Uzmanlar Hidroelektrik Santrallerini Ele Aldı
Türkiye Ormancılar Derneği (todeg) ve Orman Mühendisleri Odası İş Birliğiyle Antalya Kültür Merkezi'nde 'Hidroelektrik Santrallerinin Ekolojik, Hukuki ve Sosyal Boyutu' Konulu Panel Düzenlendi
Türkiye Ormancılar Derneği (TODEG) ve Orman Mühendisleri Odası iş birliğiyle Antalya Kültür Merkezi'nde 'Hidroelektrik santrallerinin ekolojik, hukuki ve sosyal boyutu' konulu panel düzenlendi.
Panelde, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Prof. Dr. Doğan Kantarcı, hidroelektrik konusunun trajikomik bir hale geldiği söyledi. Türkiye'nin su kaynaklarının sınırlı olduğuna dikkati çeken Kantarcı, ülkedeki üretilen enerjinin sadece yüzde 35'inin yurt içinde üretildiğini kaydetti.
Türkiye'deki kaynakların sadece ülke içinde kullanılması gerektiğini savunan Doğan Kantarcı, bu yapılırken de çevresel etkenlere dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
Akdeniz Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülser Öztunalı Kayır ise, hidroelektrik santrallerinin yaşamı tehdit ettiğini savundu. Kayır, baraj yapımı için bugüne kadar dünyada 40-80 milyon kişinin yerlerinden edildiğini, küresel ısınmaya neden olan sera gazlarının yüzde 28'e varan bir bölümünün de baraj göllerinden türediğini bildirdi.
Kayır, HES'lerin çevreye ve doğal yaşama verdiği zararları, su kaynakları, doğa ve tarihsel alanları korumaması, doğal kaynakları pazar malına dönüştürmesi ve planlanandan çok daha az enerji üretimi gerçekleşmesi nedeniyle tepkilerle karşılandığını ifade etti.
Orman Mühendisleri Odası Batı Akdeniz Şubesi Başkanı Gürel Şirin ise, suyun sınırlı bir kaynak olduğunu ve mutlaka verimli şekilde kullanılması gerektiğini söyledi.
Suyun şirketlere satılması sonucunda köylünün tarlasını, bahçesini suladığı suya sayaç takılacağını anlatan Şirin, evlerdeki su sayaçlarının kontörlü sayaçlarla değiştirilerek, para olmadığında suların otomatik olarak kesilmeye başlayacağını öne sürdü.
Özelleştirmenin vatandaşlar açısından 'vahim sonuçlar doğuracağını' iddia eden Şirin, 'Türkiye, IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası kurumlar tarafından ve AB uyum süreci gereği, tüm hizmetlerde olduğu gibi, su alt yapı hizmetlerini ve su kaynaklarını da ticarileştirerek, piyasaya açmaya mecbur bırakılmıştır' dedi.
Su kaynaklarının, halkın malı olduğunu ve tüm canlılara ait olduğunu vurgulayan Şirin, 'Su alınıp satılamaz, ticarileştirilemez, özelleştirilemez. Halkın su kullanım hakkı engellenemez' diye konuştu.
Elektrik Mühendisleri Odası Batı Akdeniz Şubesi Başkanı İlhan Metin, Türkiye'nin enerji politikasının temel hedefinin enerji ve tabii kaynakları verimli, güvenli ve çevreye duyarlı şekilde değerlendirmek olması gerektiğini söyledi.
Enerjide dışa bağımlılığı azaltarak, ülke refahına en yüksek katkının sağlanacağını ifade eden Metin, 'Kaynak çeşitliliğine, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına önem verilmeli, çevre üzerindeki etkisi en aza indirgenmeli ve enerji, verimli bir şekilde üretilip tüketilerek kamu yararı gözetilmeli' dedi.
Sadece ticari kaygılarla planlanmadan hidroelektrik enerjisi üretiminin gerekliliğine inandıklarını kaydeden Metin, ülkenin kendi kaynaklarını etkin şekilde kullanması gereğine inandıklarını sözlerine ekledi.
(MHB-GÜÇ-MHD) - ANTALYA








