Afganistan Taliban Döneminden Bu Yana Susuz

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Afganistan'ın Başkenti Kabil'de İnşa Edilecek İki Barajla Başkentlilerin İçecek Temiz Su Sıkıntısı Son Bulacak.

Afganistan'ın başkenti Kabil'de inşa edilecek iki barajla başkentlilerin içecek temiz su sıkıntısı son bulacak.

Afganistan Enerji ve Su İşleri Bakanlığı, baraj inşaatları konusunda dünyanın önde gelen firmaları ile anlaşmaların yapıldığını, Kabil halkının 2015'de temiz suya kavuşacağı müjdesini verdi.

Dağlık ve yarı kurak bir iklime sahip Afganistan'da 1980 yılında yapılan son istatistiki raporlarda, yıllık yağış oranı 250 milimetre küp olarak belirlenirken, toplam akarsuyu oluşumu 57 milyar metre küp olarak açıklandı. Yeraltı kaynaklarının 18 ile 20 milyar metre küp olduğu tahmin edilen ülkede akarsuların sadece yüzde 30'luk bir bölümünün kullanılabilir olduğu belirtiliyor.

Afganistan genelinde olduğu gibi Başkent Kabil'de de susuzluk yaşayan halk temiz su temin edebilmek için tam anlamıyla savaş veriyor. Cumhurbaşkanlığı Sarayı yakınlarında bulunan dağ yamacındaki Çinda Vul bölgesinde, halk kilometrelerce yol yürüyerek yağ bidonlarına doldurdukları sularla su sıkıntısını gidermeye çalışıyor. Hükümetin izniyle yerleşim bölgesi haline gelmiş olan Çinda Vul'da alt yapı ve su sorusunu giderilemezken, halk yarım saatlik mesafede bulunan çeşmeden temiz su alabilmek için geceden yollara koyularak kuyruğa giriyor. Muslukta suyun aktığı her günü "Su Bayramı" olarak ilan eden Çinda Vullular, en büyük desteği su bidonlarını sırtında taşıyan eşeklerden alıyor.

Afganistan'da yaşanan su sıkıntısına yönelik istatistikleri değerlendiren Enerji ve Su İşleri Bakan Yardımcısı Şucauddin Ziyayi, "Afganistan dağlık ve yarı kurak bir iklime sahip. Ortalama yıllık yağış alanı yaklaşık 250 milimetreküp olarak belirlenmiştir. 1980 yılında yapılan son istatistiklerde Afganistan'da akarsu oluşumu 57 milyar metreküp olarak tespit edilmişti. Yer altı suyumuz da 18 ile 20 milyar metreküp olarak tahmin ediliyordu. Biz akarsularımızın sadece yüzde 30'unu kullanabiliyoruz ve kullandığımız ilkel sulama sistemlerimiz de iç savaşlarda tahrip oldu" dedi.

Başkentlilere temiz su müjdesi veren Bakan Yardımcısı, "Kabil'de içme suyu için iki projemiz var. Bunlardan, bir tanesi orta vadeli olan Şahtutu barajı projesi olup Kabil'in merkezine 9 kilometre uzaklıkta inşa edilecektir. Bu projenin anlaşması yapıldı. Bu projenin tamamlanması Kabil'in orta vadeli su sıkıntısını giderecektir. Kabil nüfusunun artacağı ihtimalini göz önünde bulundurarak bir de uzun vadeli bir proje geliştirdik. Bunun için ikinci bir baraj projesi olan Gül Bahar Barajı inşa edilecek. Bu baraj da, Pecşir nehrinin üzerine kurulacak olup, tamamlanmasının ardından hem Kabil'in içme suyu sıkıntısı tamamen giderilmiş olacak, hem de arazi için sulama sıkıntısının bir kısmını giderilecektir. Barajlar projesi için anlaşma sağlandı. İhaleye başta İran olmak üzere bir çok ülkeden büyük firmalar katıldı. Bu iki baraj Kabil'in su sıkıntısını giderir ancak bunun için biraz daha zamana ihtiyaç var. Bu da yaklaşık olarak 7 yıl gibi bir süreyi bulur" şeklinde konuştu.

"SU İÇİN BAZEN İKİ GÜN SIRA BEKLİYORUZ" Çinda Vul bölgesinin dağ yamacında yaşayan Hüseyin Ali, "Suyu aşağıdan eşekle yarım saatte yukarıya çıkarıyoruz. Çeşme bize yarım saatlik mesafede, gidip gelmek bir saati buluyor. Geceden gidip sıraya giriyoruz. Bazen su sırasının bize gelmesi için iki gün beklediğimiz oluyor. O güne kadar da depomuzda olan yağlı, küflenmiş bozuk suları kullanmak zorunda kalıyoruz. İnanın kullandığımız suyu eşek bile içmek istemiyor. Ama biz mecburen kullanıyoruz. Bu su ile ne elbise yıkayabiliyoruz ne de bulaşık.

Çocuklarda da hastalıklar belirmeye başladı. İş güç olmadığı için bu dağa yerleşmek zorunda kaldık. Günlük kazancımız ancak 1 ya da 2 dolar. Bununla da ne yağ alınıyor ne de un. Susuzluktan dolayı da sık sık işe ara vermek zorunda kalıyoruz. Hanımlarımız da iç savaşlardan ötürü eğitimsiz kalmışlar. Zaten eğitimli olsalar bizi kabul etmezlerdi ve bu çileyi çekmezlerdi" diye konuştu.

Hüseyin Ali ayrıca, "Dünyada insan haklarından bahsediliyor. Hani insan hakkı nerede diyor insan kendi kendine. Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın çok yakınındayız Onlar bizi duymazsa, dünya nasıl duysun" ifadelerini kullandı.

Hüseyin Ali'nin eşi Naciye ise, "4 çocuk annesiyim ve çocuklarımı zamanında yıkayamadığım için yüzünde ve vücudunda yaralar çıkıyor. İçme suyumuzdan arta kalan suyla çocuklarımın elbiselerini yıkıyorum. Eşim her su nöbetinde 14 bidon su getiriyor ama öbür su nöbetine kadar yetmiyor. Her şey bir tarafa, eğer bir misafir gelirse işimiz gerçekten çok zor oluyor. Çay ya da misafire yetecek kadar suyumuz olmuyor, bitince de bir şey yapamıyoruz. Bu sefer gelecek su bayramını beklememiz gerekiyor. Çocuklar bu bayramı çok seviyor, bu onların su bayramı" dedi.

Çinda Vul Muhtarı Şir Hüseyin ise, "Su hayatı ifade ediyor. Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın iki adım ötesinde yaşıyoruz. Ama onlar bu suyu nasıl temin edip çıkardığımızı bilmemekle birlikte yaşadığımız sorunları da görmüyor" şeklinde konuştu.

(EG-İB-İB-ÖZ-D)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı