Bazı insanların davranışları, söylediklerinden çok yaptıklarıyla hatırlanır ve çevreleri tarafından bilinçli ya da bilinçsiz şekilde örnek alınır. Anne-babalar, aile büyükleri, toplum önderleri ve siyasi kişilikler gibi. İş hayatında ise yöneticiler bu rolün en belirgin temsilcileridir. Çalışanlar, yöneticilerinin davranışlarını yakından takip eder; bu davranışların, kendi kariyer yolculuklarını ve yönetim anlayışlarını doğrudan etkilediği sıkça görülür.
"Askerde komutanım böyle yapardı", "Eski müdürüm bu konularda şöyle davranırdı", "Rahmetli okul müdürümüz disiplin konusunda asla taviz vermezdi" gibi cümleler, pek çoğumuzun zihninde yer etmiştir. Bu ifadeler, yönetici davranışlarının ne kadar kalıcı izler bıraktığının açık göstergesidir.
Bu nedenle belirli bir konumda görev yapan yöneticiler, hem mesleki hem de insani açıdan davranışlarına normalden çok daha fazla dikkat etmelidir. Her yönetici, sergilediği tutumların bir gün başkaları tarafından referans alınabileceği bilinciyle hareket etmeli ve iyi yönetici davranışlarını istikrarlı biçimde göstermelidir.
Yönetim ve Davranış Tarzının Kopyalandığını Unutmamalı
Birlikte çalıştığı ekip üyelerinin bir kısmının geleceğin yöneticileri olacağını bilen bir yönetici, bu sorumlulukla hareket etmelidir. Empati kurmadan ekip yönetmek, bazı konularda pembe yalanlara başvurmak, raporlama ve toplantı sistemi olmadan karar almak, sorunları ertelemek ya da yeniliklere kapalı olmak gibi davranışlar, yalnızca bugünü değil, gelecekteki yanlış yönetim alışkanlıklarını da besler.
Yönetici, kendi hatalı davranışlarının ileride başkaları tarafından kopyalanabileceğini ve yanlış ezberler oluşturabileceğini unutmadan ekibini yönetmelidir.
Kendini Sürekli Geliştirmeli
İletişim, insan tanıma, zaman yönetimi, raporlama, planlama ve toplantı yönetimi gibi alanlarda yönetici kendini sürekli geliştirmek zorundadır. Farklı yaş gruplarına, kişilik yapılarına ve eğitim seviyelerine sahip ekipleri yönetebilmek; ancak öğrenmeye açık, kendini yenileyen yöneticilerle mümkündür.
"Ben bu işi yıllardır yapıyorum" yaklaşımı, yönetici gelişiminin önündeki en büyük engellerden biridir.
Duruşu Olmalı
Bir yönetici, hiçbir koşulda yalan söylememelidir. İlk karşılaştığı durumda nasıl davranıyorsa, benzer tüm durumlarda da aynı ilke ve refleksle hareket etmelidir. Bu tutarlılık, yöneticinin duruşunu oluşturur.
Yöneticinin sergilediği bu net ve güvenilir yaklaşım, birlikte çalıştığı ekip üzerinde doğrudan bir etki yaratır. Zaman içinde çalışanlar, bu davranış biçimini bir yönetim standardı olarak benimser ve ileride üstlenecekleri yöneticilik rollerinde aynı etik duruşu kendi iş hayatlarına taşırlar.
Merkeze İnsanı Koymalı
İşi ve süreçleri merkeze alan yöneticiler kadar, hayatın merkezine insanı koyan yöneticiler de vardır. Deneyimler göstermektedir ki, insan odaklı yöneticiler daha çok sevilir, daha kolay sonuç alır ve daha sürdürülebilir başarılar elde eder.
Bu anlayışla yetişen çalışanlar, ileride yönetici olduklarında; açık iletişime önem verir, takdir eder, yol gösterir, azarlamaz, adil davranır, dinler, saygı gösterir ve bencil olmaz.
İyi yönetici, sağlam ilişkiler kurarak ekibini yönetir; ekip de bu yaklaşımı kopyalar ve kendi yöneticilik hayatında uygular.
Destek Vererek Yönetmeli
İyi yönetici, yalnızca iş isteyen değil; destek veren, yol gösteren, eğiten ve büyük resmi gösteren kişidir. Özetle, balık vermek yerine balık tutmayı öğretir.
Bu nedenle iyi bir yöneticiyle çalışmış kişiler için sıkça şu ifade kullanılır: "Mutlaka geçmişte iyi bir yöneticinin yanında çalıştığı için bugün bu kadar başarılı ve iyi davranışlar sergiliyor."
Yöneticiler, unvanlarının başına "iyi" sıfatını ekletebilmek için; davranışlarını sorgulamalı, kendilerini geliştirmeli ve yönettikleri insanların kendilerini örnek aldığını hiçbir zaman unutmamalıdır.









