Anayasa Mahkemesi '367' Kararının Gerekçesini Açıkladı...(3)

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Cumhurbaşkanlığı Seçimindeki 367 Kararının Verildiği Tarihte Anayasa Mahkemesi Başkanı Olan Tülay Tuğcu, Esasa Geçilmeden Davanın Görev Yönünden Reddi Gerektiğini Savundu. Tuğcu, Bu Görüşünün Kabul Edilmemesi Halinde İse Çoğunluk Görüşüne Katıldığını Kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı seçimindeki 367 kararının verildiği tarihte Anayasa Mahkemesi Başkanı olan Tülay Tuğcu, esasa geçilmeden davanın görev yönünden reddi gerektiğini savundu. Tuğcu, bu görüşünün kabul edilmemesi halinde ise çoğunluk görüşüne katıldığını kaydetti.

Anayasa Mahkemesi'nin cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci ve ikinci turunda toplantı yeter sayısının 367 olduğu yönündeki kararının gerekçesi, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Kararın esasında cumhurbaşkanlığı seçiminin iptali yönünde oy kullanan Tuğcu, davanın ilk incelemesinde ise, dava konusunun Anayasa Mahkemesi'nin görev konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde görüş bildirmişti. Tuğcu, ilk incelemede verdiği ret görüşünün gerekçesinde, "İçtüzüğe veya Anayasa'ya aykırı Meclis

kararlarının denetimsiz kalması kuşkusuz istenemez. Ancak Anayasa, içtüzüğe aykırı durumun denetimini öngörmemiştir ve Anayasa Mahkemesi'ni de görevlendirmemiştir. Böylece Anayasa, yasamanın parlamenter rejimin kendi iç işleyişi içinde kendini denetlemesini, erkler ayrımına daha uygun görmüştür. Belirtilen nedenle bu tür kararlara bir takım isimler-sıfatlar yakıştırmak suretiyle denetime tabi tutulması yoluna gidilemeyeceği düşünülmektedir. İptali istenen TBMM kararında içtüzüğün değiştirilmesi yönünde

prosedüre uygun bir teklif, istem veya irade bulunmadığı gibi, içeriği de gözetildiğinde kararın ihdası olmayıp içtüzüğe ve Anayasa'ya aykırılığının ileri sürüldüğü, bir içtüzük düzenlenmesi veya değişikliği olarak kabulüyle Anayasal denetime tabi kılınmasının mümkün olmadığı görülmektedir'' dedi.

Tuğcu, Anayasa Mahkemesi'nin görev alanına girmeyen davanın, esasa girilmeksizin ilk inceleme aşamasında görev yönünden reddi gerektiği görüşünde olduğunu, ancak esasa geçilmesi halinde esasla ilgili olarak çoğunluk görüşüne katıldığını kaydetti. Dosyanın ilk incelemesinde davanın reddedilmesi yönünde görüş bildiren üye Fulya Kantarcıoğlu ise kararın gerekçesinde, dava konusu uygulamanın Anayasal denetime bağlı tutulmasının mümkün olmadığını belirterek, istemin görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini,

esasla ilgili görüşünün ise çoğunluk gerekçesiyle aynı olduğunu belirtti.

Üye Serruh Kaleli ise çoğunluğun iptale ilişkin görüşüne katılmakla birlikte ek gerekçesinde, ''Anayasa, cumhurbaşkanının konumuna özel önem vermiş, herhangi bir parti ideolojisinden uzak kalmasını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk milletinin birliğini temsil etmesini istemiştir. Böyle bir kişinin seçiminde de TBMM üyelerinin bu amaca uygun bir sorumluluk içinde uzlaşmalarını sağlamak ve bu nedenle genel kuraldan ayrılarak nitelikli bir çoğunlukla toplanıp karar almalarını aramıştır. Cumhurbaşkanı,

bizzat egemen devleti temsil etmekle birlikte egemenlik hakkının kullanımına da katılır ki, demokratik rejimin işleyişinde denge ve denetim görevini yerine getirsin. Bu konumdaki cumhurbaşkanının seçiminin ise çoğulcu-uzlaşmacı demokrasideki kural ve kuramlara uygun olması, Anayasa'nın temel ideolojisi ve felsefesinin bir gereğidir'' dedi.

Kaleli, Anayasa'nın cumhurbaşkanının Meclis üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile seçileceğini belirten Anayasa'nın 102. maddesinin birinci fıkrasının yasama organını ilk iki oylamada bağlayan bir kural olduğunu, bu bağlayıcılığın bir anlam ifade edebilmesi için en az aynı oranda milletvekilinin cumhurbaşkanlığı seçimine katılması gerektiğini ifade etti. Anayasa'nın sadece lafzi yorumla değerlendirilecek bir hukuk argümanı ve bir usul belgesi olmadığının altını çizen Kaleli, ''Kendi iç tutarlılığı

yönünden bir bütün olarak algılandığında, 102/1. maddesinin üçte iki sayısal belirlemesinin yüklemini, yalnızca seçmeyle sınırlı saymak, bu fıkranın hedef alanının da abesle iştigal ettiği anlamına gelecektir ki böyle bir yorumun kabulü mümkün değildir'' dedi.

Karara ek gerekçe yazan üye Osman Alifeyyaz Paksüt de çoğunluğun iptale ilişkin görüşlerine katıldı. Paksüt ek gerekçede, 10. Cumhurbaşkanı seçimi dışındaki daha önceki tüm cumhurbaşkanı seçimlerinin ya tamamen farklı Anayasa hükümlerine veya farklı içtüzük hükümlerine göre yapıldığını belirtti. 10. Cumhurbaşkanı'nın seçiminde ise mazereti olanlar dışında tüm milletvekillerinin toplantıya katıldığının, TBMM Genel Kurulu'nda üçte ikiden fazla çoğunluğun hazır bulunduğunun, toplantı ve karar yeter

sayısıyla ilgili herhangi bir sorun olmadığının tartışmasız olduğunu ifade eden Paksüt, o dönemde eylemli içtüzük değişikliğinin oluştuğunun iddia edilemeyeceğini kaydetti.

Osman Paksüt, bir parlamento döneminin son yılında seçilen bir cumhurbaşkanının, hem kendisini seçen parlamento, hem onu takip eden 5 yılda görev yapacak müteakip parlamento hem de kendisinin 6. veya 7. görev yılına tekabül eden daha sonraki parlamento ile birlikte çalışacağına işaret ederek, bu yönden uzlaşının öneminin ortaya çıktığını belirtti.

(SC-MAY-NÇ-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı