Müslüman Geleneğinde Muharrem Ayı

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Eda Ay - Ankara Üniversitesi (aü) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof

Eda Ay - Ankara Üniversitesi (AÜ) İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Onat, hem Kerbela'da şehit olan Hz. Hüseyin'in anıldığı hem de Hz. Nuh'un ve yeniden doğuşun hatırlandığı muharrem ayının, Müslümanlar açısından önem taşıdığını belirtti. Prof. Dr. Onat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Muharrem ayının 10. gününde Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilmesini, 'insanlık tarihinin en acı olaylarından biri' olarak değerlendirerek, Hz. Hüseyin'in, Kufelilerin daveti üzerine buraya gittiğini ancak kendisine sahip çıkılmaması nedeniyle katledildiğini vurguladı. Emevi iktidarının hırsı nedeniyle, Hz. Hüseyin ile aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 72 kişinin Kerbela'da yaşamını yitirdiğini anlatan Onat, 'İktidar hırsı insanın gözünü bürüdüğünde insanlık ve duygular kalmaz. Kerbela bunun en güzel örneğidir' diye konuştu. Kerbela olayının, Türklerin Müslümanlığı kabul etmesinden önce gerçekleştiğine, olayın faillerinin de mağdurlarının da Araplar olduğuna işaret eden Onat, ancak Anadolu insanının, Hz. Muhammed ve ehlibeyit sevgisi dolayısıyla bu acıyı sahiplendiğini söyledi.

Bu konuda Anadolu'daki inanışlar hakkında da bilgi veren Onat, şöyle konuştu: 'İnanışa göre, Yezid'den kaçan Hz. Hüseyin ve adamları bir kavak ağacının arkasına saklanır. Bu sırada keklik öterek, Hz. Hüseyin'in yerini belli eder. Keklikler, katledilen Hüseyin ve adamlarının üzerine kondukları için ayakları ve gagalarına kan bulaşır ve o günden bugüne bu lekeler nedeniyle kınalı keklik olarak adlandırılırlar. Anadolu'nun bazı yerlerinde Hz. Hüseyin'in yerini belli ederek ölümüne neden olduğuna inanıldığı için kınalı keklik avlamak sevap görülür.'

Türklerin, Kerbela hadisesini asla onaylamadığını vurgulayan Onat, Kerbela'nın, Alevisi ve Sünnisi ile herkesin hassasiyet gösterdiği bir konu olduğunu söyledi. Anadolu'da hiçbir çocuğa 'Yezid' ve 'Muaviye' adının verilmediğine dikkati çeken Onat, bunun da 'Anadolu insanının kendine özgü naif din anlayışıyla peygamber ve soyuna duyduğu kalbi sevgiden kaynaklandığını' vurguladı. Onat, Kerbela'yı iyi anlamak gerektiğine işaret ederek, 'Bu olayı hazırlayan sebepleri doğru anlamalıyız, yoksa ağırlığı altında sizi ezer. Kerbela'yı doğru anlayıp, ondan birleştirici, bütünleştirici dersler çıkarmalıyız' diye konuştu.

- 'NUH'UN GEMİSİ CUDİ DAĞI'NA 10 MUHARREMDE OTURDU'-

Muharrem ayının bir diğer anlamının da Hz. Nuh ve beraberindekilerin tufandan kurtuluşundan kaynaklandığını ifade eden Onat, 'Nuh'un gemisi, büyük tufandan sonra Cudi Dağı'na 10 muharremde oturdu' dedi. Hz. Nuh'un, 'ikinci Adem' olarak tanımlandığını ve yeniden var oluşu temsil ettiğini vurgulayan Onat, bu olaydan dolayı muharrem ayının aşure ayı olarak da bilindiğini söyledi. Anadolu'nun her yerinde bu ayda Hz. Nuh'un gemisinde bulunan yiyeceklerin kaynatılarak 'aşure' yapıldığını anlatan Onat, aşurenin bazı yerlerde tuzlu, bazı yerlerde tatlı pişirildiğini ve büyük kazanlarla sokaklarda dağıtıldığını dile getirdi. Onat, aşurenin, paylaşmanın simgesi olduğuna işaret etti.

'Muharrem ayında hem Hz. Nuh'u ve yeniden doğuşu hatırlıyor hem de Kerbela'yı anıyoruz' diyen Onat, bu ayda sevincin, acının, paylaşmanın ve hüznün birlikte yaşandığını söyledi. Onat, Müslümanların aşure günü, öncesi ve sonrasında muharrem orucu tutuklarını kaydetti.

- HİCRİ YILIN İLK AYI-

Muharremin, hicri yılın ilk ayı olduğunu da belirten Onat, hicretin, İslam'ın ve Müslümanlığın geleceği açısından dönüm noktası olduğunu dile getirdi. Onat, hicretten sonra İslamiyet'in geliştiğine, sosyal yapılanmanın kurulduğuna ve devletin çekirdeğinin oluştuğuna işaret etti. Onat, bu ayın, Müslümanların tarih bilincine sahip olması, o bilinçle geçmişten ders alarak geleceklerini yönlendirmeleri açısından taşıdığı önemi de vurguladı. Muharrem ayının İslamiyet'ten önce de Arap toplumu için önemli olduğuna ve savaş yapılmayan 'haram aylar' arasında yer aldığına dikkati çeken Onat, haram aylar uygulamasının güven duygusunun tanınmasını sağladığını ve olumlu olması dolayısıyla Kur'an tarafından da desteklendiğini kaydetti. (EAY-ARD) - ANKARA

Kaynak: AA