Dr. Zuhal Sönmezer Yazıları

Dr. Zuhal Sönmezer

Smooth criminal: Annie iyi mi?

17.06.2026 06:35
Haber Detay Image

Bazı şarkılar sadece çıktıkları döneme ait kalmaz; zamanı adeta büker ve her jenerasyonun popüler kültür hafızasında zirvedeki yerini korumayı başarır. Michael Jackson’ın 80’lerin sonunda hayatımıza soktuğu ve popülaritesinden bugüne kadar tek bir zerre bile kaybettirmediği Smooth Criminal, tam da böyle bir başyapıt. Bugünlerde hangi kulaklığı taksanız, hangi çalma listesini açsanız o ikonik bas yürüyüşü ve zamansız ritim yine aynı taze enerjiyle insanı yakalıyor. Şarkı akıp giderken, o meşhur ve gizemli soru popüler kültürün ötesine geçip modern dünyaya dair bir sorgulamaya dönüşüyor: “Annie, are you OK? Will you tell us that you're OK?” (Annie iyi misin? İyi olduğunu bize söyleyecek misin?)

Popüler kültürün bu en gizemli sorularından biri, bugün içinde yaşanılan modern çağı ve insan ilişkilerini anlamak için de tuhaf bir merak doğuruyor. Şehir hayatının koşturmacası, bitmeyen bir yerlere yetişme telaşı ve her şeyden önemlisi; her şey yolundaymış gibi görünmek için harcanan o muazzam çaba…

Peki, sahne arkasındaki insan gerçekten iyi mi? Yoksa modern dünyanın o pürüzsüz, kusursuz akışında sadece “iyiymiş gibi” yapan figüranlara mı dönüşülüyor?

Pürüzsüz suçlular ve görünmezlik maskesi

Şarkının adındaki o "Smooth" (Pürüzsüz/Akıcı) kelimesi, bugünün dijital dünyasını ve kitle toplumunu özetlemek için biçilmiş kaftan. Bugünün "pürüzsüz suçluları" artık eski gangster filmlerindeki gibi karanlık sokaklarda izini kaybettirmiyor. Onlar artık kusursuzlaştırılmış ekran arayüzlerinin arkasına saklanıyor, zihinleri görünmez bağlarla yakalıyor.

Ekranlar yukarı doğru kaydırıldıkça, o pürüzsüz akışın içinde kaybolmak işten bile değil. Önümüze düşen her estetik kare, her "kusursuz" yaşam profili, bireyi gerçeklikten adım adım koparıyor. Sistem, kişiye duymak istediğini söylüyor, görmek istediğini gösteriyor ve onu pürüzsüz bir illüzyonun içine hapsediyor. Tıpkı şarkıdaki o gizemli suçlunun, geride hiç iz bırakmadan, büyük bir ustalıkla olay yerinden uzaklaşması gibi; modern dünya da insanın dikkatini, zamanını ve en çok da odaklanma yeteneğini pürüzsüzce çalıyor. Üstelik geride hiçbir fail bırakmadan.

"İyi olduğunu söyleyecek misin?"

Girişteki o soruya nesnel bir gözle yeniden bakmak gerekiyor. Sosyal medya platformlarında sergilenen pırıltılı anlar, pazar kahvesi estetiği ve her şeyin yolunda olduğunu gösteren dijital kimlikler… Hepsi aslında dış dünyaya haykırılan birer "I'm OK!" (Ben iyiyim) mesajından ibaret.

Modern çağın trajedisi işte tam olarak burada başlıyor. Böylece gerçekten iyi olup olmadığını sorgulamak yerine, iyi olduğunu kanıtlamak için tasarlanmış pürüzsüz bir tiyatronun parçası olunuyor. Tepkiler pürüzsüzleştikçe sığlaşıyor, insani duygular tek bir parmak hareketine, mekanik bir reflekse indirgeniyor.

Sözün özü

Şarkının o yüksek ritmi arka planda akıp giderken, asıl meselenin o pürüzsüz akıştan biraz olsun çıkabilmek olduğu anlaşılıyor. Arada bir ekranı kaydırmayı bırakmak; hayatın o dağınık, kusurlu ama yapay olmayan gerçek ritmine dönmek gerekiyor.

Çünkü ancak o zaman, modern insana "İyi misin?" diye sorulduğunda, ezberlenmiş bir onay mekanizmasıyla değil; gerçekten, içtenlikle bir cevap verilebilir.

Yazarın Tüm Yazıları