Yahudi karşıtlığına asla prim vermediğini ifade ederek üslubunun sert olduğu şeklindeki eleştirilere de "Herhalde bu, fosforlu bombalardan daha sert değil. Kusura bakmayınız, ben de her şeyden önce bir insanım, her şeyden önce Başbakanlık görevimin yanında bir babayım. Bizler, dürüstlüğü, doğruluğu, şiar edinmiş bir medeniyetin çocuklarıyız" sözleriyle yahıt verdi.
Erdoğan konuşmasında 29 Martta yapılacak olan yerel seçimlerle ilgili değerlendirmelerde de bulunarak, partisinin adaylarını parti içi demokrasiyi işleterek belirlediklerini söyledi.
"İzmir, Eskişehir, Diyarbakır, Mersin gibi büyükşehirlerimizi ak belediyecilikle tanıştırmak istiyoruz" diye konuşan Erdoğan, bu noktadaki gayretimiz farklı olacaktır. Ak belediyecilikten bu illerimiz de nasibini alsın istiyoruz" dedi.
-"NE DEMEK KREDİ MAĞDURU"-
Sicil affı düzenlemesi hakkında da konuşan Erdoğan, "kredi kartı mağduru" ifadesini kabul etmediğini söyleyerek şöyle dedi:
"Ne demek kredi kartı mağduru? Parayı sınırsız kullanıyorsun, ondan sonra ödemiyorsun. Sonra da kredi kartı mağduru oluyorsun, bu nasıl iş? Kredi kartını kullanmada kusura bakmasınlar ciddi bir yanlışlık, haksızlık var. Öbür tarafta kazandığı kadar tüketmesini bilenle, kazanmadığını tüketme gayreti içerisine gireni aynı kefeye koyabilir miyiz? Nasıl oluyor da mağdur oluyor? Biz dürüst bir toplumu inşa etmenin gayreti içerisinde olacağız. Benim insanım dürüsttür, dürüstlüğü sever, dürüst olanın yanındadır. Bunu sağlayacağız. Bunu siyasi istismar vesilesi yaparak kredi kartı mağduru gibi bir ifadeyi literatüre sokmanın hiçbir anlamı yok. Ciddi bir yanlıştır."
Başbakan Erdoğan AB ile ilişkiler konusunda da değerlendirmelerde bulunarak AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'ın, AB ile ilişkilerde başmüzakereciliğe atandığını anımsattı. Erdoğan, Dışişleri Bakanlığının çok daha farklı bir performans sergileyebilmesi için müzakere süreciyle ilgili başmüzakerecilik görevini Bağış'a verdiklerini açıkladı. (ANKA/SON)
(İG/BÜN)


















