Depremde Çektiği Fotoğraflar Hafızasından Silinmiyor
Ömer Sarı - Ömer Yıldız - 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi yaşandığında Sakarya 1.Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı'nda Fotoğraf Stüdyosu Sorumlusu olarak askerlik görevini yapan Şehmus Baysal (36), askeri fotoğrafçı olarak çektiği karelerin yıllardır hafızasından silinmediğini söyledi.
Ömer Sarı - Ömer Yıldız - 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi yaşandığında Sakarya 1. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı'nda Fotoğraf Stüdyosu Sorumlusu olarak askerlik görevini yapan Şehmus Baysal (36), askeri fotoğrafçı olarak çektiği karelerin yıllardır hafızasından silinmediğini söyledi.
Adana'da fotoğraf stüdyosu işleten Şehmus Baysal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Van'da yaşanan depremin ardından, Marmara depremi sonrası yaşadıklarını hatırlayarak bir kez daha sarsıldığını vurguladı.
Baysal, henüz 5 aylık askerken 17 Ağustos Marmara depremini yaşadığını, birliğinde fotoğrafçı olarak görev yapması nedeniyle depremle ilgili bütün fotoğrafları kendisinin çektiğini belirtti. Baysal, depremde hemen her karede kendisinin imzası olduğunu 1. Ordu Komutanlığı'na verdikleri arşivin tarihi doküman niteliği taşıdığını kaydetti.
Sakarya'nın yanı sıra Düzce depreminde de fotoğraflar çektiğini anlatan Baysal, "6 ay boyunca yaklaşık 10 bin deprem fotoğrafı çektim. Her depremin ardından, fotoğraf çekerken gördüğüm cansız bedenleri, yıkılan binaları, harabeye dönen sokakları tekrar hatırlıyor, günlerce uyuyamıyorum" dedi.
Deprem sonrası çektiği fotoğraf filmlerinin bazılarını hatıra olarak saklayan Baysal, dönemin 1. Ordu komutanı Hilmi Özkök ve dönemin Sakarya Valisi Cahit Kıraç'ın açılışını yaptığı bir fotoğraf sergisinde kendi çektiği deprem fotoğraflarının yer aldığını aktardı.
Türkiye'de er olarak fotoğraf sergisi açan tek asker olduğunu belirten Baysal, depremin bütün yaşananlarını fotoğrafladığı makinesini ise yıllardır sakladığını ifade etti.
Marmara depremi yaşandığında bütün askerlerin ve vatandaşların kendisini sokağa attığını anlatan Baysal, çok sayıda binanın yıkıldığının görülmesiyle değerli eşyaları korumak ve daha fazla can kaybı yaşanmaması için askerlerin her tarafı korumaya aldığını vurguladı. Baysal, rütbeli komutanların dahi eşofmanlarıyla enkaz altından depremzede çıkardığını gördüğünü ifade etti.
-felaketin fotoğraflarını ilk o çekti-
Kendisinin fotoğrafçı olması nedeniyle depremzedelere yardım edememenin burukluğunu yaşadığını anlatan Baysal, ilk olarak da kolu kopan bir vatandaşı fotoğrafladığını, kan kaybından dolayı bu kişinin kısa süre sonra vefat ettiğini kaydetti.
Basının ilk günler Sakarya kent merkezine alınmadığını aktaran Baysal,
"Asker her tarafı koruma altına almıştı. Sadece gökyüzünden fotoğraf çekenler vardı. Çektiğim fotoğrafları banyo edip komutanlarımızın bilgisi dahilinde basına verdik. Hepsi de gazetelerde yayınlandı. Orada çektiğim her karede çok ciddi üzüntü yaşadım. Sakarya'nın her mahallesini ve caddesini defalarca fotoğrafladım. Marmara depreminde 6 ay boyunca yaklaşık 10 bin deprem fotoğrafı çektim. 10 bine yakın bir film arşivimiz oluştu" dedi.
Deprem filmlerini kendisinden almak isteyen gazeteciler olduğunu vurgulayan Baysal, "Alman gazeteci deprem filmlerini almak için fotoğraf makinesini vermeyi teklif etti. Bugünkü fiyatıyla 10 bin lira civarındaydı. Kabul etmedim. Komutanımız olayı duyunca da beni takdir belgesiyle ödüllendirdi" diye konuştu.
Baysal, enkaz altından bir hafta sonra sağ çıkan ve hiç unutamadığı bir kız çocuğunun hikayesini ise şöyle anlattı:
"Depremden bir hafta sonra enkazdan çıkan 2 yaşındaki kız çocuğu tok olduğunu söyleyince şaşırdım. Enkaz altında kendisine birinin süt ve yemek verdiğini anlattı. Çocuğun sadece sol yanağında hafif toz vardı. Sonra çocuğun anne, baba ve dedesinin aynı depremde yaşamını yitirdiğini öğrendim."
Depremden 8 gün sonra enkazdan sağ çıkarılan bir kadının ışıkla buluşma anını da fotoğrafladığını ifade eden Baysal, görevini yaparken fotoğraflarla birlikte yüzlerce anının adeta beynine kazındığını, yıllar geçmesine rağmen hiçbirini unutamadığını söyledi.
- ADANA









