Bülent Ecevit'ten Kenan Evren'e, Ziya Taşkent'ten Zeki Müren'e Protokolün Kunduracısı

Bülent Ecevit'ten Kenan Evren'e, Ziya Taşkent'ten Zeki Müren'e Protokolün Kunduracısı

Bülent Ecevit'ten Kenan Evren'e, Ziya Taşkent'ten Zeki Müren'e protokolün kunduracısı 66 yıllık kundura ustası Nurettin Cebeci: "Eski bakanlarımız o dönem kırmızı plakalı arabalarla gelir ayakkabı yaptırırlardı" "Artık işler durgun, okuduğum kitap sayısı 176 oldu, oradan anlayın"ANKARA - Bir...

Bülent Ecevit'ten Kenan Evren'e, Ziya Taşkent'ten Zeki Müren'e protokolün kunduracısı
66 yıllık kundura ustası Nurettin Cebeci:
"Eski bakanlarımız o dönem kırmızı plakalı arabalarla gelir ayakkabı yaptırırlardı"
"Artık işler durgun, okuduğum kitap sayısı 176 oldu, oradan anlayın"

ANKARA - Bir dönem, Bülent Ecevit'ten Kenan Evren'e, Ziya Taşkent'ten Zeki Müren'e siyaset ve sanat dünyasından birçok isme ayakkabı yapan kundura ustası Nurettin Cebeci, biraz markalara biraz da çağa yenik düştü. Cebeci, "Artık işler durgun, okuduğum kitap sayısı 176 oldu, oradan anlayın" dedi.
Bülent Ecevit'ten Kenan Evren'e, Ziya Taşkent'ten Zeki Müren'e kadar birçok ismin ayakkabılarını yapan Nurettin Cebeci İhlas Haber Ajansı'na hayat hikayesini ve anılarını anlattı.
79 yaşındaki Nurettin Cebeci, bundan yıllar önce Artvin'de ailesinin kendisini ve diğer kardeşlerini okutamayacağı düşüncesiyle, köy şartlarından kendisini kurtarıp bir meslek sahibi olmak için o zamanın deyimiyle kunduracılık ile bir yola çıkmış. 1957 yılında Ankara'da okuyan ağabeyinin yanına gelen Cebeci, burada oturduğu mahallede kendisine bir dükkan açarak mesleği eline almış. Önceleri çok fazla yeni ayakkabı talebi olmadığından daha çok tamir işlerine bakan Cebeci, daha sonraki yıllar işleri biraz daha ilerleterek dükkanını Kızılay'a daha yakın bir konuma taşımış. Ancak, işleri ilerletme yoluna girmişken bir kefalet borcuna maruz kalan Cebeci, sermayesi olmadığı için de veresiye mal almış ve ödemelerinde çok sıkıntılar yaşamış. İşte hem geçimini sağlayıp hem de borçlarla uğraşan Cebeci'nin adı o zorlu süreçlerde yavaş yavaş tanınmaya başlamış.
"Ankara Radyosu ses sanatçılarının hepsi buraya geldi"
"İlk zamanlarda radyo sanatçıları gelmeye başladı" diyen Cebeci, "Tabi bu arada ben yanıma, iş olmaz doyuramazsam diye bir işçi almadım ve 4 yıl bir çırakla sahurlara kadar çalıştım. Bu sırada bestekar İsmet Nedim, Türk sanat müziği bestekarı Ziya Taşkent ve koro şefi Kutlu Payaslı gibi isimler, yani Ankara Radyosu'nun ses sanatçılarının hepsi buraya geldi. Ayrıca bu arada Zeki Müren'e de süet bir ayakkabı yaptım. Bunların yanı sıra eski bakanlardan Halil Başol, Ali Naili Erdem, Enver Akova ve eski Başbakanımız Bülent Ecevit'e de ayakkabılar yaptım. Kırmızı plakalı arabalarla gelirlerdi. Hatta bir gün evin önünde sabah bakan arabası gördüm, baktım içinden bizim çırak çıktı, 'gidin getirin o adamı' demişler."
İşte böyle böyle adı duyulmaya başlamış Cebeci'nin. O sıralar yeni evli olup Devrim, Simge ve Tuna isminde 3 çocuk sahibi olunca Nurettin Cebeci'nin masrafları da artmış. Bir yandan çocukların eğitimi, diğer yandan evin kirası, dükkan kirası ve dükkan giderleri onu baya bir zorlasa da Cebeci, o günleri, "Yine de bir çark dönüyordu" diyerek anımsıyor ve bir dönem borçlarlarla geçerken, bu meslek sayesinde evini, arabasını, yazlığını alabildiğini ve çocuklarına yatırım da yapabildiğini dile getiriyor.
Mesleği markalara yenik düştü
Dükkanı neredeyse yerden tavana içinde yepyeni ayakkabılar olan kutularla dolu Cebeci, "Teknolojinin gelişmesi ve markaların çıkmasıyla mesleğiniz etkilendi mi?" sorusuna, "Belki biz çağın gerisinde kaldık, çağa uyamadık" dedi. Büyük marketlerde her türlü ürünün satıldığını belirten Cebeci şunları söyledi:
"Müşteriler marketlerde örneğin 200 TL'lik bir ürün alıyor, onu kredi kartı sistemiyle 10'a böldürüp taksitlendirerek alıyor. O sistem bende yok. Onun için, gelenim gidenim oluyor ama günün çoğunluğunu kitap okuyarak geçiriyorum. Okuduğum kitap sayısı 176 oldu, işler durgun buradan anlayın. 66 yıl oldu bu mesleğe başlayalı ve radyo sanatçılarının gelip gittiği, devletin üst düzeyine hitap edebildiğimden daha büyük bir mutluluk olamaz. Ayakkabılar şu an kutularda bekliyor, ben de bekliyorum. Burası benim için bir mutluluk yeri, zaten evde durmayı da pek sevmem."
Nurettin Cebeci Ankara Çankaya'daki 54 yıllık dükkanında hala müşterilerini bekliyor.