26. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi - Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu...

26. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi - Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu...

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, "Batı, menfaati söz konusu olduğunda kendisinin kabul ettiği bütün evrensel değerleri rafa kaldırabilmekte, her türlü çifte standardı meşru görebilmektedir.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, "Batı, menfaati söz konusu olduğunda kendisinin kabul ettiği bütün evrensel değerleri rafa kaldırabilmekte, her türlü çifte standardı meşru görebilmektedir. Üzülerek belirtelim ki batı için, 'bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir.' Kendilerinden güçsüz gördükleri ülkeleri, zenginlikleri sömürülecek yerler olarak gören bir anlayışın insanlığa huzur getirmesi mümkün değildir." dedi.

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nin (ESAM) WOW Hotel'de düzenlediği 26. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi'nde konuşan Karamollaoğlu, dünyanın üç boyutlu (iktisadi, insani ve değerler) bir kriz yaşadığını belirtti.

İnsanlığın büyük bir iktisadi krizle karşı karşıya olduğunu öne süren Karamollaoğlu, "Zira dünyanın en zengin yüzde 1'lik kesiminin serveti, geri kalan yüzde 99'luk kesimin servetinin toplamına eşit. Dünyanın en zengin 62 kişisinin varlıkları son 5 yılda 500 milyar dolardan 1,76 trilyon dolara çıkmış durumda. Buna karşın 1,5 milyara yakın insan günlük 1 doların altında bir kazançla hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Bu tablo sömürüye dayalı bir ekonomik sistemin sonucudur. Bu kadar adaletsiz bir gelir dağılımı üzerine adil bir dünya inşa etmek mümkün değildir." diye konuştu.

Aynı zamanda dünyada ağır bir insanlık krizi yaşandığını dile getiren Karamollaoğlu, Arakan, Suriye, Yemen ve Libya'dan örnekler verdi.

Dünya genelinde 250 milyon çocuğun savaş ve çatışma ortamı içinde bulunduğunu vurgulayan Karamollaoğlu, "Son 10 yılda 2,5 milyondan fazla çocuk bu çatışmalarda hayatını kaybetti. 65 milyon insan mülteci durumunda. 1,8 milyar insan içecek sağlıklı sudan ve ilaçtan mahrum. Her yıl 2 milyondan fazla insan salgın hastalıklar yüzünden hayatını kaybediyor. Böyle bir tabloda insanlıktan bahsetmek mümkün değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Küresel dünyanın bugün içine sürüklendiği en büyük krizin "değerler" olduğunu belirten Karamollaoğlu, şöyle devam etti:

"Batı'nın, gücü hak sebebi olarak gören materyalist anlayışı insanlığı bir değerler krizine sürüklemiştir. İnsanlık için en tehlikeli sapıklık ve sapkınlıklar temel insani değerler olarak takdim ediliyor. Zenginliği olan bölgelere müdahalede acele edilirken, olmayan bölgeler gündem bile olamıyor. Batı, menfaati söz konusu olduğunda kendisinin kabul ettiği bütün evrensel değerleri rafa kaldırabilmekte, her türlü çifte standardı meşru görebilmektedir. Üzülerek belirtelim ki Batı için, 'bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir.' Kendilerinden güçsüz gördükleri ülkeleri, zenginlikleri sömürülecek yerler olarak gören bir anlayışın insanlığa huzur getirmesi mümkün değildir."

"İslam dünyası 120 yıldır adım adım yürütülen bir projenin hedefindedir"

Karamollaoğlu, bugün dünyada özellikle de İslam coğrafyasında yaşanan krizlerinin sebebinin "Batı" olduğunu öne sürdü. Batı'nın ırkçı emperyalizm zihniyetine sahip olduğunu dile getiren Karamollaoğlu, şunları söyledi:

"Bildiğiniz gibi bu yıl Balfour Deklarasyonu'nun 100. yıl dönümü. İngiltere başta olmak üzere Batı ülkelerinin şeref ve onur payesi olarak kabul ettiği bu deklarasyon, maalesef İslam coğrafyasının felaketi olmuştur. Eğer bugün İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu problemleri gerçekten anlamak istiyorsak şu üç önemli tarihi mutlaka hatırlamak ve neye mal olduklarını bilmek zorundayız. Birinci Siyonist Kongre; Theodor Hertzel'in öncülüğünde, İsviçre Basel'de gerçekleştirilen bu kongre Filistin'de bir Yahudi devletinin fikri temelini oluşturdu. Balfour Deklarasyonu; İngiltere'nin öncülük ettiği ve daha sonra ABD, Fransa ve İtalya'nın destek verdiği bu deklarasyon, Basel'de ortaya konan fikri, siyasi zemine taşıdı. İsrail'in kuruluşu; fikri ve siyasi bir ideoloji, 1948 yılında ete kemiğe büründürülerek somut hale getirildi. Basel Konferansı'nın üzerinden 120 yıl, Balfour Deklarasyonu'nun üzerinden 100 yıl, İsrail'in kuruluşunun üzerinden ise 69 yıl geçti. Bu tarihleri vermemizdeki sebep, coğrafyamızın dizayn edilişinin önemli dönüm noktalarının, bu tarihlere tekabül etmesidir. Özetle İslam dünyası 120 yıldır adım adım yürütülen bir projenin hedefindedir. Bugün bizler mevcut şartlarda, parçalara odaklanmak yerine resmin bütününü görmek zorundayız. Adına ister BOP denilsin, ister BİP, sonuç değişmez. Önce Filistinlileri, kaba kuvvet zoruyla evlerinden, yurtlarından göçe mecbur bırakarak İsrail'i kuranlar, şimdi de Büyük İsrail'i kurmak için önlerine çıkabilecek engelleri kaldırmak için çalışıyorlar."

Temel Karamollaoğlu, siyonizm'in İsrail'i Arz-ı Mev'ud'u (Vaad edilmiş topraklar) içine alacak şekilde genişletmek için her türlü işgal, savaş, terör ve anarşiyi meşru gördüğünü bildirerek, bu planı dikkate almadan ne Irak'ta ne Suriye'de, ne Afganistan'da ne de Yemen'de yaşananları tam olarak anlamanın mümkün olmayacağını ifade etti.

Düşmanın yaptıklarından şikayet etmenin sadece acizlerin işi olduğunu anlatan Karamollaoğlu, "Bu yüzden bu kongrede bizce sorulması gereken asıl sorular şunlardır: Mevcut tehdit ve tehlikeler karşısında Müslümanlar olarak biz ne durumdayız? Bu tehdit ve tehlikeleri bertaraf ederek yeni bir dünyayı kurmak için ne yapmalıyız? Maalesef Müslümanlar olarak bu meselelere yoğunlaşmak yerine iç çekişmelere kapıldık. İç çekişmelerle birlikte Batı'da yaşanan sanayi ve teknolojideki gelişmelere ayak uyduramadık. Batı ülkelerinin sömürgeleştirme politikalarına ve entrikalarına karşı çare bulamadık." dedi.

İslam ülkelerinin dünyanın en zengin doğal kaynaklarına sahip olduğunu aktaran Karamollaoğlu, "Bu kaynaklardan İslam ülkelerinin geliri, 1,5 trilyon dolar seviyesindedir. Eğer bu imkanın sadece yüzde 10-15 gibi cüzi bir kısmı ülkelerimizin sanayileşmesine, teknolojik ilerlemesine, tarım ve hayvancılığın geliştirilmesine ayrılırsa, emin olun çok hızlı bir kalkınmayı gerçekleştirebiliriz." dedi.

İslam ülkelerine öneriler

Karamollaoğlu, Müslümanların aynı kıbleye yöneldiğini hatırlatarak, "Müslüman ülkeler olarak gücümüzü birbirimizi yok etmek için değil birbirimize destek olmak için kullanmalıyız. Birlikte rahmet, ayrılıkta ise azap vardır." ifadesini kullandı.

İslam Birliği'ne ihtiyaç olduğunu bildiren Karamollaoğlu, şöyle devam etti:

"İslam coğrafyasının kurtuluşu için etkinliği olan bir İslam Birliği'ne ihtiyacımız olduğu artık apaçık ortadadır. Bu itibarla bir an evvel İslam Ülkeleri Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulmalı. Bu meyanda mevcut İslam İş birliği Teşkilatı, bu yapıya dönüştürülebilir. İslam Ülkeleri Ekonomik İş birliği Teşkilatı kurulmalı. D-8 bütün İslam ülkelerini kapsayacak şekilde genişletilebilir. İslam ülkeleri için ortak bir para birimi oluşturulmalı. İslam Ülkeleri Savunma İş birliği Teşkilatı kurulmalı. İslam Ülkeleri Bilim ve Kültür İş birliği Teşkilatı kurulmalı. Elbette bunlar, yeni oluşumlarla da desteklenebilir."