13 Ekim Uluslararası Afetlerin Azaltılması Günü

13 Ekim Uluslararası Afetlerin Azaltılması Günü

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) İzmir İl Müdürü Osman Metin Saroğlu, güvenli yaşamın, her türlü tehlikeye karşı bilgili ve hazırlıklı olmakla mümkün olabileceğini belirtti.

13 Ekim Uluslararası Afetlerin Azaltılması Günü

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) İzmir İl Müdürü Osman Metin Saroğlu, güvenli yaşamın, her türlü tehlikeye karşı bilgili ve hazırlıklı olmakla mümkün olabileceğini belirtti.

Saroğlu, "13 Ekim Uluslararası Afetlerin Azaltılması Günü" nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, herhangi bir tehlikenin yol açtığı kötü etkiler ile baş etmeye yerel imkanların yetmediği durumların "afet" olarak tanımlandığını, Türkiye'nin deprem, sel, heyelan, çığ gibi doğal tehlikelerle karşı karşıya olduğunu bildirdi.

Saroğlu, "Uluslararası Afetlerin Azaltılması Günü"nün risk azaltma ve risk farkındalığı küresel kültürünü destekleme yöntemi olarak, afet önleme, zarar azaltma ve hazırlığı içerdiğini, ilk kez 1989 yılında BM Genel Kurulunun çağrısıyla bu özel günün başlatıldığını, 2009'dan bu yana da her yılın 13 Ekim'inin "Uluslararası Afetlerin Azaltılması Günü" tayin edildiğini dile getirdi.

2015 sonrası afet risklerinin azaltılmasını konu alan Sendai Çerçevesinde (2015-2030) bulunan 7 hedefin her yıl bir hedefi gerçekleştirmek şeklinde kampanya haline getirildiğini belirten Saroğlu, bu yılın hedefinin ise "2030 yılına kadar küresel olarak afetlerden etkilenmiş insan sayısını önemli ölçüde azaltmak, 2005-2015 yılına kıyasla 2020-2030 yılında her 100 bin kişide ortalama küresel rakamı azaltmayı" hedeflediğini kaydetti.

"Evim Güvenli Evim"

Saroğlu, "Bu yılın amacı koruma, önleme ve afetlerden etkilenmiş insan sayısını azaltmak özellikle ölüm riskinin, yaralanmanın, hastalıkların, yaşam kaybının, yer değiştirmenin (afet kaynaklı göç) ve afet olaylarından sonra temel hizmetlere erişim eksikliğinin artması (büyümesi), kadınlar, çocuklar, engelliler ve yaşlıların dahil edilmesidir. Tüm bunlar göz önüne alınarak afetlerden etkilenme ve yer değiştirme oranını önemli ölçüde azaltarak "Evim Güvenli Evim" sloganı esas alınmıştır." ifadesini kullandı.

"Tehlikelere karşı önlem alınmalı"

Sadece doğal tehlike kaynaklarının değil teknolojik ve insan kaynaklı tehlikelerin de ekonomik yapı, çevre, insan hayatı ve mal mülk açısından çok geniş boyutta zararlara yol açabildiğine dikkati çeken Saroğlu, şunları kaydetti:

"Tehlikelerden uzakta yaşamak, kendimiz ve sevdiklerimize güvenli yaşam çevreleri oluşturmak için afetler yaşanmadan önce farklı tehlikelere karşı önlem alarak hazırlanmamız gerekir. Afetlerle birlikte nasıl yaşayabiliriz? Doğal tehlikelerin ülkemizin bir gerçeği olduğu bilinci ile önceden hazırlanarak, afet ve acil durumlarda bilinçli, eğitimli ve planlı hareket etmeliyiz. Afetler konusunda bilgi sahibi olarak, afetlere karşı önlem alarak, afetlere karşı bireysel hazırlıklarımızı tamamlayarak, güvenli yaşam kültürünü hayatımızın tüm alanlarına taşıyarak tehlikelerin yaratacağı zararları en aza indirebiliriz.

Güvenli yaşam, her türlü tehlikeye karşı bilgili ve hazırlıklı olmakla mümkündür. Bunun için çevremizde oluşabilecek afet riskleri hakkında bilgi sahibi olmalı, yeni yerleşim alanlarını afet riski taşıyan bölgeler dışında kurmalı, tehlike kaynaklarına yakın bir yerde yaşıyorsak binamızın bu duruma uygun güvenlik seviyesinde inşa edildiğinden emin olmalı, afet ve acil durumlara karşı bir 'Aile Afet Planı' hazırlamalı, temel ihtiyaçları karşılamak üzere bir 'Acil Durum Çantası' hazırlamalı, Zorunlu Deprem Sigortası ve gerekli diğer sigortaları yaptırmalı, tüm aile üyelerinin acil durum telefon numaralarını ve bu numaraların nasıl aranması gerektiğini bildiğinden emin olmalı, afete hazırlık eğitimlerinin yanı sıra tamamlayıcı bilgileri içeren ilkyardım, yangın gibi eğitimleri almalı, afet ve acil durumlar sırasındaki doğru davranış şekillerini öğrenmeli ve çocuklarımıza öğretmeliyiz."