Zuhal Sönmezer Yazıları

Zuhal Sönmezer

On beş saniyelik zihinler: Storyler!

20.04.2026 05:36
Haber Detay Image

Günün ilk ışıklarıyla birlikte, adeta programlanmış birer otomat gibi başparmağımız dünyayı yukarı kaydırmaya başlıyor. Veri akışına entegre olmuş zihinlerimiz, on beşer saniyelik parçalar halinde akan hayatlar, fikirler ve trajediler arasında mekanik bir ritimle mekik dokuyor. Bir story'de uzak bir coğrafyadaki savaşın yıkımına tanık oluyor, bir sonrakinde algoritmanın önümüze düşürdüğü yeni açılan bir kafenin latte sanatını "beğen" komutuyla tescilliyoruz.

Bir "story" kadar hayat

Artık bir konuyu anlama sabrımız, sadece bir story izleme süresiyle sınırlı. On beş saniyeyi aşan her şeyi vakit kaybı olarak görüp eliyoruz; bizi biraz olsun düşünmeye davet eden derin konuları ise yorucu bularak hızla geçiyoruz.

Hızın getirdiği sığlık

Hakikat sonrası (post-truth) çağın en büyük paradoksu burada başlıyor. Bilgiye erişim hiç bu kadar kolay olmamıştı ama bir konuyu "anlamak" hiç bu kadar imkansız hale gelmemişti. Anlamak; sabır, bağlam ve odaklanma gerektiren insanî bir eylemken, bizler bilginin sadece "kabuğuna" çarpıp geri dönüyoruz.

Bağlam Kaybı : Bir olayı sadece bir kareyle veya bir spot cümleyle değerlendirdiğimizde, o olayın neden-sonuç ilişkisini değil, sadece bizde yarattığı anlık duyguyu tüketiyoruz.

Duygu Odaklılık: Hakikat artık verilerle değil, "hangisine inanmak istediğimizle" belirleniyor. Eğer bir içerik bizi yeterince öfkelendiriyor veya mutlu ediyorsa, doğruluğu ikincil plana düşüyor.

"Anladım" sandığımız büyük yanılsama

Post-truth döneminde "anlamak", yerini "onaylamaya" bıraktı. Kendi yankı odalarımızda, halihazırda inandığımız şeyleri destekleyen kısa videoları izleyip "İşte bu!" dediğimizde, bir konuyu derinlemesine kavradığımızı sanıyoruz. Oysa gerçek, o kaydırdığımız ekranın çok daha gerisinde, daha gri ve daha karmaşık bir yerde duruyor.

Gerçek şu ki; Bir konuyu 15 saniyede kavrayamazsınız. Sadece o konuya dair bir kanaat sahibi olursunuz. Ve bu çağda, "kanaatler" gerçeklerin önüne geçmiş durumda.

Derinliğe dönüş mümkün mü?

Bu bilişsel kuşatmadan çıkmanın yolu, belki de o "story" süresine meydan okumaktan geçiyor. Bir metni sonuna kadar okumak, bir videonun arka planını araştırmak veya bir fikri savunmadan önce karşıt görüşe kulak vermek...

Eğer anlamak eylemini, parmağımızın ucundaki o kaydırma hızından kurtaramazsak; hakikat, sadece algoritmanın önümüze düşürdüğü bir illüzyondan ibaret kalacak.

Unutmayalım ki, dünya bir "reels" videosu değil ve hakikat, sığ sularda yaşamaz; ancak derinlikte nefes alabilir.

Yazarın Tüm Yazıları