Afife Jale Haberleri

Afife Jale haber, Afife Jale son dakika haberleri ve gelişmeleri.

Afife Jale - 08.09.2021
Yapı Kredi, 77'nci yaşını kutluyor
İlk düzenlendiği günden bu yana Türk tiyatrosunun önemli bir parçası olan Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri ile büyük tiyatro sanatçısı Afife Jale'nin ismini yaşatıyoruz.
Afife Jale - 31.08.2021
Yaşamı boyunca hiç durmayan kavuklu tiyatrocu: Ferhan Şensoy
Avni Dilligil, İsmail Dümbüllü ve Nasrettin Hoca Mizah Ödülü'nün yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığı Jüri Özel Ödülü, Heygirl Dergisi Yılın Oskarları Ödülü, Afife Jale ve Muhsin Ertuğrul Ödülü gibi çok sayıda prestijli ödülün sahibi usta sanatçı, Kel Hasan Efendi'den bugüne kadar gelen "Kavuk"u 1989'da Münir Özkul'dan devraldı, onardığı Tarihi Ses Opereti'ni "Ses 1885" adıyla açtı.
Afife Jale - 01.07.2021
"İstanbul'u Koşuyorum Kadınlar Günü Etabını" 3 Temmuz'da gerçekleştirecek
3- Apollon Tiyatrosu 1920'de "Yamalar" adlı oyununda oynayan Elize Binemeciyan'ın yerine sahneye çıkan Afife Jale, tüm engellemelere rağmen çeşitli oyunlarda yer almaya devam etti.
Afife Jale - 07.03.2021
Tarihe Damga Vuran "TÜRK KADINLARI"
Afife Jale'den Sabiha Gökçen'e, Sabiha Filiz Dinçmen'den Lale Aytaman'a.
Afife Jale - 10.02.2021
ESKİŞEHİR - Sanatçı Ali Düşenkalkar: "Sadece sanata değil, insana karşı da sorumluluğumuz var" (7)
"Baba Evi", "Hanımın Çiftliği", "Muhteşem Yüzyıl Kösem'" ve "Gönül Dağı" adlı dizilerle, "İstanbul Kanatlarımın Altında", "Kaç Para Kaç", "Çamur", "Korkuyorum Anne", "Devrim Arabaları", "Osmanlı Cumhuriyeti" ve "Ay Büyürken Uyuyamam" adlı filmlerde rol alan oyuncu Ali Düşenkalkar, "Sorumluluk, sadece sanata karşı değil, insana karşı da öyle. Sanat benim için bu anlamda araç olarak kullanılabilir. İnsana karşı da her zaman nefes alıyorsak sorumluluğumuz vardır. Ben sadece bu kapsamda sanırım tiyatroyla buluştuğum ve bu yapıda bir kültürde ders aldığım için böyle düşünüyorum." dedi. Devlet Tiyatrosunda birçok oyunda oyuncu ya da yönetmen olarak yer alan, sinema filmi, dizi ve belgesellerde seslendirmeler yapan, yurt içi ve yurt dışı festivallerden ödülle dönen sanatçı, aynı zamanda Bursa Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliğini de üstleniyor. Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde çekimleri devam eden, TRT'nin sevilen yapımı Gönül Dağı dizisinde "Düğüncü Muammer" rolünü canlandıran sanatçı, sanata ve insana sorumlulukla geçen 40 yıllık sanat hayatını, "yedek parça ve yan sanayi" dediği seslendirmenin pandemiyle birlikte geldiği son durumu ve 11 Şubat'ta Bursa, Nilüfür Belediyesi Kent Tiyatrosunda dünya prömiyerini yapacakları konteynır projesi "Hamlet'in Bütün Ölüleri ya da Hamlet'in Mezarlık Ziyareti" oyunuyla ilgili heyecanını AA muhabiriyle paylaştı. SORU: Merhabalar, hoş geldiniz nasılsınız? Ali Düşenkalkar: "Kayıtta mıyız?" SORU: Kayıttayız. Ali Düşenkalkar: "Çok güzel, ben bu soruyu daha sonra yine soracağım, kayıtta mıyız? diye. Bu benim esprim çünkü röportajlarımda onu yapıyorum. Hoş geldiniz." SORU: Siz de hoş geldiniz çekimden. Eskişehir'de, Sivrihisar'dayız. TRT1'deki Gönül Dağı dizisinin çekimleri nasıl sürüyor? Ali Düşenkalkar: "Teşekkür ederim. ya ne kadar güzel, Anadolu'nun bir köşesi gibi düşünebilirsiniz Sivrihisar'ı. Fakat doğa şartları. Kışa girmekteyiz. 'Kış geç kaldı.' diyor Sivrihisarlılar. Biz de kışın geç kaldığını artık kar yağışıyla hissetmeye başladık Sivrihisar'da. Hissetmiyoruz aslında zaman zaman çenemizin kilitlendiği oluyor." SORU: Veysel'in (Semih Ertürk) babası, Düğüncü Muammer'i oynuyorsunuz. Sıcak bir dizi çekiyorsunuz. Kardeşiniz Ağıtçı Hüseyin (Erdal Cindoruk) ile barıştınız mı onu sorayım? Ali Düşenkalkar: "Sanırım barışmayacağız. Barışırsak, sanırım senarist arkadaşlarımızın kurduğu bütün kurgu bozulur. Orada bir çatışma, çelişki, sorun var. Orası senaristler için hoş bir durak. Sanırım barışmazlar onlar. Barışmamanın yollarını bulmak daha zor biliyorsunuz değil mi? Yani kurgu aşamasında senarist arkadaşların bizi bağlamlara götürdüğü meselelerde haftalık senaryoyu elime aldığımda gerçekten çok gülüyor, çok eğleniyorum o sahnelere. TRT 1'in bu sıcak dizisinde yer almaktan ve seyirci tarafından aynı sıcaklıkla kucaklanmamızdan dolayı çok mutluyum." SORU: Zaten barışırsanız da onun şiddeti, duygusallığı yüksek olur herhalde? Ali Düşenkalkar: "Zaman zaman buna benzer nüveler veriyoruz. Yine yakında olacak bir bölümün içinde böyle sahneler var, söylemeyeceğim, sürpriz kalsın. Kayıtta mıyız?" SORU: Kayıttayız. Siz aynı zamanda Eskişehir Anadolu Üniversitesinde öğretim görevlisiydiniz. Devam ediyor musunuz? Ali Düşenkalkar: "Hayır, devam etmiyorum. 2000-2005 yılları arasında bir yarım yıl ara vererek Eskişehir Anadolu Üniversitesi Konservatuvarında tiyatro bölümünde derslere gelmiştim. Eskişehir'i iyi bilirim. Ama olduğumuz semt mesela o zamanlar yok gibiydi adeta. 'Burası eskiden dutluktu.' derdik ya, adeta öyle bir bölgeydi. Ayrı bir köşeydi. Tarlalar vardı. Çekim vasıtasıyla geldim ve hayretler içerisindeyim. Gerçi Eskişehir çok değişti. Kasaba niteliğinden gerçekten büyük şehirle beraber büyük bir vizyonla çok başkalaştı." SORU: Lefkoşa doğumlusunuz ve liseyi bitirene kadar orada okudunuz ve yaşadınız. Tiyatroya orada hem okulunuzda hem de sokak tiyatrosu yaparak başladınız. Savaş karşıtı oyunları sokakta sahneliyormuşsunuz. Biraz o yıllarınızı anlatır mısınız? Nasıl bir hayatınız vardı? Ali Düşenkalkar: "1974'ten söz ettiniz. Kendimi bildiğim ilk gençlik yıllarım. İçinin delikanlılığıyla insanın anarşik ruhu başkaldırır ya, işte o yıllar sanırım." SORU: Bir de 1974 tarihi olarak önemli bir yıl.. Ali Düşenkalkar: "Tabii ki; 1974, savaş yılı ve Barış Harekatı'nın yapıldığı yıl. Savaşın gençler üzerindeki travmaları... Benim annem ve babam mesela 1958-1959 ve 1963 savaşlarını da biliyor. Ben 1961 doğumluyum. Tam merkezde, Lefkoşa'nın göbeğinde doğdum. Aslında insanlar savaş istemiyor. Fakat sistem buna sanırım zorluyor. Bunu da ötelemek, itmek ve savaştan uzak kalmak lazım. Sanırım gençlik yıllarım buna karşı koydu. Gerçekten, 'Savaşa hayır' pankartı açarak, 1977-1979 yıllarında Brecht'in, Neşe Yaşin'in şiirlerini okuyarak, herhangi bir uç ve siyasi mesele olmadan, insanları savaş karşıtlığına davet eden bir oluşumun içindeydim ben de. Bu gösterileri yapıyorduk." "Felsefi ve estetik açıdan kendimizi beslememiz gerekiyor" SORU: Lefkoşa'da tiyatro ve sanat, insan hayatında ne kadar etkili ve nasıl bir yerdedir, merak ediyorum? Ali Düşenkalkar: "Çok uzun zamandır Lefkoşa'nın dışındayım ama bağım kesilmedi. Annem ve kardeşim orada. Son 2-3 yıldır Lefkoşa Belediye Tiyatrosu idaresi bir değişim gösterdi. Bayrak değiştirdi arkadaşlar. Fakat Devlet Tiyatrosunun biraz atıl kalmış bir hali var. Üstelik çok büyük anlaşmaları var, Türkiye'deki Devlet Tiyatroları ile. Yılda iki yönetmen, iki oyuncu ve dekor yapımı becayiş edilebilir ya da buradan yardım isteyebilirler. Orada kadroların gelişmesi ve genişlemesi lazım. Gelişme ise sadece okul bitirmekle olmuyor. Oradaki dostlar sanırım biraz az görüyor bunu. İnsanın herhangi bir sohbette, bir resimde ya da müzik parçasını dinlediğinde beslenmesi gibi hem felsefi hem de estetik açıdan kendimizi beslememiz gerekiyor, her zaman, her yerde. Sanatçının zaten asıl durakları buralar. Oralarda beslenir ve oralara yatırım yaparsak, kendi ülke tiyatromuza da şehrimize de ülkemize de sınırlarımıza da belirli katkılarda bulunuruz. Orada bir duraksama var galiba. Siyasiler, gerçek yatırımın insana olduğunu unutmadan, tiyatroya yatırım yaparlarsa sanırım gelişebilir. Kıbrıs'ta tiyatro yanmıştı ve yanmış olan tiyatro yapılmadı. Başka bir şey söylemeyeyim. Siyasiler bunu işitirlerse kendi kulaklarını çeksin." SORU: Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarından mezun olur olmaz Devlet Tiyatrolarına hiç ara vermeden başlamışsınız. Şanslı mı demeliyiz hemen kadroya girmeniz yönünden? Ali Düşenkalkar: "Evet, çok doğru, çok haklısınız. Biz sınıf olarak şanslıydık. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarının tiyatro bölümüne 1979 yılında giren öğrenciler, çok önemli bir yelpazedeki öğretim görevlileri tarafından yetiştirildi. Yani bizim sınıfımızın hocaları, Türkiye tiyatrosuna bugün damgalarını vurmuş insanlardır. Onun için çok şanslıydık gerçekten. Zaten tiyatro, usta-çırak ilişkisine dayalı bir şeydir. 1979 yılında girdik, 1983 yılında mezun olduk. Birkaç arkadaşımız alt sınıfta kaldı. Fakat onlarla da birkaç yıl sonra İstanbul Devlet Tiyatrosu çatısı altında buluştuk. İstanbul Devlet Tiyatrosu yeni kurulmuştu. 4-5 yıl olmuştu. 60 kişilik ortalama bir kadrosu vardı. Biz 11 kişilik bir sınıftık mezun olduğumuzda. 10 kişi birden tek dilekçeyle bizi İstanbul kadrosuna aldılar. Devlet Tiyatrosunun genç insana ihtiyacı vardı. Bizim öğretmenlerimiz sağ olsun Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarının öğretim görevlileriydi. Bir torpil mi yaptılar? Hayır. Bir 10 yıl sonra tiyatronun bütün yükünü bu sınıf taşıdı." SORU: "İstanbul Efendisi", "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz", "Macbeth", "Amadeus", "Afife Jale", "Küçük Nasrettin" ve dahası, çok sayıda oyunda, oyuncu, yardımcı yönetmen ve yönetmen olarak da görev yaptınız.
Afife Jale - 05.12.2020
Son dakika: DT kostüm tasarımcısı Köroğlu, Kovid-19 sebebiyle hayatını kaybetti
Köroğlu, profesyonel sanat hayatına İstanbul Devlet Tiyatrolarında başlamıştı. 2003 ve 2007'de Afife Jale Tiyatro Ödülleri'nde "En Başarılı Sahne ve En Başarılı Giysi Tasarımcısı" ödülü alan Köroğlu'nun, ulusal ve uluslararası alanda sahne tasarımı konusunda ödülleri de bulunuyordu.
Antoloji.com Hastane.com.tr Intersinema.com Yenikadin.com
Afife Jale Haberleri | Afife Jale Kimdir - Haberler - Afife Jale haberleri en güncel gelişmeler ve son dakika haberler. Afife Jale kimdir, hayatı ve biyografisi. Yapı Kredi, 77'nci yaşını kutluyor.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

[Kullanım Şartları] - [Gizlilik Politikası] - [Çerez Politikası] - [Kişisel Verilerin Korunması] - [Hata Bildir] 20.9.2021 08:24:23. #1.16#

title