Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu: (2)

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu: (2)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bebeklerin denizlerde can verip sahillere sürüklendiği bir dünyanın iyiliğinden, gelişmişliğinden, medeniliğinden bahsedecek kim varsa, şart olsun alnını karışlarız." dedi.

10.03.2020 12:30 | Son Güncelleme: 10.03.2020 12:52
Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu: (2)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bebeklerin denizlerde can verip sahillere sürüklendiği bir dünyanın iyiliğinden, gelişmişliğinden, medeniliğinden bahsedecek kim varsa, şart olsun alnını karışlarız." dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, geçen hafta Edirne'de 0-10 yaş grubunu hedefleyen "Göçmen Kreşi" kurmak ve mazlumları kuşatmak için samimiyetle devreye girdiklerini söyledi.

Solgun bakışlarıyla, sararmış yüzleriyle, üşüyen bedenleriyle sınırda tutacak el bekleyen, yedirip içirip giydirecek müşfik bir irade gözleyen çocukların temel ihtiyaçlarını temin ederek, tırlarla Edirne'ye gönderdiklerini anlatan Bahçeli, "Türk milletinin gıpta edilecek vasfını, imrenilecek vakarını gösterdik. Aynı zamanda Türk milletinin şefkat ve merhametiyle yavrulara dokunduk, onları nakış nakış vicdanlarımıza dokuduk." diye konuştu.

Her çocuğun bir dünya, her bebeğin bir melek olduğunu, kokularının da cennet kokusu olduğunu ifade eden Bahçeli, "Bebeğin kökeni, mezhebi, ırkı, milliyeti bahis konusu dahi edilemez. Bebeklere acımayan, çocuklara aldırmayan, düşkün ve muhtaçları dikkate almayan bir medeniyetin temelleri çürük, tedrisatı bozuk, tebessümü sahte, tezahürü karanlıktır. İşte Yunanistan'ın içinde bulunduğu Avrupa Birliğinin (AB) özeti budur. İnanıyorum ki zalimin zulmü bir gün mutlaka kendisine dönecektir. Yine inanıyorum ki zalimin düşmanı Allah'tır." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, Şair Mehmet Emin Yurdakul'un, "Bırak Ben Haykırayım" isimli şiirini okuyarak, "Çocuklar örselenmesin, bebekler ölmesin." dedi.

Göç olgusunun, insanlık tarihi kadar eski olduğunu belirten Bahçeli, pek çok insanın, terör, savaş, işkence ve ölüm tehlikelerinden kurtulabilmek uğruna, plastik şişme botlarla açık denizleri geçmeyi dahi göze aldığını hatırlattı.

Bahçeli, 1960'da 76 milyon olan uluslararası göçmen sayısının, 1980'de 100, 1990'da 154, 2015'te ise 244 milyona ulaştığına işaret etti. Uluslararası Göç Örgütü'nün 2020 Dünya Göç Raporu'na göre halen 272 milyon insanın göç yolunda olduğunu anımsatan Bahçeli, 2050 için yapılan göç tahminlerinin 230 milyona ulaşacağı yönünde olmasına rağmen son verilerle birlikte tahminin 30 yıl önceden aşıldığına dikkati çekti.

"Aylan bebeğin hiçbir suçu günahı yoktu"

Binlerce insanın Akdeniz'i geçip Avrupa topraklarına sığınabilmek için hayatlarını kaybettiklerini söyleyen Bahçeli, 2016'da 6 bin kişinin denizlerde boğulduğunu ve balıklara yem olduğunu dile getirdi.

Bahçeli, 2 Eylül 2015'de, Bodrum'dan Kos'a geçmek isteyen sığınmacıların fiber tekneleri batınca 11 kişinin öldüğünü aktararak, "Ne acıdır ki 3 yaşındaki Aylan bebeğin cansız bedeni kıyıya vurmuştu. Bebeklerin denizlerde can verip sahillere sürüklendiği bir dünyanın iyiliğinden, gelişmişliğinden, medeniliğinden bahsedecek kim varsa, şart olsun alnını karışlarız." diye konuştu.

Açlık, kıtlık, yoksulluk ve güvenlik tehditlerinin, milyonlarca insanın yerini yurdunu bırakıp başka bir yere gitme arayışının temel motivasyonu olduğuna işaret eden Bahçeli, Arap Baharı isimli dehşet döngüsünün son durağı olan Suriye'de milyonlarca insanın, hayati risk ve tehlikelerinden dolayı yurtlarından koptuğunu, yollara döküldüğünü anlattı.

Aylan bebeğin hiçbir suçu günahı olmadığını, ne silahı ne bombayı ne de güç ve hakimiyet mücadelelerini bildiğini vurgulayan Bahçeli, şöyle konuştu:

"Eline aldığı kurumuş ekmekle öğün geçiriyor, ailesiyle birlikte umuda yelken açıyordu. Aylan bebekten bütün ülkeler, bütün küresel kuruluşlar yüzleri varsa kızarmalı, gözleri varsa yaşarmalı, vicdanları varsa da sızlamalıdır. Allah bu hesabı bir gün mutlaka soracaktır. Mazlumların ahı, vakti saati geldiğinde zalimleri perişan edecek, inim inim inletecektir. Bizim niyazımız, duamız, dünya gözüyle dileğimiz kesinlikle budur."

Türk milletinin, mazlumlara her fırsatta kucak açtığını, sofrasına buyur ettiğini anlatan Devlet Bahçeli, Batılı ülkelerin ise kulak tıkadığını, burun kıvırdığını ifade etti.

Suriye kaosunun sosyal ve ekonomik faturasını ödeyen devletin belli olduğunu, ülkelerindeki çatışmalardan kaçan Suriyelilerin, 29 Nisan 2011'dan itibaren kitlesel olarak Türkiye'ye gelmeye başladığını hatırlatan Bahçeli, Mayıs 2011'de sığınmacı kampları açıldığını belirtti.

"Türkiye sığınmacı deposu değil"

İdlib'de 27 Şubat 2020'de yapılan kanlı saldırıda 34 şehit verilmesi üzerine sınır kapıların açıldığını, ilk etapta 47 bin 113 sığınmacının Türkiye'den ayrıldığını söyleyen Bahçeli, dün itibarıyla Meriç Nehri'ni geçen sığınmacı sayısının 142 bin, Ege Denizi'ni geçen sığınmacı sayısının da yaklaşık bin kişi olduğunu ifade etti.

Sayıları 8 bine yaklaşan sığınmacının halen sınırda insanlık dışı önlemlerle, tel örgülerin ve kalın duvarların ardında bekletildiğine dikkati çeken Bahçeli, Türkiye'nin taahhütlerine her zaman sadık kaldığını, sözünü tuttuğunun altını çizdi.

Sözünü tutmayanların açık olduğunu dile getiren Bahçeli, Türkiye'nin AB ile 18 Mart 2016'da yaptığı anlaşmaya uymayanların, mükellefiyetlerini yerine getirmeyenlerin bilindiğini belirtti.

Türkiye'nin "sığınmacı deposu, mülteci toplama kampı, göçmen barınma alanı" olmadığını vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Ege'de göçmen ölümlerinin önlenmesi, insan kaçakçılığı zincirinin kırılması ve yasa dışı göçün yasal göçle ikame edilmesi amaçlansa da sonuç alınamamıştır. AB, sürekli bozgunculuk yapmıştır. 18 Mart mutabakatının önemli bir unsuru olan 'bire bir formülü' uyarınca, Yunan adalarından 4 Nisan 2016 itibarıyla alınacak her bir Suriyeli için ülkemizde geçici koruma altındaki bir Suriyelinin AB ülkelerine yerleştirilmeleri sağlanacaktı. Böylelikle Türkiye'de mülteci yığılması en aza indirilecekti. Ne var ki uygulamada pek çok pürüz çıkmış, külfet tamamen Türkiye'nin sırtına yüklenmiştir. Buna da hiç kimsenin, hiçbir ülkenin hakkı yoktur.

Gerekirse ekmeğimizi bölüşür, yeriz fakat aklımızla oynanmasına izin vermeyiz. 18 Mart mutabakatı kapsamında vatandaşlarımıza vize serbestisi 2018 yılı içinde sağlanacaktı. En geç 2017 yılı başında Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesi hususunda resmi müzakereler başlayacaktı. Suriyeli sığınmacılara 6 milyar avroluk mali destek vadedilmişti. Bunların hiçbiri gerçekleşmemiş, Türkiye'nin sabrı yanlış yorumlanmış, AB bir kez daha aldatmıştır. Artık gerçeklerin inkarına imkan yoktur. Her şey meydandadır."

"Avrupa ülkelerinin paçası tutuştu"

Türkiye'nin açık kapı politikasıyla gereğini yaptığını, laftan sözden anlamayan Avrupa ülkelerinin paçasının tutuştuğunu belirten Bahçeli, Türkiye'nin mevcut şartlar altında yeni sığınmacı akınını göğüslemesinin mümkün olmadığına dikkati çekti.

İdlib'deki saldırılardan kaçan 1,5 milyon insanın sınırda olduğunu ve insani krizin devasa boyutlara ulaştığını anlatan MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Onlara huzurlu bir gelecek hazırlama konusunda her ülkenin eşit ve adil sorumluluğu vardır ve olmalıdır. Hatta 5 Mart Moskova zirvesi ile ülkemizde ve sınırlarımızda biriken Suriyeli sığınmacıların gönüllü ve güvenli şekilde asıl ikamet yerlerine geri dönüşlerinin yolu da açılmıştır." dedi.

Türkiye'nin "yol geçen hanı olmadığını" kaydeden Devlet Bahçeli, "Bizim gidecek başka bir ülkemiz, başka bir yurdumuz, başımızı sokacağımız başka bir yuvamız yoktur. Ülkemize sığınmak isteyen mazlumları sahipsiz bırakmayız ama Türk milletinin ve Türkiye'nin de geleceğini yabana atmayız, atamayız, atmayacağız." değerlendirmesini yaptı.

(Sürecek)

Kaynak: AA

Abone Ol:
Google'da Takip Et
Paylaş:
Facebook'ta Paylaş! Twitter'da Paylaş! Whatsapp'da Paylaş!
title